Şûrâ suresi hurûf-ı mukattaa ile başlamaktadır ve bu şekilde başlayan diğer surelerin çoğunda olduğu gibi vahye temas etmektedir. Ardından göklerin ve yerin egemenlik ve yönetiminin Allah’a ait olduğu, O’nun benzerinin bulunmadığı, Hz. Peygamber’e indirilen Arapça Kur’an’ın ilahi vahiy olduğu vurgulanmaktadır. Yine Allah’ın birliği ve dinin diğer temel ilkelerinde ayrılığa düşmeme çizgisinde Hz. Nûh, Hz. İbrâhim, Hz. Mûsâ, Hz. Îsâ (as) ve son peygamber Hz. Muhammed’e (sas) aynı şeyin tavsiye edildiği belirtilmekte ve Resûl-i Ekrem’e tevhid inancına çağrı yapması, şahsen de ona riayet etmesi emredilmekte, nihai hükmün Allah’a ait olduğu bildirilmektedir. Surede, kıyametin kopması ve ahiret hayatından söz edilmektedir. Burada ebedî hayatın vukuunu müminlerin ciddiye aldığı, buna karşılık inançsızların bunu önemsemediği ifade edilmekte, Allah’a şirk koşanların kötü akıbetine ilişkin uyarılar yapılmakta ve iman edip erdemli davranışlarda bulunanlara ahiretle ilgili müjdeler verilmektedir.
Şayet Allah insanları yapıp ettikleri yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerin üstünde tek bir canlı bırakmazdı; fakat onlara belirlenmiş bir vadeye kadar mühlet veriyor... (Fâtır, 35/45)
Next





