Allah’ın ismi veya bir sıfatı zikredilerek, yerine getirilmesi mümkün ve mübah olan bir şeyi, ileride yapmaya veya yapmamaya dair yemin etmek mün’akid yemin olarak isimlendirilir. Hiçbir kasıt olmasa bile “Vallahi, Billahi, Tallahi, Allah hakkı için, Allah adına yemin ederim!” gibi ifadelerle yapılan her türlü yemin, mün’akid yemin kapsamındadır. Her ne şekilde olursa olsun geçerli (mün’akide) olan yemini bozan kimsenin yemin keffareti ödemesi gerekir. Farz veya vacip olan bir şeyi yapmamaya ya da haram ve günah olan bir şeyi yapmaya yemin etmek, Müslümana yakışan bir davranış değildir. Bununla birlikte, bu şekilde bir yemin edildiğinde yemin bozulmalı ve ardından yemin keffareti ödenmelidir. Hz. Peygamber “Bir kimse bir şey için yemin eder, sonra da ondan hayırlısını görürse yeminini bozsun ve keffaret ödesin.” buyurmuştur. (Müslim, Eymân, 11) Yemin etmek mübah bir davranış olmakla birlikte, gereksiz yere yemin etmek ve yemini alışkanlık hâline getirmek doğru değildir.


(İnsanlar arasında) laf taşıyan kişi cennete giremez. (Buhârî, Edeb, 50)