Zarafet; usuldür, adaptır, erkândır.
Bir gerçeği söylemek ahlâkî bir davranışken, onu etraflıca düşünüp yerinde, zamanında ve ölçülü bir şekilde ifade edebilmektir. İhtiyaç sahibine yardım etmek erdemli bir davranışken, bunu gönül inceliğiyle yerine getirebilmektir. Kardeşini iyiliğe davet etmek büyük bir faziletken, bunu kırmadan, incitmeden ve gönül alarak yapabilmektir. Hasılı zarafet; güzel bir niyetin, erdemli bir gayretin hakiki anlamda sonuç verebilmesi için izlenmesi gereken yoldur, yöntemdir, edeptir.
Zarafet, güzel söz, gülen yüzdür. Sözün ve yüzün ferahlık, şifa ve güven vermesidir. Sözüyle, bakışıyla incitmemek, eleştirdiğinde rencide etmemek, uyardığında mahcup etmemektir. Sakin, anlaşılır ve yerinde bir ses tonu ile konuşmayı bilmektir. Muhataba değer verdiğini hissettirmek, en çok da en yakınlarından başlaması gerektiğini bilmektir.
Zarafet, tevazudur. Sahip oldukları üzerinden değil karakterinin derinliğinden beslenmektir. Gösteriş ve kibirden uzak, sade, doğal, içten ve samimi olmaktır. Olmayanın ispatı ile meşgul olmaktan ziyade olanların şükrü ile derinleşmektir. Kusuru olduğunda, mazeretini beyan ederek özür dileyebilmek, hatanın telafisi için gayret göstermektir. Statüler üzerinden değil insana insan olduğu için kıymet vermektir. Dikkat çekmek değil, güven veren asil bir duruş sergilemektir.
Zarafet, ölçü ve dengedir. Sevindiğinde, üzüldüğünde, öfkelendiğinde hak ve had bilerek hareket etmektir. Her türlü aşırılık ve taşkınlıktan uzak kalıp sınırları koruyabilmektir. Yerinde konuşmayı, yerinde susmayı bilmektir. Giyim kuşamda sadelik, temizlik ve saygınlığı korumak, israf ve gösterişten uzak kalabilmektir.
Zarafet, güçlü bir duruştur. En zor anda, en sıkıntılı durumda dahi kontrolü elden bırakmadan güçlü bir irade ile kendini yönetebilmektir. Hakkı yendiğinde zayıflık ve gevşeklik göstermek değil, en güzel yöntem, edep ve tavır ile hakkını aramaktır. Fikrini beyan ederken vakarı korumak, bunun bir çatışma ve ötekileştirme değil gelişme ve öğrenme olduğunu bilmektir. Cevap yetiştirmek için değil, gerçekten anlamak için dinlemektir. Hal, tavır, duruş, konuşma ile güçlü bir etki bırakabilmektir.
Zarafet, merhamettir. Halden anlamak, ihtiyacı olanı görmektir. Güç elinde olsa bile hakkı, adaleti, şefkat ve özeni terk etmemektir. Canlı cansız tüm varlığa hürmet, özen ve incelikle davranabilmektir. Gösterişli yardımlardan ziyade, küçük de olsa içten ve samimi iyilikler yapabilmektir.
Zarafet, cömertliktir. Sahip olunanları paylaşabilme inceliğine sahip olmaktır. İzzeti, ikramda aramaktır. Minnet altında ezmeden, karşılık beklemeden elindekileri paylaşmaktır. Yediğini, içtiğini, gezdiğini, “gözü çarpar, kokusu gider" diye görünmeden yaşamaktır. Her imkânın bir imtihan olduğunu unutmamaktır. Sahip olduklarının bir övünme yahut üstünlük sebebi değil, şükür, nasip, rızık meselesi olduğunu bilip, elindeki nimetlerin hakkını vermektir.
Hasılı, zarafet müminin hal ve tavrıdır. Ne yaptığından ziyade nasıl yaptığıdır. Kurallar manzumesi olmaktan ziyade, niyet ve kalbin inceliğidir. Özdeki ahlakın, sözdeki halidir.
Unutmayalım ki zarafet iz bırakır. İncelikle söylenmiş bir söz, gönülden yapılan bir iyilik, içten bir tebessüm, samimi bir selam insanın zihninin en derinlerinde kalır ve daima hatırlanır.
Ne mutlu zarafetiyle hatırlananlara...
Ne mutlu gönül inceliğini ibadet şuuru ile yaşayanlara...
Next