Bu yolculuk, İslam tarihinde yeni bir dönemi başlattı.
MEKKE, 622 - Mekke’de Müslümanlara yönelik yıllardır devam eden baskıların ardından Hz. Muhammed (sas), kendisini öldürmek üzere alınan karar üzerine doğup büyüdüğü şehirden ayrılarak Medine’ye doğru yola çıktı. Tarihe “Hicret” olarak geçen bu yolculuk, Müslümanların toplumsal ve siyasi bakımdan teşkilatlanmasının önünü açan önemli bir dönüm noktası oldu.
İslam’ın Mekke’de yayılmaya başlamasıyla Müslümanlara yönelik baskı, eziyet ve işkenceler giderek arttı. Daha önce bir grup Müslüman Habeşistan’a hicret ederken, Mekke’de kalan Müslümanlar özellikle üç yıl süren sosyal ve ekonomik boykotun ardından daha ağır şartlarla karşı karşıya kaldı.
Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’in vefatıyla baskılar daha da arttı. Hz. Muhammed (sas), İslam’ı tebliğ etmek amacıyla gittiği Tâif’te de beklediği karşılığı bulamadı. Bu sırada Akabe’de Medinelilerle kurulan temaslar ise gelişmelerin yönünü değiştirdi.
Medine’den tarihi davet

Medine’de yaşayan Evs ve Hazrec kabilelerinden bazı kişilerin İslam’ı kabul etmesinin ardından şehirde Müslümanların sayısı hızla arttı. İkinci Akabe Biatı’nda Medineli Müslümanlar, Hz. Peygamber’i şehirlerine davet ederek onu kendi ailelerini korudukları gibi koruyacaklarına söz verdi.
Bu gelişmenin ardından Hz. Muhammed (sas), Müslümanların Medine’ye hicret etmelerine izin verdi. Sahâbîler gruplar halinde ve çoğunlukla gizlice Mekke’den ayrılmaya başladı. Mekkelilerin hicreti engelleme girişimlerine rağmen Müslümanların büyük bölümü kısa sürede Medine’ye ulaştı.
Dârünnedve’de suikast kararı

Müslümanların Medine’de güç kazanmaya başlaması Mekke müşriklerini harekete geçirdi. Kureyşin ileri gelenleri Dârünnedve’de toplandı ve yapılan görüşmelerin ardından Ebû Cehil’in teklifiyle Hz. Muhammed’in (sas) öldürülmesine karar verdi.
Plana göre Kureyş kabilelerinin her birinden seçilecek kişiler suikastı birlikte gerçekleştirecek, böylece sorumluluk bütün kabilelere dağıtılacaktı.
Durumdan haberdar olan Hz. Peygamber, kendisine emanet edilen eşyaların sahiplerine ulaştırılması için Hz. Ali’yi görevlendirdi. Ardından Hz. Ebû Bekir ile Mekke’den ayrıldı.
Medine yerine önce güneye gittiler

Takipçilerini yanıltmak amacıyla doğrudan Medine yönüne hareket etmeyen Hz. Peygamber ile Hz. Ebû Bekir, Mekke’nin güneybatısındaki Sevr Dağı’na ulaştı ve buradaki mağarada üç gün kaldı.
Mekkeliler kısa süre içinde Hz. Peygamber’in şehirden ayrıldığını fark ederek geniş çaplı arama başlattı. Takipçilerden bir grup Sevr Mağarası’nın yakınına kadar ulaştı.
Hz. Ebû Bekir’in endişelendiği bu sırada Hz. Peygamber’in ona söylediği söz, daha sonra Kur’an-ı Kerim’de Tevbe Suresi’nin 40. ayetinde yer aldı:
“Üzülme, Allah bizimle beraberdir.”
Takipçilerin mağaradan uzaklaşmasının ardından daha önce kararlaştırıldığı üzere kılavuz Abdullah b. Uraykıt develerle Sevr’e geldi. Hz. Peygamber ve Hz. Ebû Bekir’e, Ebû Bekir’in âzatlısı Âmir b. Füheyre de katıldı. Kafile, dikkat çekmemek için alışılmış güzergâh yerine sahil yolunu ve daha az kullanılan geçitleri tercih ederek Medine’ye yöneldi.
Medineliler günlerce yolunu gözledi

Hz. Muhammed’in (sas) Mekke’den ayrıldığı haberi Medine’ye ulaşınca Müslümanlar her sabah şehrin dışına çıkarak gelecek kafileyi beklemeye başladı.
Bekleyiş 20 Eylül 622 Pazartesi günü sona erdi. Ufukta yaklaşan kafilenin görülmesi üzerine Medineliler Hz. Peygamber’i karşılamak için yola çıktı.
Hz. Muhammed (sas) önce Medine yakınlarındaki Kubâ’ya ulaştı. Burada bir süre kaldı ve bir mescid yaptırdı. Ardından cuma günü Medine’ye hareket etti. Rânûnâ Vadisi’nde ilk cuma namazını kıldırdıktan sonra şehre girdi.

Medine’de büyük bir kalabalık tarafından karşılanan Hz. Peygamber, kendisini evinde misafir etmek isteyenler arasında tercih yapmayarak devesi Kasvâ’nın serbest bırakılmasını istedi. Kasvâ’nın çöktüğü yerin yakınında bulunan Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evine misafir oldu. Devenin çöktüğü arazi ise daha sonra Mescid-i Nebevî’nin inşa edildiği yer oldu.

Kaynaklarda geçen tarih değerlendirmesine göre Hz. Peygamber, 9 Eylül 622’de alınan suikast kararının ardından Mekke’den ayrıldı; 10-12 Eylül günlerini Sevr Mağarası’nda geçirdi, 13 Eylül’de Medine istikametinde yola çıktı, 20 Eylül’de Kubâ’ya, 24 Eylül 622 Cuma günü ise Medine’ye ulaştı.
Hicret insanlık tarihi açısından yeni bir dönemi başlattı
Hicret, Müslümanlar açısından bir şehirden başka bir şehre göçün ötesinde sonuçlar doğurdu. Mekke’de ağır baskılar altında yaşayan Müslümanlar, Medine’de toplumsal ve siyasi bir yapı kurma imkânına kavuştu.

Hz. Peygamber, hicretten sonra muhacirlerle Medineli ensar arasında kardeşlik bağı kurdu. “Muâhât” adı verilen uygulamayla muhacir aileler ensardan ailelerle kardeş ilan edildi. Böylece Mekke’de evlerini ve imkânlarını geride bırakan muhacirlerin Medine hayatına katılmaları sağlandı.
Medine’de oluşturulan yeni düzenle birlikte Müslümanların dinî, toplumsal, iktisadi ve siyasi hayatında yeni bir dönem başladı. Medine, kurulan İslam devletinin ilk merkezi haline geldi; çevredeki kabilelerle antlaşmalar yapıldı ve farklı topluluklarla ilişkileri düzenleyen esaslar belirlendi.
Hicret sonrasında inen ayetlerde de bireysel ve toplumsal hayatı düzenleyen hükümlerin ağırlığı arttı. İslam’ın daha geniş coğrafyalara ulaşacağı Medine dönemi böylece başlamış oldu.
Hicretin İslam tarihindeki belirleyici yeri, yıllar sonra takvime de yansıdı. Hz. Ömer döneminde, miladi 638 yılında yapılan düzenlemeyle hicret Müslümanların kullandığı hicrî takvimin başlangıcı kabul edildi.
Hicret Yolu

Next





