Nefis; iyiliği ve kötülüğü, fazileti ve rezaleti aynı anda barındıran bir alandır. İyiliği ve fazileti egemen kılmak için nefisle edilen mücadele insanın kendisiyle, hırslarıyla, sınırsız istek ve arzularıyla imtihanından başka bir şey değildir. Resûl-i Ekrem bu mücadelenin önemine bizzat değinerek şöyle buyurmuştur: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır...” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 25) İnsanın, kendisinden ve ailesinden başlamak suretiyle ciddi bir nefis ve irade eğitimi alması gerekmektedir. Zira sık sık rastladığımız ahlaki yozlaşmaların temelinde, insanın iradesini basiretsizce kullanarak nefsine boyun eğmesi, âdeta onun sınırsız arzularının esiri durumuna düşmesi yatmaktadır. Bugün hapishanelerin dolup taşması, intihar olayları, aile içi huzursuzluklar ve toplumu sarsan daha birçok olumsuzluğun; bireyin bir anda, kontrolsüzce yaptığı davranışlardan, nefsinin gayrimeşru ve geçici isteklerine boyun eğmesinden kaynaklandığı unutulmamalıdır.


• Çanakkale Savaşı, Conkbayırı Muharebeleri başladı. (1915)
• ABD tarafından ilk atom bombası Hiroşima’ya atıldı. (1945)