Resûlullah’ın can yoldaşı Hz. Ebû Bekir

Fil Vak‘ası’ndan üç yıl kadar sonra Mekke’de doğdu. Câhiliye döneminde dahi putlara tapmadı. Dönemin kötü âdetlerinden, şeref ve haysiyeti zedeleyen davranışlardan uzak durdu.

Resûl-i Ekrem’den iki veya üç yaş küçük olan Ebû Bekir kaynaklarda adından çok Atîk lakabıyla anılmıştır.

“Güzel, soylu, eski, âzat edilmiş” gibi mânalara gelen bu lakabın ona annesi tarafından verildiği veya çok eskiden beri hayır yaptığı, yüzü ve ahlâkı güzel olduğu, yahut da soyunda ayıplanacak bir husus bulunmadığı için Atîk diye anıldığı rivayet edilmekle birlikte Hz. Peygamber’in, “Sen Allah’ın cehennemden âzat ettiği kimsesin” (Tirmizî, “Menâḳıb”, 16) şeklindeki iltifatına mazhar olduktan sonra bu lakapla anılmaya başlandığı bilinmektedir. Câhiliye döneminde Abdülkâ‘be olan adının müslüman olduktan sonra Hz. Peygamber tarafından Abdullah olarak değiştirildiği rivayet edilir.

Hz. Ebu Bekir (r.a)'nın lakapları nedir?

Servetini Allah yolunda harcayıp eski elbiseler giydiği için “Zü’l-hilâl” (ذو الخلال), çok şefkatli ve merhametli olduğu için “Evvâh” lakaplarıyla da anılmıştır. Ancak onun en meşhur lakabı Sıddîk’tır. “Çok samimi, çok sadık” anlamına gelen bu lakap kendisine, mi‘rac olayı başta olmak üzere gaybla ilgili haberleri hiç tereddütsüz kabul ettiği için bizzat Resûl-i Ekrem tarafından verilmiş ve İslâm literatüründe bununla şöhret bulmuştu. Hz. Peygamber’in vefatından sonra onun devlet yönetimi görevini üstlendiği için de “halîfetü resûlillâh” unvanıyla anılmıştır.

Bekir adlı bir çocuğu olmadığı halde kendisine Ebû Bekir künyesinin niçin verildiği konusunda kaynaklarda yeterli bilgi yoktur.

Resûlullah’ın (sas) İslâm’a davetini tereddüt etmeden kabul eden ilk Müslümanlardan biri oldu. İslâm’ın ilk yıllarından itibaren malı ve canıyla Allah Resûlü’nün yanında yer aldı.
Müşriklerin ağır işkencelerine uğrayan köleleri ve güçsüz Müslümanları satın alarak özgürlüklerine kavuşturdu.

Resûlullah, Medine’ye hicret ederken yol arkadaşı olarak Hz. Ebû Bekir’i seçti. Birlikte Sevr Mağarası’na sığındılar.

Müşrikler mağaranın ağzına kadar geldiğinde Allah Resûlü ona: “Üzülme! Allah bizimle beraberdir.” (Tevbe, 9/40) buyurdu.

Peygamber Efendimizin (sas) vefatıyla sarsılan Müslümanları metanetle teskin etti ve şu hakikati hatırlattı: “Sizden her kim Muhammed’e tapıyorsa, iyi bilsin ki, Muhammed öldü. Her kim Allah’a kulluk ediyorsa, iyi bilsin ki, Allah bâkîdir, asla ölmez.”
Resûlullah’ın vefatının ardından İslâm’ın ilk halifesi seçildi. Zekât vermeyenlerle, namaz ile zekâtı birbirinden ayırdıkları gerekçesiyle savaştı. Hilâfeti esnasında Kur’ân-ı Kerîm’i mushaf haline getirdi.

Orta boylu, zayıf yapılı, seyrek sakallı, keskin bakışlı, gür saçlı, sarıya çalan beyazlıkta güzel ve ince yüzlü bir insandı. Hicretten sonra Mescid-i Nebevi’nin yapılacağı arsayı satın alan o olduğu gibi, Bedir’de ağlayarak dua eden Hz. Peygamber (sas) teselli eden, bilhassa Hudeybiye’de olayında ve vefat-ı Nebi’de Hz. Ömer’i sakinleştirmeyi başaran da odur.
Yaklaşık iki yıl süren hilafetinin ardından 23 Ağustos 634’te Medine’de vefat etti ve çok sevdiği Resûlullah’ın (sas) yanına defnedildi.

Peygamberimizin Hz. Ebu Bekir'e Öğrettiği Dua

Hazret-i Ebû Bekir bir gün Rasulullah Efendimiz'e:

“–Yâ Rasûlâllah! Bana bir duâ öğretiniz de onu namazımda okuyayım!” dedi

Allah Rasülü'de ona, "Şöyle duâ et!" buyurdular:

اَللَّهُمَ اِنِّى ظَلَمْتُ نَفْسِى ظُلْمًا كَثِيراً وَلَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلَّا أَنْتَ فَاغْفِرْ لِى مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَرْحَمْنِى، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

“Allah'ım! Ben kendime çok yazık ettim. Günahları Sen'den başka hiç kimseye bağışlayamaz. Beni lütfunla affedip bağışla ve bana acı. Sen bağışlayan ve merhamet edensin!" (Buhari, Ezan 149, Daavat 17, Tevhîd 9; Müslim, Zikir 48)