Herhangi bir konu hakkında değerlendirme yapılabilmesi için temel bazı verilerin esas alınması belirleyicilik için yeterli olabilir.

Anadolu'daki geçmişi bin yıl öncesine dayanan, cumhuriyetimiz döneminde ise yeni bir yapılanma ile faaliyetlerine kesintisiz devam eden, devletimizin ve milletimizin bekası noktasında son derece önemli bir rol oynadığı aklı başında herkes için aşikâr olan Başkanlığımıza yönelik, yıpratıcı, manipülatif, aldatıcı ve yanıltıcı, ayrıca ahlaksız ve saldırı niteliği taşıyan haber ve paylaşımlar da sözünü ettiğimiz temel yaklaşım üzerinden ele alınabilir.

Bu bağlamda, bahse konu haberleri yapanlar ile yaptıranların kimler oldukları ilk aşamada cevap isteyen temel sorudur. Ayrıca kimler ve hangi odaklar adına faaliyet yürüttükleri, neyi amaçladıkları, geçmişleri, mesleki kimlikleri ve ahlaki konumları, ilaveten bu kirliliklere yer verdikleri organların mahiyet ve niteliği bu kapsamda yanıt aranması gereken sorular olarak ön plana çıkmaktadır.

Bu sorulara yanıt ararken karşımıza çıkan bilgilerin dikkat çekici olduğu söylenebilir. Hatta açık kaynaklardaki bilgiler bile bu noktada çok önemli hususları izah ediyor olsa gerek.

Fakat biz daha genel bir yaklaşımla konuyu ele almaya çalışalım. Bu yaklaşım, benzer her meselede ölçüt olarak da kabul edilebilir.

Bilindiği üzere Anadolu ve civarı yaklaşık bin yıldır İslam toprağıdır. İslam'ın hamiliğini yapan Müslüman Türklerin öncülüğünde bu topraklarda kurulan devletler, hangi inançtan ve düşünceden olursa olsun, bu coğrafyada yaşayan herhangi bir kimse veya zümreye ayrımcılık yapmamış, herkesi asli unsur olarak görmüştür. Nitekim Anadolu ve civarında bin yıldır varlığını sürdüren Türk devletleri her kesime özgürce yaşama hakkı tanımış, Müslümanlar da din, dil, ırk ve renk ayrımı yapmadan hemen herkes ve her kesim ile kardeşçe yaşamışlardır. Bu vesileyle Anadolu, Müslüman Türklerin öncülüğünde kardeşliğin, huzurun ve refahın merkezi olmuştur, asırlar boyunca.

Bununla birlikte, bu süreçte hem devleti hem de bu huzur ve refah ikliminin kaynağı olan İslam dinini ve Müslümanları hedef alan, bu suretle de devleti yıpratmak, Anadolu Müslümanlığını da itibarsızlaştırmak isteyenler hep olmuştur.

Kimi mevkiini muhafaza etmek, kimi daha çok kazanmak, kimi kendisini ihya eden efendilerine karşı sorumluluğunu yerine getirmek, kimi İslam düşmanlığı yapmak, kimi de İslam ile özdeş Türk varlığından rahatsız olduğu için, yıpratıcı, asılsız ve iftira niteliğindeki söylemler ile bu niteliğe mutabık eylemleri kendilerine vazife edinmişlerdir.

Netice itibarıyla bu türden tipler ve bu çerçevede faaliyet yürüten odaklar ve yapılar, tarihte hep var olmuşlardır. Anlaşılan o ki var olmaya da devam edecekler.

Bu nitelikteki yapıları anlamak aslında çok da zor değil. Bir kişi veya zümrenin, bin yıldır var olan bu devletin asli unsurlarına saldırdığını görüyorsak; işte orada sözü edilen türden bir operasyon ve operasyoncuvar denilebilir.

Eline kalem verilmiş bir şahsın, her fırsatta İslam'a ve Müslümanlara yalan yanlış isnatlarla iftiralar attığına tanık oluyorsak; efendilerinin adına yazdığını anlamak zor olmasa gerek.

Bir mecmua, mütemadiyen devleti ve Anadolu değerlerini hedef alıyorsa, sahipleri ile kalemşorlarınınbu toprakların çocuğu olmadığı söylenebilir, başka karinelere ihtiyaç olmadan.

Devletin ve milletin bekası olduğu aklıselimherkese zahir olan, devletin kadim bir kurumu sıfatıyla bin yıldır varlığını devam ettiren Diyanet İşleri Başkanlığına yönelik karalama ve itibarsızlaştırma operasyonu yürüten bir zümre görürseniz, birilerinin tetikçiliğini yapan, şer odaklarının sözcülüğünü üstlenmiş kimliksizlerin orada yuvalandığını rahatça söyleyebilirsiniz.

Kendisine ayrılmış operasyon köşesinde, hemen her devlet kurumunda var olan ve uygulanan Başkanlığımızın rutin iş ve işlemlerini, sanki gayrimeşru iş yapılıyormuş gibi lanse etmeye çalışan bir ahlaksıza rastlarsanız, milli mücadelenin intikamını, zamana yaymak suretiyle almayı amaçlayanların Türkiye uzantısı bir zavallı olduğunu hemen söyleyebilirsiniz.

Devletimiz ile güvenliği altında yaşayan Müslümanlara yönelik, ağızlarından köpükler saçarak hakaret edenlerle dolu bir ekran görürseniz, Müslüman Türk düşmanı yapılarca boyunlarına tasma takılmış tetikçiler olduğunu, tereddütsüz ilan edebilirsiniz.

Zira "Diyanet'e saldırı, Devlete saldırıdır."

Cüzün hedef alınması, küllün yok edilmesi amacıtaşımaktadır.

Bir uzva yapılan operasyon, bütüne karşı yürütülen savaş demektir.

Ancak sözü edilen amaçlarla, bin yıldır bu topraklarda faaliyet yürütenler hep başarısız olmuşlar, sukutuhayale uğramışlardır. Bundan sonra da başarılı olamayacaklardır. Zira kadim devlet aklı ile ferasetle tahkim edilmiş millet deneyiminin bu kişi ve zümrelere geçit vermeyeceğine gönülden inancımız tamdır.

Yine inanıyoruz ki; devletimiz baki kalacak, milletimiz payidar olacak, Anadolu coğrafyası kıyamete kadar İslam ve Müslüman toprağı olarak varlığını sürdürecektir.

Mamafih, "halk"ı ve "cumhuriyet"i istismar edip devleti, kadim kurumlarını ve milleti itibarsızlaştırma amacı güden operasyon "sözcü"leri, elbet "birgün" yaptıklarının hesabını vereceklerdir, mahkeme-i kübrâda.

Ayrıca devlete, millete, İslam'a ve Müslümanlara, ayrıca Anadolu'ya yönelik bu hasis tutumlarıyla anılacaklardır, benzerlerinin tarih boyunca anıldığı gibi.