Bazı aktörler vardır, yaşamı boyunca eşlik eder insana; önünde, sonunda, ayrıca sosyal hayatının tam merkezinde.
Gözlerini dünyaya açtığı o ilk anlarda, kundaklanıp beşiğine alınmasının hemen akabinde yanında hocası vardır insanın. Sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okur, sosyal hayatının o ilk zaman diliminde.
Henüz yedi günlük bebekken bir kez daha buluşur hocasıyla; saçının tıraş edildiği ve ağırlığınca sadaka verildiği o akika gününde. Kur'an tilaveti ve dua için yanı başında hocası vardır.
Kırkı çıktıktan sonra, konu komşu, eş dost, akraba tanıdık ‘hayırlı olsun’ ziyaretinde bulunurlar haneye. Birkaç gün yoğun geçer bu münasebetle. Bu süre zarfında hoca yine başköşededir; okur, anlatır, dinlenir, dua eder. Hanede bir araya gelen konuklar, günbegün değişse de hoca hep oradadır.
Bebeklikten çocukluğa geçiş en çok da ebeveyn için zordur. Minik evlat dillenmeye başlamadan çetindir ne anlatmak istediğini anlamak. Böylesi günlerde zaman zaman hastalanır yavrucak. ‘Hastane’, ‘acil’, ‘poliklinik’, ‘doktor’, ‘ilaç’ derken zorlanır anne baba. O zor anlarda yine hoca belirir yanlarında. Abdestli elleriyle kucağında tuttuğu küçüğe, şifa ayetlerini terennüm eylerken görürüz hocayı. Kur'an'ın sadra şifa bereketi ve hocanın gölgesi hep üzerindedir yavrucağın.
Zaman geçtikçe büyür çocuk. Allah bir evlat ihsan ettiğinde 'şükür' niyetine kurban kesmek, 'bereket olsun' düşüncesiyle kan akıtmak, sonrasında ihtiyaç sahiplerine ikramda bulunmak adettendir. Bu ritüelin icrası esnasında yine hoca vardır yanı başında çocuğun; tekbirlerle önderlik eder, hem hane sahiplerine hem konuklara.
Sonra okul çağına ulaşır çocuk. Bir taraftan akademik eğitimine devam ederken okulda, bir taraftan da camidedir, hocasının yanında. Hidayet kaynağı Kerim Kitabımız Kur'an'ı öğrenmek için, okuldan arta kalan vakitlerde, sosyal hayatın merkezinde yer alan camiye, hocasının dizinin dibine koşar. Eğitim öğretim sezonu tatile girdiğinde ise başka bir heyecan yaşar. Artık yaz Kur'an kursları başlamıştır. Bu defa hem okuldan hem mahalleden arkadaşlarıyla koşarlar şehrin kalbine; camiye, hocaya.
Günün belli saatlerinde cami içinde hocalarından temel bilgileri öğrendikten sonra, yine hocalarıyla birlikte koşarlar, oynarlar, eğlenirler, yerler, içerler. Bir ömür hatırlanacak yaz sezonunun baş aktörü yine hocadır.
İlköğretim döneminde, bir başka ifadeyle çocukluk çağında; hem eğitim öğretim yılı içinde hem de yaz sezonunda, daima hoca vardır yanında, yöresinde.
Çocukluğun gençliğe evrildiği ve ortaöğretimin başladığı hareketli yıllarda; çevresel faktörlerin menfi tesirinden endişe edilen dönemde, yine hoca vardır gencin yanında, adı konulmamış kollayıcılıkla.
Lise ve üniversite döneminde, artık yaz Kur'an kurslarındaki ibtidai seviye bilgilerden öte milli ve manevi değerlerin öne çıktığı bu zaman diliminde yol göstericidir hoca. Gençlerle buluşan, yurtlarındaki ikametgâhlarına konuk olan, dara düştüklerinde destek veren, manevi boşluğa düşmeleri halinde ellerinden tutandır.
Okul bittikten sonra vatani görev için yola çıkıldığında, asker uğurlama töreninde, besmele, tekbir ve dualarla peygamber ocağına yolcu edilirken, yine hocasıyla beraberdir insan. Hayatın en önemli dönemlerinden olan askerlik görevinin ilk anında, hocasının eli ve duası vardır Türk askerinin üzerinde.
