Günümüzde nasıl pek çok doğal şey kimyasal maddeler ve genetiği değiştirilmiş organizmalar yoluyla tahrip ediliyorsa, insan da fiziki ve biyolojik özelliklerinden uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu çabada olanlar, biyolojik cinsiyeti inkâr ederek insanı yaratılışından gelen biyolojik cinsiyetinden uzaklaştırıp cinsiyetsizleştirmeyi hedeflemektedir. İnsanın kendi eliyle kendi türünü bozmaya yönelik bu girişimleri aklen de dinen de kabul edilemez. İnsanın yaratılışına uygun tarzda yaşamasını isteyen dinimiz, fıtratı bozmaya yönelik bu tür müdahaleleri reddeder. Zira fıtratın tahrip edilmesi; hakikatin, hukukun ve ahlakın da tahrip edilmesidir. Fıtratından uzaklaşan nesiller kendine, ailesine, topluma, çevreye, kâinata ve Yaradan’a yabancılaşır. Bu yabancılaşma da kişinin dünya ve ahiret saadetine mani olur. Dahası cinsiyetsizlik, kadın ve erkeğin birlikteliğiyle kurulan aile kurumunu da tehdit ederek neslin sağlıklı bir şekilde devam etmesini engeller.


İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır. (En’âm, 6/82)