Başkan Arpaguş, konuşmasına, Balıkesir'de 9'uncu Ana Jet Üs Komutanlığı'ndan kalkış yapan F-16 uçağının kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek başladı.

Başkan Arpaguş, “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki takva sahibi olursunuz.” ile “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sizin takvanız ulaşır.” ayet-i kerimelerini hatırlatarak, şu ifadelere yer verdi:

“İbadetlerden kastın kulda takva bilincinin oluşmasıdır. O da bizi Cenabıhakk’a yaratılış gayemiz olan ki, Cenabıhak ‘Ben insanları ve cinleri bana ibadet ve kulluk etsinler diye yarattım’ buyurur. Takva ki ‘hassas bir şekilde dini hayatı yaşamak’ diyebiliriz. Bazıları ‘Allah korkusu’ diye tercüme ederler ama Allah'ın emir ve yasaklarına karşı ‘riayetkar ve saygılı bir yaşantıyı’ ifade eder aslında takva kelimesi. Dolayısıyla buradaki kazanç, ibadetlerden, kulluktan ve Ramazan ayındaki bütün bu oruç, namaz ibadetlerimiz, teravihlerimiz, mukabelelerimiz, hatimlerimiz hepsinden maksat, Cenabıhak'la olan, kul ile Yaratıcısı arasında bir yakınlık kurulmasıdır. Çünkü Cenabıhak, Kur'an-ı Mübin'de ‘Kullarına çok yakın olduğunu’ ifade eder.”

“Her geceyi Kadir bil, her geçeni Hızır bil”

Müslümanların Allah’ın yakınlığını hissederek, tam bir kulluk ve ibadet bilinci içerisinde bir hayatı kazanmak için gayret etmesi gerektiğini belirten Başkan Arpaguş, “Ramazan-ı Şerif işte bunun bir numunesidir. Eskiler derler, ‘Her geceyi Kadir bil, her geçeni Hızır bil.’ Aslında bütün hayatımızı Ramazan içerisindeki kulluk bilincimiz ve ibadet disiplinimiz içerisinde yaşarsak, işte o zaman Cenabıhakk’ın bizden razı olacağı, takvaya erenlerden oluruz. Bu da bizim imtihan dünyası dediğimiz bu dünyadaki kazancımızı, ahiret hayatında ebedi mutluluğa çevirebilir. Dolayısıyla Ramazan böyle bir iklim, güzellik, böyle hedefleri, gayeleri olan bir kutlu ay.” şeklinde konuştu.

“İbadetlerimizi daha yoğun bir şekilde yaşayacak bir ortamda geçirelim”

Bin aydan daha hayırlı bir gece olan Kadir Gecesi’ne dikkati çeken Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:

“Böyle hayırlı bir geceyi o bilinçle idrak edip yakalayabilirsek, bir ömrün telafi edilmesi ve kurtarılması mümkün gibi gözüküyor. Dolayısıyla biz Ramazan'ın bu kutsal ikliminden istifade ederken insanlarımızın özellikle pandemiden sonra ciddi bir toplumsal hayattan, camilerden feragat ve uzaklaşma gibi hissedebileceğimiz durumlarla karşılaştık. Dolayısıyla bu kutlu günlerin camilerde coşkulu bir şekilde yaşanması için genç, yaşlı, kadın, erkek, küçük, büyük hep bir arada olarak camilerimizde bu kutlu ayı, bu manevi iklimi, kulluk bilinciyle ibadetlerimizi daha yoğun bir şekilde yaşayacak bir ortamda geçirelim.”

Ramazan-ı Şerif’in kutsal ikliminde camiye gidilmesi gerektiğini aktaran Başkan Arpaguş, “Orada bulunarak hem toplumsal olarak bir kardeşlik duygusu içerisinde kaynaşma bilincini yakalamak hem de Cenabıhakk’a kulluğumuzda o kutsi mekanın havasından, suyundan, o manevi iklimden istifade edebilmek anlamında, bu kutlu ayda ‘cami merkezli, bütün toplumumuzun her kademesiyle orada buluşarak bu kutlu mevsimi, dolu dolu yaşamak üzere cami’ dedik.” ifadelerini kullandı.

Dünya hayatının gelip geçici olduğunu dile getiren Başkan Arpaguş, “Doğduğumuzda kronometre çalışmaya başladı. Cenabıhakk'ın bizden beklediği ebedi alemi kazanabilecek güzel ameller, insanlarla hoş geçinmek, topluma, insanlara faydalı olmak, çevremize, insanlara, ilişkilerimizde nezaket, zarafet sahibi olmak, çevreye karşı, bize emanet edilmiş olan varlığa karşı hürmetkar olmak, günden güne bozulan dünya düzeninde gerek çevremize gerek toplumlarımıza, insanlarımıza davranışlarımızda ilahi hikmete matuf amellerle bu hayatı süsleyerek inşallah ebedi alemi kazanacağımıza inanırız. İnancımız bunu gerektirir.” açıklamasında bulundu.

“Kendi muhasebemizi kendimiz yapabilirsek hayatı değerlendirmiş oluruz”

“Hesaba çekilmeden önce kendi hesabınızı yapınız” hadis-i şerifini anımsatan Başkan Arpaguş, “Kendimize gelmek, ne yapıyorum, nereye gidiyorum düşüncesiyle hayatımızın bir muhasebesini yapmak, hayatımızın geçen kısmını bir film şeridi gibi değerlendirerek gözümüzün önünden geçerek, bunun ne kadarı Cenabıhakk'ın rızasına uygundu, ne kadarı yaratılış gayemize münasipti, ne kadarında hatalar ettik, ne kadarında doğru dürüst bir yolda sırat-ı müstakimde kaldık, ne kadar şaşırdık, ne kadar isabetli güzel işler yaptık? Artılarımızı, eksilerimizi, kendi muhasebemizi kendimiz yapabilirsek işte o zaman hayatı değerlendirmiş oluruz ki, hep niyazımız odur.” diye konuştu.