“Derece derece yükseltmek, yavaş yavaş sonuca ulaştırmak” anlamındaki kelime “drc” kökünden türemiştir.
“Merdiven, yol” anlamındaki “derec” ve “merdiven basamağı” demek olan “derece” ile aynı köktendir.
İstidrâc zalim, kâfir ve azgın kişilerin tedrîcî olarak felâkete yaklaştırılması ve bu esnada kendilerine bazı geçici imkân ve başarıların sağlanmasıdır.
Belâgat ilminde muhatabı incitmeden, reddedilmez bir mantıkla aklını çelerek fikrini kabul ettiren üslûba da “istidrâc” denir.
İstidrâcın kerâmetten farkı; Allah'ın rızasına muhalif sûrette meydana gelmesidir.
Bazı hadislerde deccâl için zikredilen hârikulâde yetenek ve imkânlar da (DİA, IX, 69) istidrâc sayılmıştır.
Kur’ân-ı Kerîm’de istidrâc ile anlam yakınlığı bulunan kavramlar; mekr (hile ve tuzak kurmak), keyd (tuzak kurma), hud‘a, muhâdaa, imlâ (mühlet ve fırsat verme) ve imhâldir.
“Sihirbazlar: "Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin ya da ilk atan biz oluruz" dediler. Mûsâ: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.” (Tâhâ, 20/65-66)
“İnkâr edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.” (Âl-i İmran, 3/178)
“Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.” (A’râf, 7/182)
Next





