“De ki: ‘Rabbim! Gireceğim yere doğrulukla girmemi, çıkacağım yerden de doğrulukla çıkmamı sağla. Bana tarafından yardım edici bir güç ver.’” (İsrâ, 17/80)

Dualarımız ruhumuzun derinliklerinden açılan gizli bir pencere gibidir, iç dünyamızı yansıtır. O nedenle dualarını zaman zaman gönül süzgecinden geçirmeli insan. En çok neleri istiyoruz Rabbimizden? Dünyevi nimetleri, tükenmeye mahkum mutlulukları, geçici makamları mı yoksa ilâhî rızayı, uhrevî mutluluğu mu? Dualarımız en çok neye değer verdiğimizin sessiz habercisidir aslında. En çok neyi diliyorsak, ona daha fazla değer veriyoruz demektir.

Hayat yolculuğunda bazen karşımıza fırtınalar çıkar, bazen sis çöker üzerimize, zihnimizdeki kalabalıklar artar. Böyle durumlarda insan, hangi limana sığınacağını, hangi yöne kürek çekeceğini bilemez hale gelir. Anlaşılmadığımızı düşündüğümüz, kararsızlık çıkmazında daraldığımız demlerde bizi güçlendirecek yegâne dayanağın “doğruluk” olduğunu daha iyi anlarız zamanla. Rabbimizin Resûlullah (as)’a vahyettiği bu dua örneği yankılanır sanki ruhumuzda.

Kur’ân’da Hz. Peygamber’e (sas) öğretilen ve yapması tavsiye edilen dualara yer verilir:

“De ki: ‘....Rabbim beni zalimler topluluğu içinde bulundurma.’” (Mü’minûn, 23/94)

“De ki: ‘Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım. Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.’” (Mü’minûn, 23/97-98)

“De ki: ‘Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.’” (Mü’minûn, 23/118)

Rabbimiz tarafından Peygamber Efendimiz (sas)’e ve tabii bizlere öğretilen dualardan biridir konu edindiğimiz âyet. Bazı tefsir kaynaklarında, âyette bahsedilen “çıkış”ın hicret esnasında Mekke’den çıkış, “giriş”in ise Medine şehrine giriş olduğu belirtilir. Mekke’den hüzünle ayrılıp Medine’ye umutla varışın, yani hicretin manevi azığı olarak tarif edilen bu dua, sadece kutlu yolculuğun hatırası değildir; Resûlullah’ın (sas) bu duayla Rabbine sarılması, hayatın her anında “sıdk” yani doğruluk üzere olma temennisinin bir göstergesidir. Demek ki Allah’ın Habibi (sas), yolculukta doğruluk, ibadette doğruluk, hayatın her alanında doğruluk istiyor.

Bu değerli dua, doğruluğa talip olmanın önemini vurgular. Doğrulukla yaşamak; maskelerden sıyrılmak, dürüstlüğü azık edinmektir. Niyeti halis olanın, doğruluktan ödün vermeyenin yardımcısı da elbette Allah’tır.

Kur’an Yolu Tefsiri’nde, bu dua vesilesiyle, bir yere girerken veya çıkarken, bir işe başlarken veya bitirirken işlerinin iyi ve düzgün gitmesi, sonucunun hayır doğurması için Allah’tan yardım dilenmesi gerektiğine işaret edildiği belirtilir. Tabii bir de her işini dürüstçe yapmak için dua etmenin önemine...

Aynı eserde, Râzî’nin, âyetteki “giriş”i namaza başlama, “çıkış”ı da namazı bitirme şeklinde değerlendirdiği ve âyeti şu şekilde yorumladığı anlatılır: “Rabbim! Namaza başlarken de bitirirken de daima samimi ve ihlâslı olmam, gönlümde seni taşımam, sana şükür noktasında gerekli olan görevlerimi yerine getirmem için bana yardım et!”

İnsan için her başlangıç bir bilinmezlik, her yeni işe giriş bir heyecandır. Yeni bir başlangıç yapmak için ilk adımları attığımızda zaman zaman içimizi bir tereddüt kaplar. Türlü türlü sorular zihnimizi kurcalarken bu dua bize bir duruş öğretir: Doğruluğa talip olmak, doğruluğu yoldaş edinmek.

Bir işe başlandığında hayrın tecellisine mazhar olmak ve istikameti doğruluk mihenginden ayırmamak adına Mevlâ’nın inayetine sığınmak, niyetin merkezine ilahi yardımı yerleştirmek anlamına gelir. O’nun inayetinden mahrum her başlangıç bereketten mahrumdur. Doğruluk ve rıza ile mühürlenmeyen, hakikatin ve dürüstlüğün ışığıyla aydınlanmayan her yolculuk ise ömre yüktür.

Dualarımız yaşantımıza yön verdiğine göre alnı açık bir çıkış istemeli Rabbimizden; “Doğrulukla çıkış!”... “Elimden geleni en doğru şekilde yaptım!” diyebilmenin o tarifsiz hafifliğiyle, kimsenin hakkını omuzlarına yük etmeden bir yerden ayrılabilmek en büyük başarılardan biridir. İnsan, ebedi diyara göçtüğünde arkasında ne bıraktığıyla ölçülür zira.

Âyetin sonundaki “Katından bana yardımcı bir kuvvet ver!” yakarışı, Rabbimizin lütfedeceği manevi güce talip olmak anlamına gelir. Yüce Hakk’tan gelen yardımcı kuvvet bazen içimize doğan bir ferahlık, bazen de bizi yanlıştan çeviren ilahi bir mesaj olur.

Eğer bir gün yolumuzu kaybettiğimizi hisseder, bir çıkış yolu ararsak bu duayı kalbimizin en derininden Yüceler Yücesine iletelim; namaz sonunda dile getirdiğimiz dualara dahil etmeyi de unutmayalım.

Bizi Rabbimizin katında değerli kılan duruş, doğruluktan ödün vermeme kararlılığıdır. Hayat yolculuğunda girişimiz dürüstçe, çıkışımız onurluca olsun.

Rabbimiz, attığımız hiçbir adımda kalbimizi doğruluktan ayırmasın. Girdiğimiz her kapıyı doğrulukla açmayı, çıktığımız her yerden asil bir duruşla çıkmayı nasip etsin. O’nun yardımı olduktan sonra, hangi bilinmez yolculuk bizi korkutabilir ki?