İslam yalnızca ırk temelli ayrışmayı değil, din üzerinden yapılan bölücülüğü de şiddetle yasaklamıştır. Tarih boyunca diğer dinlerde olduğu gibi maalesef Müslümanlar içerisinde de dinle ilgili farklı yorumlar ve mezhebi farklılıklar üzerinden bir kısım insanlar birbirlerini dışlamış, hatta aynı kıbleye yönelenler zaman zaman birbirine düşman hâle gelmişlerdir. Oysa Kur’an’ın temel çağrısı, tevhid ekseninde birliktir.
“Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız.” (Hucurât, 49/10)
İslam, müminleri aynı dinin mensubu oldukları için din kardeşi olarak ilan ettiği gibi, kök itibariyle de bütün insanları kardeş ilan etmiştir. Kur’an’a gönülden bağlı olanların, hem hilkat hem de din kardeşliğini güçlendirme çabası içerisinde olmaları asli görevidir. Barış dini olan İslam’ın amacı, bütün insanları bu eksende bir araya getirip toplumsal huzuru tesis etmektir. Dolayısıyla, Müslümanlara yönelik öncelikle kendi içlerindeki kardeşliği zedeleyecek söz ve davranışlar yasaklanmıştır. İkinci olarak da, iki Müslüman arasında meydana gelen anlaşmazlığın, kardeşliğe zarar verecek sonucun önünü kesmek için bir an evvel aralarının düzeltilmesi diğer Müslümanlara emredilmiş ve Allah’ın müminlere olan rahmetinin tecellisi de, bu kardeşliğin yaşatılmasına bağlanmıştır. Ayrıca Allah (cc), dini tefrikaya alet edenler hakkında çok dikkat çekici bir uyarıda bulunur:
“Dinlerini bölüp gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir alâkan yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.” (En‘âm, 6/159)
“Gönülden O’na yönelin, O’na saygısızlıktan sakının, namazı kılın ve şirke sapanlardan, dinlerinde ayrılığa düşüp -her bir grubun kendindekini beğendiği- fırkalara ayrılanlardan olmayın.”(Rûm, 30/31-32)
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın; bölünüp parçalanmayın.” (Âl-i İmrân, 3/103)
“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.” (Âl-i İmrân, 3/105)
Bu ayetler herkesin anlayacağı şekilde son derece açık ve nettir. Dini parçalayan, ümmeti kamplara ayıran, kendisini hakikatin tek temsilcisi görerek diğer müminleri küçümseyen ve ötekileştiren her yaklaşım Kur’an’ın ruhuna aykırıdır, Peygamber Efendimizin (sas) birlik ve kardeşlik çağrısıyla bağdaşmamaktadır.
Yüce Allah’ın, Hz. Muhammed’e (sas) hitaben buyurduğu “Dinlerini parçalayıp grup grup olanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur.” ikazı, yalnızca geçmiş ümmetlere değil, kıyamete kadar gelecek bütün müminlere yöneltilmiş ilahî bir uyarıdır. Bu ilahî hitap, her müminin kulağına küpe olmalıdır. Dolayısıyla, aynı Allah’a inanan, aynı Peygambere ümmet olan, aynı kıbleye yönelenleri kardeş görememek kardeşlik bilinci açısından ciddi bir zaafı ifade eder.
Müslümanlar arasında kültür ve yorum farklılıkları bulunabilir, ancak bu farklılıklar asla düşmanlık, tekfir, tahkir ve dışlama gerekçesi hâline getirilmemelidir.
Next