Hz. Peygamber (sas) hicret esnasında Rebîu’l-evvel ayının bir pazartesi günü Kubâ’ya ulaşmış ve burada yaklaşık on gün kadar kalmıştı. Medine’nin önemli simalarından olan ve hicret esnasında birçok sahabeyi evinde ağırlayan, Gülsüm b. Hidm’in evinde misafir olmuştu. Bu müddet içerisinde bizzat kendisi de çalışarak ashabı ile birlikte bir mescit inşa etti. Kur’an’da “ilk günden beri temeli takvâ üzerine kurulu” diye sözü geçen mescid çoğu rivayete göre Kubâ Mescidi’dir; ayette Kubâlılar da maddi ve manevi temizliklerinden dolayı övülmektedir. Sevgili Peygamberimiz Kubâ’dan ayrıldıktan sonra da burayı ihmal etmedi. O (sas), Medine’ye yerleştikten sonra da genellikle hafta sonlarında Kubâ’yı binekle veya yaya olarak ziyaret eder, mescidinde namaz kılıp verilmekte olan Kur’an derslerini denetledikten sonra aralarında düşmanlık olan kimseleri barıştırırdı. Mescid-i Kubâ, Müslümanların hür ve güvenli bir ortamda yaptıkları umuma açık ilk mescid olması bakımından büyük önem taşımaktadır.


• Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. (1918)