Mübarek ramazanın haberi bile mü’minlerde sevince sebep olur. Ramazan ayı sanki zamanı durdurur. Âdete Müslümanlara şöyle seslenir: biraz yavaşla, kendini dinle ve biraz silkin.

Ramazan ayı gelince evlerimiz hatta sokaklarımız bile farklılaşır. Camiler zaten bambaşka bir güzelliğe kavuşur. Ramazan bize ibadet merkezli bir hayat sunar. Esasında hayatın böyle olması gerektiğini bize bir kez daha hatırlatır. Akşam ezanı okununca ortaya çıkan tatlı telaş dünyanın neresinde var ki? Dükkânında iftar eden esnaf yoldan geçenleri buyur eder. Büyük şehirlerde iftar saati evlerine yetişemeyenlere yolda iftarlık pide dağıtanlar ramazanı bize ayrı bir güzel hissettirir.

Ramazan ve Cami

Ramazan ayında camilerimiz ayrı bir güzelliğe kavuşur. Öncelikle cemaat sayısında belirgin bir artış olur. Diğer taraftan kadınlar ve çocuklar da camilere daha çok teşrif ederler. Kadınlar ve çocukların cemaate dâhil olmaları ile camilerimiz ayrı bir güzelleşir. Toplumun her kesiminden insanlar camilere daha çok rağbet eder. Teravih sünnetinin cemaatle eda edilmesinin bereketi çok farklıdır. Mukabele sünneti ağırlıklı olarak camilerde yerine getirilir. Cemaatin durumuna göre uygun vakitlerde her gün bir cüz Kur'an-ı Kerim tilavet edilir.

Mahalle sakinleri arasında ayrı bir kaynaşma olur. Son yıllarda camilerde de iftar programları yapılmaya başladı. Bu ve benzeri çalışmalar hem camilerin fonksiyonlarını çoğaltmakta, ama daha da önemlisi fertler arasında kaynaşmayı yükseltmektedir. Camiler bizim nefes aldığımız yerlerdir. Bizi temizler, kirlerimizden arındırır ve tekrar topluma gönderir. Camilerin bize hayat verdiğini salgın günlerinde acı bir şekilde tecrübe ettik. O zor günlerde bir müddet cemaatle namazdan mahrum kaldık, daha da zor olanı ise bir süre cumalarda da buluşamadık. Sudan çıkmış balık misali nefeslerimiz daraldı. Camiler ve mescitler ne büyük nimetlermiş derinden yaşayarak anladık ve öğrendik.

Ramazan ve Hayat

Ramazan ayının oruç ve mukabele iklimiyle bize kazandırdığı birçok güzellik var. Öncelikle madden ve manen bizi temizliyor. Günahlarımızdan arındırıyor. Farz ibadetlerle beraber nafile ibadetlere daha fazla zaman ayırıyoruz. Ramazan ayı bize nefes aldırmaya geliyor. Bize hayat veriyor. Diğer bir ifade ile fabrika ayarlarımıza dönüyoruz. Hayatın gereksiz yüklerinden kendimizi kurtarıyoruz. Ama bütün bunları cemaat olarak yapıyoruz. Yani yaşadığımız her yerde Müslümanların büyük bir kısmı ramazanı yaşayınca toplum olarak kendiliğinden olumlu anlamda farklılaşıyoruz.

Kur'an-ı Kerim ve oruç birlikte bize tekrar nefes veriyor. Ramazan ayı Kur'an-ı Kerim ayıdır. Yani Kur'an-ı Kerimin doğduğu aydır. Her zamankinden daha fazla okur veya dinleriz. Bir de bunu oruçlu iken yerine getiririz. Daralan gönüllerimizi genişletiyor. Oruçlunun her halinin ibadet üzere olduğu müjdesi, Efendimiz (sas)’in “ kavl-i zûr ” (Müslim, Sıyâm 163) olarak tanımladığı Müslüman ağzına yakışmayacak sözlerden uzak durmamız tavsiyesi, hatta bize birisi sataşırsa “ben oruçluyum” (Buhârî, Savm 9) diyerek her türlü tahrike karşı konuşlanmamız hususunda bize yol göstermesi bize büyük bir nefes aldırmıyor mu?

Ramazan ayı gelince suç oranlarında düşüş olduğunu hepimiz biliriz. Peygamber Efendimiz (sas) ‘in şeytanların bağlanacağı (Nesâi, Sıyâm, 5) hakkındaki müjdesini fiili olarak yaşarız. Belki de oruç ibadetine toplum olarak sahip çıkmanın dünyadaki mükâfatını yaşayarak görüyoruz. Oruç da olduğu gibi diğer emirlere de sımsıkı sarılsak hayatımız cennet misali güzel olacaktır.

Ramazan ayında zekât ibadeti daha çok yerine getiriliyor. Bunun iki sebebi olabilir: birincisi takibindeki kolaylık, ikincisi sevabının daha çok olacağı ümididir. Ama ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin zekât ve sadaka-ı fıtır sebebiyle daha çok gözetildiği bir ay olduğu muhakkaktır. Ramazan burada da bizlere hayat veriyor. Öteki’nden daha fazla haberdar oluyoruz. Bu da toplum içinde dayanışma, karşılıklı hayatımızı kolaylaştırma ve bir başkasının sevinmesine vesile oluyor. Adeta daralan gönülleri genişletiyor. Bizi ferahlatıyor.

İftarlar hatta sahurlar vesilesiyle aile yakınları, dost ve arkadaş buluşmaları çoğalıyor. Hızla akan hayatımızda bazen aile fertleri ile bile aynı sofrada buluşamadığımız günler olabiliyor. Ama ramazan bize burada da hayat sunuyor. Ve âdete görünmeyen bir el bizleri sofrada iftar vaktinde buluşturuyor ve kaynaştırıyor.

Asıl hayat veren ise sonundaki bayram günleridir. Küçüklerin ve büyüklerin özel olarak gözetildiği, küslerin barıştığı, yoksulların daha yakından ilgilenildiği sevinç ve sürur günleri bize ayrı bir hayat verir. Bir ibadet mevsimi sonunda bayrama ulaşmak esasında ibadet dolu bir ömür ve sonunda gerçek bayrama yani gerçek hayata ulaşmanın derdi ve gayretidir. Esasında ibadetlerin hepsi bize yeniden hayat verir. Hayatımızı anlamlandırır. Hayatın anlamı ise Rabbimize kulluktur (Zâriyat, 51/56)