Muslu: Bu millet gençlerden çok şey beklemektedir

Camiler ve Din Görevlileri Haftası kapsamında Nevşehir İl Müftülüğünce düzenlenen “Sabah Namazı Gençlik Buluşmaları” programında, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ramazan Muslu gençlerle bir araya geldi.

Diyanet Haber
Muslu: Bu millet gençlerden çok şey beklemektedir

Nevşehir İl Müftülüğü Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla Merkez Hacı Rasim Uzer Camii’nde program düzenledi.

Sabah Namazı Gençlik Buluşmaları” kapsamında düzenlenen programa Nevşehir KYK yurtlarında kalan üniversite öğrencileri, sivil toplum kuruluşu gençlik kolları, İmam Hatip lisesi öğrencileri, Kur’an kursu öğrencileri ve Gençlik Merkezi öğrencilerinin yanı sıra Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ramazan Muslu,  Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu üyesi Kurra Hafız Fatih Okumuş, İl Müftüsü Yakup Öztürk, il müftü yardımcıları, ilçe müftüleri, din görevlileri ve vatandaşlar katıldı.

Sabah ezanıyla başlayan programda Kur’an-ı Kerim ziyafeti sunuldu. 

Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu üyesi Fatih Okumuş’un kıldırdığı sabah namazının ardından tesbihat ve zikir yapıldı.

Sabah namazını cemaatle birlikte kılan gençlere hitap eden Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ramazan Muslu, konuşmalarına gençlere Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) bir hadis-i şerifini hatırlatarak başladı.

“Sevgili gençler, bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s) Allah-u Teala ‘Yaşından dolayı bir ihtiyara ikramda bulunan genç için, ona ikram edecek kimseleri hazırlarız.’ buyuruyor.  Yani gençlerin yaşlılara hizmet etmesini, saygı duymasını ve ülfet göstermesini Peygamber efendimiz (s.a.s) tavsiye ediyor. Sonunda da ‘böyle bir gence Allah-u Teala’nın kendisine ikram edecek kimseleri hazırlayacağı’ müjdesini veriyor. Asrı saadet zamanında Peygamber Efendimizin (s.a.s) sıcak, samimi ilgisi sayesinde genç sahabeler canlarını, ailelerini, her şeylerini Allah yolunda feda edecek kıvama ulaşmışlardır. İlk Müslüman olanlara baktığımız zaman çoğunluğunun yaşları otuzun altındadır. Bu genç sahabelerle Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) bu dinin tebliğini yaptığını görüyoruz.  Nebevi metodla terbiye ettiği bu genç kuşağın İslam'ın yayılmasında çok faydası olmuştur.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) terbiye metodu, şahsiyeti revize etmeden yapılan yanlış davranışı düzeltme şeklinde olmuştur. Hepimizin bildiği gibi “Ağaç yaş iken eğilir!” atasözünü hatırda tutarak gençlerimizi, çocuklarımızı küçük yaştan itibaren mutlaka eğitmeye, terbiye etmeye başlamamız gerekiyor. Gençliğin içerisinde bulunduğu haleti ruhiyesi itibarıyla çalışkanlık, zindelik, cesaret, metanet, heyecan ve oyun mevsiminde olması hasebiyle bunların iyi yönde kullanılması, hem o kişinin kurtuluşu hem de içerisinde bulunduğu toplumun kurtuluşu açısından önemlidir.” 

İlk Müslümanların büyük çoğunluğunun genç yaşta olduklarını hatırlatan Prof. Dr. Muslu sözlerini şu şekilde sürdürdü: 

“On yaşında Müslüman olan Hazreti Ali’nin Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s) hayatta olduğu halde fetva verme yetkisine sahip ve peygamber terbiyesinden geçmiş bir genç olduğunu, 15 yaşında Müslüman olan Zeyd Bin Harise’nin Peygamberimize atılan taşlara karşı vücudunu hiç çekinmeden korkusuzca siper ettiğini, Hz. Ömer'in oğlu Abdullah bin Ömer’in 10 yaşlarında iman ile şereflenmiş, daha sonra gerçekten büyük alimler safının en başında bulunan kişilerden biri olduğu ve Peygamberimizin yanında çok bulunduğu için en çok hadis rivayet eden ikinci sahabe olarak kayıtlara geçtiğini, Cafer bin Ebi Talib’in 17 yaşında genç bir sahabe iken, Necaşi'nin huzurunda Müslümanları temsilen cesaretle bir konuşma yapıp Müslümanları savunduğunu, Mekke'nin en zengin en yakışıklı delikanlılarından olan Musab bin Umeyr’in 17 yaşında ailesinin şiddetle karşı çıkmasına rağmen Müslüman olmasını ve 18 yaşında olduğu sıralarda Medine'ye muallim olarak gönderildiğini unutmamamız gerekiyor. 

Sevgili gençler bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Büyük sahabelerin olduğu bir toplumda 15-25 yaş arasındaki gençleri Peygamberimizin komutan, vali, muallim ve elçi yaptığını biliyoruz. Efendimizin hayatındaki, asr-ı saadetteki tablo gibi bugün de gençlerimizi çok önemli görevler bekliyor. Bu anlamda Efendimizin nebevi metodu ile gençlerimizi yetiştirmek, bugünün büyüklerinin en büyük sorumluluklarından birisidir. Bu nedenle terbiye ve eğitim ailede başlıyor, okulda devam ediyor, okuldan sonra da atıldıkları hayatta eğitim devam ediyor. Gençlerimize tavsiyelerimiz mutlaka kendilerini iyi bir şekilde yetiştirmeleri ve zamanı iyi bir şekilde değerlendirmeleridir. Zira Rabbimiz bizi bu dünyaya sınırlı zaman dilimi için göndermiştir. Her bir canlının nefesi sayılıdır. O nedenle hayatımızı iyi bir şekilde değerlendirerek bu imtihan yurdu olan dünyadan öbür aleme göç etmeliyiz. Muhammed İkbal ne güzel ifade ediyor: ‘Ey basiretli insan! Bir milletin sermayesi; para, gümüş, kumaş ve altın değildir. Onun asıl sermayesi; imanlı, sıhhatli, dinç ve kudretli dimağlara sahip, çok çalışkan, cevvâl ve çevik evlâtlarıdır.’ Gençlerimizin kıymetlerini bileceğiz, bu millet gençlerden çok şey beklemektedir. İstiklal marşı şairimizin söylediği gibi; ‘Sahipsiz memleketin batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.” Dolayısıyla istikbalimizin ve geleceğimizin teminatı olan gençlerimize sahip çıkmalı, onları iyi bir şekilde yetiştirmeli, günün ihtiyaçlarına göre donanım sahibi kılmalıyız.”

Başkan Yardımcısı Muslu’nun konuşmalarının ardından İl Müftüsü Yakup Öztürk, şehitlerimiz başta olmak üzere, camilerin yapımına destek olan hayırseverlerin ve vefat eden din görevlilerinin ruhlarına ithafen okunan hatimlerin duasını yaptı.

Programın ardından camiden çıkan cemaate sıcak çorba ikram edildi.

banner24

Diyanet Haber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER