Bencillik ve sadece 'ben'e yapılan yatırım kısa vadede özgürlük vaad eder insana. Halbuki uzun vadede benliğe hapsolmaktır ve esarettir. İnsan, hayatını paylaştıkça hayat bulur oysa... Paylaşan bereket görür, huzuru yakalar, samimi bir itibar bulur...
Adamın biri yürürken kuyuya düşer. Kuyunun başından geçenler adamı fark edip, kurtarmak için ip uzatırlar. “İpi tut, seni yukarı çekelim.” derler. Fakat adam, “Ben vermem, ben almam!” diye diye direnir. Durumu bilen bir adam ona, “Senden bir şey vermeni istemiyoruz; sadece uzatılan ipe tutunmanı ve seni kurtarmak istiyoruz.” der. Daha fazla kuyuda kalamayacağını anlayan adam ipe tutunur ve kuyudan çıkar.
Vermeyi ve de vermemek için almayı dahi unutmak, hikayedeki adam misali kuyunun karanlığını tercih etmek, bencilliğin boyutlarına dair çarpıcı bir tablo sunar bize.
İnsanların birbiriyle kurduğu bağlar, insanı yalnızlık kuyusundan çekip alan umudun halatlarıdır aslında...
İnsan ne yalnız yaşayabilir ne de sadece kendisi için...
İnsanın ilk verip almaları ailede başlar. Sevgiyi, hüznü, acıyı, sevinci, sorumluluğu ve de elindekileri paylaşarak ait olur insan, insanlık ailesine...
Paylaştıkça sevgi halkasından yer tutmanın neşesi ile var olur insan çünkü. Evladının mutluluğundan, eşinin huzurundan, anne babanın yürekten duasından nasiplendikçe zenginleşir, ferahlar, umutla bağlanır elindekilere... Kuyuya da düşse gönülden ve gayretle onu çıkaracak sevenleri vardır. Yalnızlık ve karanlık değildir kaderi. Bencilce bir tutkuyla biriktirdikleri, sorumsuzca hep ben dedikleri değil, şefkatle sevgiyle özenle kucakladıkları ve hayatı paylaştıkları kurtarır insanı...
Kendi tutkuları, zevkleri ve keyfi için sorumlu olduklarını, emanet aldıklarını, vaad ettiklerini unutmamalı insan. Yalnızlığa terk ettiği çocuğu, eşi ve ailesinin beklentilerle bir umut beklediği kişi olmamalı. Paylaşmalı hayatını, hayatına aldıklarıyla...Anılar kalmalı geriye paylaşılmış anlardan...
Bir mum diğer mumları aleviyle tutuşturduğunda kendinden bir şey kaybetmez diye bir söz dolanır anlatılarda...Sadece bir mum, onlarca yüzlerce mumu tutuşturarak aydınlığın sebebi olur. Olur da gün gelir kendi alevi titreyip solarsa nice mum yetişir imdadına... Ya da tam tersi bir senaryo... Her zaman kuyudaki adam misali ip uzatanı olmaz insanın...Alevini sakınan mum misali bedel yaşar insan...
Hayatını paylaştıkça hayat bulur oysa... Paylaşan bereket görür, huzuru yakalar, samimi bir itibar bulur...
Kendinden verebilme erdeminin ve paylaşmanın unutulduğu yerde ise ne aile kalır ne de medeniyet...
Bugün her zamankinden daha çok bencilliğin beslediği ben diline değil, sevginin beslediği biz diline ihtiyacımız var... Aynadan hep kendimize bakmaya değil, pencereden diğerlerine de bakmaya...
Ve hakiki anlamda aile olmaya...
Biraz da karanlıktan şikâyet edenlere paylaşmanın mutluluğunu hatırlatmaya...
Next