İLMİN HAZMEDİLMİŞ HÂLİ: İRFAN
İnsanlık tarihi, bilginin peşinde koşulan ve hakikatin arandığı uzun bir yolculuktur. Bu yolculuğun ilk durağı zihni aydınlatan, eşyayı ve kâinatı anlamlandırmamızı sağlayan “ilim”dir. İlim, dış dünyayı tanıma, yasaları keşfetme ve aklın sınırlarını genişletme sürecidir. Ancak insan, sadece akıldan ibaret bir varlık değildir. Bu yüzden satırlarda biriken bilginin sadırlara geçmesi, ruhu inceltmesi ve bir yaşam biçimine dönüşmesi gerekir. İşte zihinden kalbe uzanan, bilmeyi olmaya dönüştüren o mukaddes köprünün adı “irfan”dır.
İlimden irfana yükseliş, hamlıktan pişmeye doğru giden bir süreçtir. İlim rütbelerin en büyüğüdür; fakat irfanla taçlanmadığı sürece kuru bir yük, hatta insanı kibire sürükleyen bir tuzak olma tehlikesi taşır. İrfan ise ilmin hazmedilmiş, ahlaka dönüşmüş, merhamet ve hikmetle yoğrulmuş halidir. İlim bilmektir, irfan ise bildiğinin sırrına ermektir. Biri dünyayı imar ederken diğeri insanı inşa eder.
Bu kutlu yolculuk, salt bilginin soğuk ve mekanik sınırlarından kurtulup irfanın sıcak ve kuşatıcı iklimine sığınmayı gerektirir. Akıl ile kalbin, nazar ile niyazın barıştığı yerde hikmet kapıları aralanır. İlmin ışığıyla aydınlanan bir zihin irfanın rehberliğiyle birleştiğinde ancak o zaman gerçek özgürlüğe ve huzura kavuşur. Nihayetinde ilim bir başlangıç, irfan ise o başlangıcın insanı ulaştırdığı en yüksek insani ve ahlaki mertebedir.
Bugünün dünyasında, bilginin hızla çoğaldığı fakat hikmetin azaldığı bir çağda, bu yükseliş rotasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Zira sadece bilmek, insanı teknik olarak güçlü kılsa da erdemli kılmaya yetmemektedir. İnsanın asıl tekâmülü, zihnindeki teorik ışığı kalbindeki ahlaki uyanışla birleştirebildiği ölçüde gerçekleşir. Dolayısıyla ilimle başlayan bu dikey yürüyüş, insanı kendi iç dünyasında derinleştirirken topluma da şefkat, adalet ve barış köprüleri kurarak nihai amacına ulaşır.
Diyanet Aile Dergisi olarak bu ay irfan konusunu işlediğimiz dosyamıza Prof. Dr. Kadir Özköse “İlimden İrfana Yükseliş” adlı yazısıyla katkı sunarken “Ritüellerin İnşa Ettiği İnsan: İrfan, Gelenek ve Ailenin Psikososyal Mirası” başlıklı yazısında Prof. Dr. Ekmel Geçer özellikle aile içi ritüellerin aslında çocuklar üzerinde çokça etki bıraktığını, onların zihin ve gönül dünyasını şekillendirmedeki katkısının inkâr edilemeyeceğini bizlere aktardı. Doç. Dr. Ahmet Murat Özel ise irfanın manevi bir yetkinlik hâli olduğunu ve modern insanın anlam arayışlarına bütünlüklü bir öneri sunan yegâne seçenek olduğunu vurguladı. Söyleşi köşemizde ağırladığımız Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert sorularımıza cevap verdi.
Her biri farklı içeriğe sahip ve dopdolu köşelerimizle sizleri baş başa bırakırken ay içerisinde idrak edeceğimiz Mevlid Kandili'mizi tebrik eder, İslam âlemi için hayırlar getirmesini Yüce Mevla’dan niyaz ederim.
Keyifli okumalar.
Gülhiman HEKİMOĞLU
Next