İbn Ömer ve Hz. Aişe (ra)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah (sas) şöyle buyurmuştur: Cebrail bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, onu mirasçı kılacak sandım. (Buhari, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140-141)
Aynı mahallede birbirine bakan ya da bitişik iki ev, aynı apartmanda altlı üstlü oturan veya karşılıklı oturanların ortak ismidir komşu. Birlikte yaşam kültürünün en önemli kavramlarından birisidir komşuluk. Komşuluk bir kavram olmanın ötesinde, bir yaşam biçimi, bir kültürün var olma şekli ve bir inancın teoriden pratiğe aktarılan değeridir. Mirasçı olacağımızı zannedecek kadar, hassasiyet ile tavsiye edilen bir ilişki biçimidir komşuluk.
İçinde yaşadığımız evimiz, küçücük hayallerimizin yaşam bulduğu, rahat nefes aldığı iki direk bir çatıdan ibaret muhafazamızdır. İçine girdiğimizde karşılaşabileceğimiz bütün kötülüklerden kendimizi koruyacağımız kalkanımızdır. Sıcacık bir ortam, huzurlu bir aile topluluğu ve küçücük evimiz kendimizi güvende hissettiğimiz sığınağımızdır. Sadece kendi evimizin güvenli olması yeterli midir? Kapı komşularımızın, etrafımızdaki evlerin ve içinde yaşadığımız mahallenin de güvenli olması gerekmez mi?
Komşuluk, sadece evlerin birbirine bitişik olması değildir. Soyut, cansız duvarların birbirine bitişik olması çok şey ifade etmeyebilir. O duvarların arkasında yaşayan ailelerin birbirine destek olması, birbirini koruması, karşılıklı güven ortamını sağlamaları da gerekir. Komşunun komşudan emin olması gerekir. Birbirini rahatsız etmeyecek, birbirine karşı saygılı olacak ve birbirlerini destekleyecek bir anlayışa sahip olmaları gerekir.
Resulullah (sas), komşuluk ilişkilerinin önemini başka hadislerde de ifade etmektedir. Yukarıdaki hadiste Cebrail (as)’ın komşu hakkında çokça tavsiyesinden bahsedildikten sonra; “Komşusu şerrinden emin olmayan kişi cennete giremez” (Müslim, İman, 73) hadisi ile komşuluk hakkı bir üst katmana taşınmış olmaktadır. Böylece tavsiye, yerini cennete giden yolculuğun anahtarı olarak değiştirmiştir.
Başka bir hadisi şerifte de Resulullah (sas) şöyle buyurmaktadır: “Allah (cc)’a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sussun! Allah (cc)’a ve ahiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin! Allah (cc)’a ve ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin!” (Buhari, Rikak, 23). Böylelikle tavsiye ile başlayan komşuluk ilişkilerindeki mesafe bir sonraki adımda cennetin anahtarına dönüşmekte, biraz daha ilerisinde de Allah (cc)’a ve ahiret gününe imanın bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır.
Akrabalık ilişkilerinin yanı sıra, komşuluk ilişkileri de toplumsal bağımızı ve yapımızı koruyan ve muhafaza eden en önemli unsurdur. Ailemizi, çoluk çocuğumuzu gönül rahatlığı ile emanet edebileceğimiz bir komşu, dünyanın en güzel arkadaşı, dostu ve kardeşi olacaktır. Elinden ve dilinden kendimizi emin hissedeceğimiz bir komşu dünyanın en büyük nimetlerinden birisidir. Eskiler ne güzel demişler: “Ev alma komşu al”. Evin güzel olması, konforlu olması veya konforlu bir sitede olması güzel olabilir ama eğer komşundan emin değilsen o ev sana istediğin konforu sunamaz.
Dualarımızda rabbimizden cenneti talep ederken; Resulullah (sas)’e komşu olacağımız bir cenneti istiyoruz. Bu komşuluğun bize katacağı değerden medet umuyoruz. İyilerin yanında, yamacında duranların onlardan nasibini alacağını biliyoruz. Bu dünyada da ahirette de iyi ve güzel komşular bizi bulsun. Biz de insanlara bu dünya ve ahirette iyi ve güzel komşular olalım.
Next