Ramazan, Genç, Sabır ve İrade

Yaşadığımız dönem birçok alanda hız çağıdır. Gelişen bilim ve teknolojinin etkisiyle yaygınlaşan iletişim ve ulaşım ağları hızla her türlü bilgiye ulaşma imkânını, şehir ve ülkeler arası geçişleri sağlıyor.

Makaleler 12.05.2020, 23:54
Ramazan, Genç, Sabır ve İrade
© Diyanet Haber
banner197

Yine geçm dönemlere göre maddi imkânların arttığı, özellikle coğrafyamız itibariyle çeşitli ihtiyaçların daha kolay elde edildiği bir dönemdeyiz. Eskiden büyüklerimizin sahip olmak için yıllarca çabalaması gereken şeyler şimdi herkes için daha erken yaşlarda kolaylıkla ulaşılabilir hale gelmiş durumdadır. Eski dönemde insanların erken yaşlarda çalışmaya başlamaları gerektiği için, öğrenciyken yarım gün veya tatil dönemlerinde çalışabiliyorlardı. Bu çalışmalar zorluklar çekmeye sebep olsa da insanların iradelerini geliştiriyor, becerilerini artırıyor, sabır ve dayanıklılık güçlerini artırıyordu.

Her dönem kendi şartlarında zorlukları ve avantajları beraberinde getirir. Zorluklar yaşandıkça dönemin avantajları daha kolay anlaşılır, kıymeti bilinir ve değerlendirilir. Günümüzde gelişen bilim ve teknoloji ile çok önemli imkânların da ortaya çıktığı açıktır. Ancak imkânların çok ve kolay ulaşılabilir olması insanların zihnen, bedenen zorluk çekmelerini azaltmakta, bu durum yetkinlik elde etme, beceriler kazanma ve olgunlaşma anlamında insanları zayıflatmaktadır. Aynı zamanda bu durum psikolojik açıdan da olgunlaşmayı geciktirmekte, insanların ancak olgunlaşmayla kazanılabilecek becerileri ortaya çıkmadığı için çekilen hayat içindeki zorlukları çoğaltmaktadır. Beden yorgunluğu kişi pasif kalarak dinlendiğinde kolayca geçerken, psikolojik-zihin yorgunluğunu geçirmek için ciddi anlamda özel bilgi, beceriler kazanmayı, bilinç ve planlı hareket etmenin ne olduğunu bilmeyi ve uygulamayı gerektirmektedir.

Günümüzde eğitim ve iş sektöründe çoğunlukla sorumluluklar az fiziksel hareketle yerine getirilirken, insanların günlük yaşamları daha çok zihinsel çalışmalar ve teknik beceriler ile ilerlemektedir. İçinde bulunduğumuz günlerde hızlı ve kolay yaygınlaşan kovid-19 virüsü ve gelecekte benzerlerinin ortaya çıkabileceği sebeplerle bedensel çalışmaların daha da azalacağı ve insanların toplu olarak bir arada çalışamayacağı zamanların olacağı öngörülmektedir. Oluşan açık ise gelişen teknoloji ve yapay zekâ otomasyonları daha da aktif kullanılarak insansız olarak karşılanmaya çalışılacaktır.

Dolayısıyla bu durum insanları daha fazla olumsuz etkilemeye sebep olacak, yaşam ve çalışma hayatlarında değişikliklere yol açacaktır.

İşte saydığımız gibi ortaya çıkan bu ve benzeri ani gelişen durumları yönetmek için kaya gibi sağlam bir psikolojiye sabır ve sinir gücüne ihtiyaç vardır. Ancak zamanımızda beden kullanımının azalmasıyla beden kas ve sinirlerinin güç ve dayanıklılığının zayıfladığı gibi aynı zamanda teknolojik aletler ve internet gibi düğmesine basıldığında hemen işlemleri gerçekleştirmesi sebebiyle özellikle gençlerde her istediğine hızlı ve kolay ulaşma alışkanlığı, sabırsızlık duygusunu oluşturmaktadır. Bu durum gençlerin sabır gelişimini olumsuz etkilemekte, sabırsızlaşan kişilerin istemedikleri bir durumla karşılaştıklarında sinir ve psikolojik durumları hızlı yıpranmakta, iradelerini doğru kullanma becerileri zayıflamakta ve ruhsal olarak çabuk çökmektedir. İnsanın en önemli enerjisi, psikolojik enerjidir. Psikolojisi iyi olmayan bir insanın enerjisi azalmakta, kötüleşmekte, beden sağlığı ve sinir sistemleri yıpranmaktadır. Günümüzde tıp dünyası birçok hastalığın psikolojik durumla ilişkisi olduğunu belirtmekte, özellikle bedeni ve sinirleri zayıflayan insanlara asla kızmamaları, üzülmemeleri ve kafaya takmamalarını öğütlenmektedir.

Mübarek Ramazanı Şerif ayının sonlarına yaklaştığımız bu günlerde oruç ibadetinin insanın sabır duygusunun gelişmesine ne büyük katkısının olduğunu hakkal yakin müşahede etmekteyiz. Her türlü nimet ve imkân elinin altında olmasına rağmen insanlar sabretmekte ve iftar saatini zorlansa da beklemektedir. Bu durum müthiş bir sabır becerisi geliştirmekte ve insanın irade gücünü kuvvetlendirmektedir.   

