Katil İsrail güçleri 7 Ekim'den bu yana on binlerce ton bombayla hedef aldığı Gazze Şeridi'ne yönelik tam ablukayı sürdürüyor.

Gazze'nin en büyük sağlık kompleksi Şifa Hastanesi, hasta ve yaralıların yanı sıra yerinden edilmiş binlerce Filistinlinin sığınağı durumunda. Ancak katil İsrail güçleri hastanenin çevresini de bombalamayı sürdürüyor. Burada her türlü insanlık dramına şahit olmak mümkün.

"Susuzluktan öleceğim"

Katil İsrail'in saldırılarından sonra en büyük tehditlerden biri susuzluk.

Hastanenin önünde elinde su bidonu olan bir vatandaşa, "Bu içme suyu mu?" diye seslenen Filistinli genç, "evet" cevabını alınca yakarmaya başladı: "Bana su içir, Allah seni korusun. Vallahi tadına hasret kaldım, susuzluktan öleceğim."

Hasret kaldığı bir şişe içme suyuna kavuşan Filistinli gencin susuzluk ve açlıktan bitkin düşen gözleri büyük sevinçle doldu.

Katil İsrail güçlerinin birkaç hafta önce Şucaiye Mahallesi'ndeki evini yerle bir ettiği genç, hayatta kalabilmek için ailesiyle birlikte hastaneye sığınmıştı.

Evi bombalanan ve yerinden edilen gencin durumu, katil İsrail’in Gazze Şeridi’ne giden su hatlarını kesmesinin ardından bölge halkının yaşadığı su krizini ortaya koyuyor.

İnsani durum "felaket" boyutunda

Katil İsrail’in saldırılarıyla birlikte Gazze Şeridi’ne yönelik ablukasını sıkılaştırması, su ve elektrik hatlarını kesmesi, yakıt girişini engellemesi, bölgedeki insani durumu trajediye dönüştürdü.

Uluslararası Kızılhaç Komitesinden 5 Kasım’da yapılan açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki insani durumun “felaket” olduğu ve gün geçtikçe daha da kötüleştiğini duyurdu.

Açıklamada, başta kadın ve çocuklar olmak üzere Gazze Şeridi’ndeki sivillerin ağır insani zorluklara katlandığı belirtildi.

"Gazze’de yaşananların, Kızılhaç’ın bölgede faaliyetlerine başladığı 1967’den bu yana görülmediği" kaydedilen açıklamada, Gazze’deki yıkımın su ve kanalizasyon altyapısını etkilediği, bunun da bir çevre felaketinin habercisi olduğu vurgulandı.

Açıklamada, "Gazze’de içmek için bir damla temiz su veya bir ekmek almak, saatler süren tehlikelerle dolu bir yolculuktur." ifadesi kullanıldı.

Katil İsrail’in Gazze’de tetiklediği su krizi, 7 Ekim’den bu yana sürdürdüğü şiddetli saldırıları kadar güçlü bir silah haline geldi.

Katil İsrail savaş uçaklarının su dağıtım araçlarına, binaların ve hastanelerin çatılarındaki su tanklarına yönelik bombardımanları da bu durumu teyit ediyor.

Katil İsrail hastanenin su depolarını vurdu

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı yazılı açıklamada, Katil İsrail'in 5 Kasım'da Er-Rantisi Hastanesinde su depoları ile güneş enerjisi panellerini kasıtlı olarak hedef aldığını ve bu şekilde hasta, sağlık personeli ve hastaneye sığınan yaklaşık 7 bin kişiyi susuzluktan öldürmeye çalıştığını belirtti.

Hamas'tan 7 Kasım'da yapılan yazılı açıklamada, katil İsrail'in toplu cezalandırma ve sivilleri oturdukları yerden tehcir etmek için su yardımlarını kesme politikası nedeniyle Gazze Şeridi'nin susuz kalacağı uyarısında bulunuldu.

Katil İsrail'in Gazze kenti başta olmak üzere Gazze Şeridi'nin geneline su yardımlarını kestiği kaydedilen açıklamada, katil İsrail ordusunun elde kalan su depolarını hava saldırılarıyla bombalaması nedeniyle halkın içmeye elverişli olmayan suları içmek zorunda kaldığı bildirildi.

Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası kurumlara toplu soykırım sayılan insanlığa karşı işlenen bu suçları durdurma ve su yardımlarının yeniden bölgeye girişi için acilen harekete geçme çağrısında bulunuldu.

Çaresizlikten kirli suları içiyorlar

Mısır'ın Refah Sınır Kapısı'ndan gelen az miktarda insani yardımın Gazze Şeridi'nin kuzey kesimlerine ulaşamaması nedeniyle özellikle kuzeydekiler, susuzluktan ölme tehdidi altında.

Katil İsrail'in yoğun bombardımanı altındaki Gazze Şeridi'nde Filistinliler, su bulabilmek için denize yakın bölgelerden çıkan kirli suları içmeye başladı.

Filistin Sağlık İdaresi Müdür Yardımcısı Rabi el-Abadile, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, katil İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'ne 3 su hattını kestiğini ve suların kesilmesi nedeniyle halkın hayatta kalabilmek için kirli suları içtiğini belirtti.

Abadile, kirli sular nedeniyle günde 1000 ishal, çiçek, solunum yolu enfeksiyonu, zehirlenme vakası görüldüğünü ifade etti.

Kuyulardaki sular küçük jeneratör ve motorlarla çıkarılmaya çalışılıyor. Ancak bunlar da çok sınırlı yerlerde bulunuyor. Binlerce Filistinli, su alabilmek için her gün oturdukları ya da sığındıkları yerden uzaktaki santrallere gitmek zorunda kalıyor. 17 litrelik bir damacana su alabilmek için uzun kuyruklarda saatlerce sıra bekliyorlar.

Sıra 6-8 saat sürdüğü için bir kişinin hem ekmek hem su sırasında beklemesi mümkün olmuyor. Bu nedenle aile fertleri, temel ihtiyaçlarını karşılamak için ekmek ve su sıralarına dağılıyor.

Ancak zaman zaman bu da mümkün olmuyor. Bazen katil İsrail'in yoğun saldırıları nedeniyle su almak için bazı bölgelere gitme ya da hareket etme imkanı da bulunmuyor.

Bu nedenle kimi zaman su yerine bakkallarda az sayıda kalan meyve suyu ya da gazlı içeceklerle su ihtiyacı karşılanmaya çalışılıyor.