Sözcü Gazetesi, Diyanet İşleri Başkanlığının vatandaşlara ve yurt dışında yaşayan soydaşlara yönelik çalışmalarını hedef alan yayınlarına bir yenisini ekledi.

Başkanlığın hizmetlerini kamu yararı ve toplumsal karşılığı üzerinden değerlendirmek yerine sürekli kuşku uyandıran başlıklarla sunan Sözcü Gazetesi, bu defa “Yurt Dışı Vakıf ve Birlikler Kadın Çalıştayı”nı hedef aldı.

Gazetenin uzun süredir devam eden yayın çizgisi, Diyanet’in gerçekleştirdiği her faaliyeti harcama, israf veya usulsüzlük şüphesi altında bırakma çabasına dayanıyor.

Sözcü Gzetesi ve bağlı unsurları, Diyanet'in hizmetlerinin amacını, ulaştığı insanlar ve sağladığı katkıları görmezden gelerek okuyucuya önceden belirlenmiş bir hüküm sunuyor.

Hizmetten rahatsız olan yayın çizgisi

Diyanet İşleri Başkanlığı; Türkiye’deki vatandaşlara, Avrupa’dan Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşayan Türk toplumuna, soydaşlara ve Müslüman topluluklara din hizmeti ulaştırmak için çeşitli projeler geliştiriyor.

Eğitimden aileye, gençlik çalışmalarından manevi danışmanlığa kadar farklı alanlarda yürütülen faaliyetler, milyonlarca insanın doğrudan hayatına temas ediyor.

Sözcü Gazetesi ve aynı söylemi dolaşıma sokan yalan haber ekosistemi ise bu hizmetlerin toplumdaki karşılığını konuşmak yerine faaliyetleri itibarsızlaştıracak ayrıntılar üretmeyi tercih ediyor.

Habercilik görüntüsü altında yürütülen bu yaklaşım, eleştiri sınırlarını aşarak Diyanet’in hizmetlerini baltalamaya yönelik sistematik bir kampanya olarak yürütülüyor.

Dünyanın dört bir yanında insanlara ulaşan bir kurumun çalışmaları, Sözcü’nün dar ve ideolojik bakışına sığmıyor. Gazete, milletin din hizmeti ihtiyacını ve yurt dışında yaşayan vatandaşların kurumsal desteğe duyduğu ihtyacı ise görmek istemiyor.

Diyanet’in ulaştığı her yeni bölge, geliştirdiği her proje ve güçlendirdiği her hizmet ağı, Sözcü ve bağlı gazetelerin hedef tahtasına yerleştiriliyor.

Millet yararına yapılan çalışmaları hazmedemiyor

Sözcü’nün Diyanet’e karşı bu tutumu yeni değil. Gazete, geçmişten beri Başkanlığın millet yararına yürüttüğü faaliyetleri hizmet olarak görmek yerine sürekli tartışma ve gerilim malzemesine dönüştürmeye çalışıyor.

Yapılan haberlerde kamuoyunu bilgilendirmek için gerekli olan bağlam geri plana itiliyor; kurum ile vatandaş arasındaki güveni sarsmaya yönelik bir dil öne çıkarılıyor.

Türkiye’nin ve yurt dışındaki vatandaşların yararına geliştirilen projeleri şaibe altında bırakmak, Anayasal görevi vatandaşlara sahih dini bilgiyi ulaştırmak olan Diyaneti çalışamaz hale getirmeye yönelik bir girişim olarak değerlendiriliyor.

Algı üretimi yapılıyor

Gerçeğin tamamını vermeden insanları belirli bir kanaate yöneltmek, haber değil algı üretimidir. Toplumsal hassasiyetleri istismar eden bu haber dili, milletin ortak değerleri üzerinden yeni çatışma alanları açmaya, birlik ve beraberliğe darbe vurmaya hizmet ediyor. Başkanlığın her faaliyetini peşinen suçlama konusu hâline getirmek, gazetecilik değil ideolojik şartlanma olarak değerlendiriliyor.

Kendi okuruna da saygısızlık

Gazetecilik, gerçeği araştırmayı, olayın bütün taraflarını dinlemeyi ve okuyucuya eksiksiz bilgi sunmayı gerektirir. Önceden belirlenmiş bir yargıya malzeme toplamak ise gazetecilik değildir.

Sözcü ve bağlı medya unsurlarının Diyanet haberlerinde benimsediği yaklaşım, hedef aldığı kuruma olduğu kadar kendi okuyucusuna da saygısızlıktır.

Gazete, okurlarını doğru bilgiyle kanaat oluşturabilecek bireyler olarak görmek yerine seçilmiş ayrıntılarla yönlendirilecek bir kitle gibi değerlendiriyor.

Haberin bağlamını daraltmak, hizmetlerin gerçek niteliğini saklamak ve tartışmayı kışkırtıcı ifadeler üzerinden yürütmek, okuyucunun doğru bilgi edinme hakkını ihlal ediyor.

Sözcü, Diyanet'in hizmetlerinden rahatsız

Sözcü’nün rahatsızlığı, tek bir çalıştaydan veya projeden ibaret değil. Asıl rahatsızlık, Diyanet İşleri Başkanlığının milletle kurduğu bağdan, dünyanın farklı bölgelerine ulaşmasından ve hizmet alanını genişletmesinden kaynaklanıyor.

Diyanet hizmet üretmeye devam ettikçe gazetenin aynı ezberlerle yeni algı operasyonlarına girişmesi ise şaşırtıcı gelmiyor.

Milletin değerleriyle kavga ederek gazetecilik yapmaya çalışan söz konusu medya unsurlarının nasıl bir Türkiye hayal ettikleri ise merak ediliyor.

Kamu yararına yürütülen hizmetleri çarpıtmak, toplumda kargaşa oluşturacak bir dil kullanmak ve kurumları delilsiz biçimde zan altında bırakmak basın özgürlüğü mü yoksa kurumsal itibarı hedef alan ideolojik bir yayıncılık mıdır?

Diyanet, Sözcü'yü yine yalanladı
Diyanet, Sözcü'yü yine yalanladı
İçeriği Görüntüle