Vatani görev tamamlanıp artık memlekete dönüldüğünde, ‘şükür’ niyetine mevlit tertip edilir, ana-baba ocağında. Uğurlarken olduğu gibi karşılarken de hoca vardır. Bu defa şükür ayetlerinin tilaveti ve hamd ile harmanlanmış niyazlarla.
Ve artık çoluk çocuğa karışma vaktidir. Ana baba için mürüvvet görme zamanıdır. Dünya evine girme, akd-i nikâh anıdır. Bir ömür üstlenilecek son derece hayati bir sorumluluk için zaman gelip çatmıştır. Böylesi bir dönemde öncü aktör yine hocadır. Hayatların birleştirileceği sözleşmeyi hem toplum hem de Allah katında akdedendir hoca. Nikâhtan sonra gelin ve damat hanelerine girerken önlerinde hoca vardır; tekbir, besmele ve dualarla.
Evli çiftler hayatlarını idame ettirirken olur da aralarında tatsızlık vaki olursa, ‘arabulucu’ sıfatıyla müracaat edilen merciidir hoca.
Hanece camiye gidildiğinde, sosyal hayatın kalbinde; gençlere, çocuklara ve toplumun diğer kesimlerine kılavuzluk eden mürşittir hoca.
Dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir uygulamayla, günün ilk ışıklarından gecenin ilk bölümüne kadar, belirli aralıklarla günde beş defa, ilahi çağrıyla birlikte hanelere ve gönüllere konuk olan davetçidir hoca.
Aile büyüklerinden veya hane halkından dâr-ı bekâya irtihal edenler olması halinde, cenaze yıkamaktan kefenlemeye, teşyiden kabre nakle, definden telkine kadar her aşamada refakatçidir hoca.
Defin sonrasında günlerce hanede nöbet tutan, tilavet eyleyen, başsağlığı için gelenlere eşlik ve önderlik eden yoldaştır hoca.
Hayat devam ederken bir imtihan vesilesi olarak hastalık düçar olması halinde veya herhangi bir nedenle ruhi bunalım yaşanması durumunda en iyi dert dinleyici, motivasyon kaynağıdır hoca.
İlerleyen yaşlarda cami önlerinde dert ortağı, hastane odalarında omuz verilen dost, yalnızlıkta yegâne arkadaştır hoca.
Ve o an gelip çattığında, emaneti iade vaktine kavuşulduğunda, son deme ulaşıldığında, ahir nefesi teslim etmek üzere çaresiz beklenildiği esnada, güçlükle açılan gözlerin karşılaştığı sadık yarendir hoca. Ve nihayet gözler, bir daha açılmamak üzere kapandığında yine hoca vardır insanın yanı başında.
İnsanın dünyaya gözlerini açtığı ilk anlarda gördüğü hoca, dünyaya ebedi kapanan, ebediyete daimi açılan gözlerin de yegâne tanığıdır.
Emanet sahibine iade edilmiş, dünya ile bağ kopmuş, son nefesin ardından ‘son görev’ kalmıştır artık. İşte o anda, musallada hazır olunduğunda, en yakınında yine hocası vardır insanın. Tezkiyenin ardından tabuta ilk omuzu veren de yine O’dur.
Kabir başına gelindiğinde, toprakla ilk buluşmada başrol yine O’nundur. Eline aldığı bir avuç toprağı, “Allah’ın adıyla ve Rasûlullah’ın dini üzere” niyazıyla, kefenle sarılmış bedene serpiştirmek suretiyle, öteler ötesinde de insanın huzurunu düşünen O’dur.
Defin tamamlanıp herkes kabir başından ayrıldıktan sonra, hatta evladüiyalin dahi eve döndüğü o anda, kabrin başında bulunan yegâne ve sadık refiktir hoca, “hatırla ve ikrar et ey dost! Yaratanı, yaşatanı, rızık vereni…” telkinleriyle.
Evet, doğumdan ölüme; acısında tatlısında, neşesinde hüznünde, kıvancında kederinde, hayatın her aşamasında, her zaman hoca vardır, sosyal hayatın tüm noktalarında. Bir insanın sosyal hayatının en önemli unsuru, ‘sosyallik’ olgusunun yer küredeki eşsiz örneği, hatta ölüm anı ile ötesinin de değişmez aktörüdür hoca.
Sosyal hayatımızın merkezinde bulunmaları bizler için iftihar vesilesi olan hocalarımızın Camiler ve Din Görevlileri Haftasını kutluyorum.
Next