Mübarek Ramazanı Şerif ayı, insana normal zamanda yapmakta zorlanacağı ciddi değişimlerin aslında zor olmadığı, güçlü bir irade ve destek ile hayatta birçok değişimi çok kısa sürede yapabileceğini gösterir. Her insanın aylardır süregelen günlük yaşam şekli bir anda, hatta bir gecede değişime uğrar, akşam teravih namazı, gece sahur yemeği, gündüz oruç, mukabele, akşam iftar sofrası...

Normal zamanda sabretmekte zorluk çekeceği açlık, susuzluk gibi birçok şeye ramazan ayında kolaylıkla sabredebildiğini ve iradesini ortaya koyduğunda ne büyük şeyler başarabileceğini kişiye gösterir.

Orucun manevi ecri çok büyük olduğu gibi maddi-bedeni faydaları da çok büyüktür. Oruç, bedeni rahatlatan, koruyan ve ruhi-bedeni birçok hastalıkta en etkili tedavi şekillerinden biridir. Oruç; ağır ve sert öfke patlamalarına, ani duygusal davranışlara, ürperti ve gerilmelere karşı sinirlerin gücünü, kuvvetini, kabiliyetini artırır. Sabır duygusunu geliştirerek sabırlı olmak gücünü, kuvvetini kişiye kazandırır. Cesaret ve gayretini geliştirir, vücutta hormonsal dengeleri düzeltir, psikolojik sıkıntıları teskin eder ve birçok rahatsızlığın ilerlemesini önler, fikri rahatlatır, iç şuuru kuvvetlendirir. Orucun, endişe-kaygı fazlalığı ve sinir bozukluklarından meydana gelen psikolojik hastalıkların tedavisinde etkili olduğu da bilimsel olarak yapılan çalışmalar ile ortaya çıkmıştır.

Psikoloji uzmanları ibadet, dua ve kuvvetli inancın, üzüntü, endişe ve korkunun zararlarını önlediğini tespit etmişlerdir. Hastalıkların önemli bir bölümü de bu üç olumsuz duygudan kaynaklanmaktadır. Meşhur Psikiyatrist Carl Jung: ruhi hastaların büyük bir bölümünün hastalık sebebinin inançsızlık-inanç zayıflığı olduğunu, “Ağır hastalık içerisinde olan hastaların arasında inancı kuvvetli olan hastalar çabucak iyileşiyorlardı” gözlemiyle ifade etmektedir. Psikiyatristler, sinirlerimiz gergin, canımız sıkkın olduğu anlarda, birisine derdimizi söyleyerek paylaşmanın bile ilaç yerine geçtiğini söylemektedirler. Kimseye söyleyemeyeceğimiz dertleri bile her şeyi duyan ve bilen, her şeye gücü yeten Allah’a arz etmek, ondan yardım dilemekten büyük şifa ve çare kaynağı olabilir mi?
Allah’ın rahmetinden ümidini keserse insan, işte asıl o zaman kendine güvenini yitirmiş, kötü bir vicdana sahip olarak mahvolmuş demektir.

Oruç vesilesi ile insanlar yeme, içme, cinsellik gibi dürtülerini kontrol altına alır ve herkesin hayattaki farkındalığı yükselir. Düşünme becerisi gelişerek hem nimetlerin kıymetini bilme hem de hayatın anlamını, kendini sorgulama imkânı bulur. Ramazan ayı dışında ki dönemlerde sıradan hale gelen birçok alışkanlık değişime uğrar, zihinsel olarak yeni duygu, düşünce ve davranışlar ortaya çıkmaya başlar. Bu durum kişiye değişebilme özgüvenini kazandırarak yeni alışkanlıklar edinebilme becerisi kazandırır.

Kişi oruçlu olduğunun sürekli farkında olarak yemek-içmekten uzak durup farkındalığını artırdıkça bu durum günlük hayatta dikkat ve yoğunlaşma zorluğu çekenlerin dertlerine de derman olur.

Oruç, stres, endişe, gerginlik gibi problemlerde de rahatlama ve iyileşme gerçekleştirir. Aynı zamanda aç kalan mideden salgılanan açlık hormonları beynin öğrenme ve hafıza bölümünü pozitif etkilemektedir. Gelişen yeni sinir hücrelerinin dikkat sorunları, bunama, parkinson gibi hastalıkların oluşmasını da engellediği saptanmıştır.

Oruçlu insan öfkesine çok daha kolay hâkim olur. Hatta kendisini kızdıran kişiye “ben oruçluyum,” diyerek, karşılık vermemesi tavsiye edilmiştir. Oruç ibadeti ile insanların kişiliklerindeki aşırılıkları dengeleyerek, insanlara ve olaylara farklı bakış açısı ile daha duyarlı, saygılı, sabırlı, affedici ve merhametli bakabileceği uzmanlarca vurgulanmaktadır.

Bizler Yüce Allah’ın emirlerini şeksiz-şüphesiz yerine getirmekle sorumluyuz. Yüce Allah’ın her emri içerisinde nice hikmetler barındırmaktadır. Rabbim Ramazanı Şerif vesilesiyle rızasını kazananlardan olabilmeyi, Kadir Gecesi’ni idrak edip sağlık-afiyet içerisine bayrama ulaşmayı cümlemize nasip eylesin niyazıyla hayırlı ramazanlar diliyorum.
Kalınız sağlıcakla...

Kaynak: Diyanet Haber
Yorumlar (0)