“Gençlerimiz; varlık, bilgi, hayat ve insan konusunda en iyi şekilde bilgilendirilmelidir”

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde “Hz. Peygamber ve Gençlik” konulu konferans verdi.

Diyanet Haber
“Gençlerimiz; varlık, bilgi, hayat ve insan konusunda en iyi şekilde bilgilendirilmelidir”

Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında İstanbul Aydın Üniversitesi’nde “Hz. Peygamber ve Gençlik” konulu konferans veren İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz: “Gençlerimizin Allah’a kulluk bilinciyle yetişmesi, onlara sunulacak hedeflerle doğru orantılıdır. Gençlerimiz; varlık, bilgi, hayat ve insan konusunda en iyi şekilde bilgilendirilmelidir.” dedi.

Program Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Ardından İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz’ın “Hz. Peygamber ve Gençlik” konulu konferansı başladı.

Konferansına, gençlerin Allah’a kulluk bilinci ile yetişmesi gerektiğini belirterek başlayan Prof. Dr. Yılmaz: “Peygamberimiz (s.a.s.); ‘Hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, Allah’ın arşının gölgesi altında gölgelenecek yedi sınıf insan vardır. Bunlardan birincisi, adil devlet başkanıdır. İkincisi, Allah’a kulluk bilinciyle yetişmiş gençlerdir.’ buyuruyor. Sorumluluğunu, ilgisini kulluğa ve insanlığa adamış gençleri arşın gölgesi altında gölgelenecek insanlar olarak önemsediğini ifade ediyor.” dedi. 

Yılmaz şöyle devam etti:

“Varlık konusunda bizim gözle gördüğümüz bir âlem var, bir de gözle görülmeyen ama varlığına inandığımız bir âlem var. Dolayısıyla fizik âlem ve metafizik âlem bilgisinin aynı anda gençlere verilmesi, bu işin olmazsa olmazıdır.”

Gençlerin bilgi kaynaklarından haberdar edilmesi gerektiğini dile getiren Yılmaz: “Bilginin üç temel kaynağı var; birincisi tecrübi, deneysel bilgi yani laboratuvarda elde edilen pozitif bilgi. Hayatın gerçekleşmesinde çok önemli bir yeri var. İkincisi aklın ürünü olan bilgi ki felsefe ve hikmet bu anlamda önemli. Üçüncü bilgi kaynağımız ise vahiydir. Kur’an’ın bize öğrettiği ahlaki ve insani değerlerin bilgisidir. Bunu da gençlerimize pozitif ve akli bilgi ile beraber öğretmemiz, onların gelecekte daha duyarlı ve tutarlı insanlar olması için olmazsa olmazdır.” ifadelerini kullandı. 

“Gençlerimize insanı tanıtmamız lazım”

Prof. Dr. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnsanın bir bedeni bir de ruhu var. Bedenin ihtiyacı olan gıdalar var, bir de ruhun ihtiyacı olan gıdalar var. İnsanın bedeninin hayatiyeti için nasıl gıdaya ihtiyacı varsa, ruhunun da yücelmesi için sanat, edebiyat, musiki, inanç ve değerlere ihtiyacı var. İnsanın insan olmanın hazzına ermesi bunlarla birlikte söz konusudur.”

Yılmaz, konferansını şu sözlerle tamamladı:

“Son olarak öğreneceğimiz şey; iki tür hayat olduğudur. Birincisi; bu dünyada yaşanan, fani ve sayılı nefeslerden ibaret olan hayattır. Biz müminler olarak, ebedi bir hayatın varlığına da inanıyoruz. Bu inancımız, bu dünyadaki hayatı anlamlı kılıyor. Ölüm ve ölüm ötesinin varlığı, bu dünyada daha duyarlı ve hesap verebilir olarak yaşamak adına önemli bir motivasyon oluşturuyor.”

Konferansa İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın, Rektör Prof. Dr. Yadigâr İzmirli, Bakırköy Müftüsü Selami Aydın, Küçükçekmece Müftüsü Mustafa Temel, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Tuzla Müftülüğü din görevlileri buluşması

Öte yandan İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Tuzla Müftülüğü din görevlileri ile bir araya geldi.

Tuzla Belediyesi Nikâh Sarayı’nda gerçekleşen buluşmaya İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Tuzla Müftüsü Ali Erhun ve din görevlileri katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program, Tuzla Müftüsü Ali Erhun’un selamlama konuşması ile devam etti.

Ardından kürsüye gelen İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, insanlara ulaşmada üslubun çok önemli olduğunun altını çizerek şöyle devam etti:

“Muhatabımız yaşlılar, gençler, çocuklar, kadınlar olabilir. Her gruba aynı sözleri söylerseniz farklı problemler yaşayabilirsiniz. Onun için üslubunuzun mekâna, zamana, şahıslara göre değişmesi önemlidir. Bir fesahat var, bir belagat var. Fesahat sözü gramer kaidelerine, edebiyat kaidelerine göre en düzgün şekilde söylemek, en anlamlı şekilde söylemektir. Belagat ise o sözü yerinde söylemektir. Taşı gediğine koymaktır. Bir söz hem çok fasih, hem çok beliğ olduğu zaman güzeldir. Çok fasihtir söz ama beliğ değildir. O zaman aynı tesiri bekleyemezsiniz. Sözün ne zaman ve nerede kullanılacağını bilmek son derece önemli ve anlamlıdır.”

Diyanet Haber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER