Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle İstanbul’da görev yapan din görevlileriyle bir araya geldi.

Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda konuşan Başkan Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın bu yılki temasının “Cami ve Sosyal Hayat” şeklinde belirlendiğini dile getirerek, “Bu temayı, yaptığımız hizmetin mahiyetini ve kapsamını yeniden düşünmemiz adına son derece anlamlı ve önemli buluyorum. Hafta vesilesiyle gerçekleştireceğimiz programlarla camilerimizin bireysel ve toplumsal hayatımızdaki yerini ve önemini yeniden tefekkür etme imkânı bulacağız. Peygamberimizin (s.a.s.) örnekliğinde, camilerimizin temsil ettiği değerleri zamanın şartlarını göz önünde bulundurarak hayata aktarmanın yol ve yöntemlerini aramaya çalışacağız.” ifadelerini kullandı.

H T381 T O X0 A A G Qir

Medeniyetimizde caminin, insanın Rabbiyle irtibatını sağlayan ve hayatın akışına yön veren bir istikamet pusulası olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, “Müslümanların ruhunu ilim, irfan ve hikmetle besleyen, onlara İslam’ın ufkuyla hayata bakmayı öğreten ibadet ve hidayet kaynağıdır. Bununla birlikte camiler, ilahi çağrı doğrultusunda bizi bir araya getiren, insanı insanla buluşturan, birlik, beraberlik, dostluk ve kardeşlik duygularını pekiştiren, gönülleri kaynaştıran ülfet ve muhabbet mekânlarıdır.” şeklinde konuştu.

Camilerin bu çok boyutlu işlevinin ilk ve en güzel örneğinin, Mescid-i Nebevî olduğunu aktaran Başkan Arpaguş, “Resûl-i Ekrem Efendimizin (s.a.s.) mescidi, bir ibadet mekânı olduğu kadar ilmin, irfanın ve kardeşliğin de merkezi olmuştur. Medine’nin kalbi Efendimizin (s.a.s.) mescidinde atmıştır.” dedi.

Başkan Arpaguş, Mescid-i Nebevî örneğinden hareketle İslam coğrafyasında şehirlerin daima cami merkezli teşekkül ettiğine dikkati çekerek, “Yerleşim yerlerinin bir cami çevresinde vücut bulması, çarşıların, vakıfların, imarethanelerin ve şifahanelerin bu yapının etrafında gelişmesi, camilerin toplumsal hayatımızdaki yerini göstermesi bakımından oldukça dikkat çekicidir. Nitekim sahip oldukları manevi atmosferin de etkisiyle sağlıklı bir sosyalleşme zemini sunan bu kutlu mekânlar, asrısaadetten günümüze İslam beldelerinin en önemli mekanları olmuştur.” ifadelerine yer verdi.

“Bizler, camilerimizin kimliğini ve toplumsal etkisini daha da güçlendirmenin gayreti içindeyiz”

Başkan Arpaguş, geçmişten günümüze Kur’an’ın ahkâmı ve ahlakının camilerden hayata taşındığını, toplumun zihin ve gönül dünyasının camilerin gölgesinde mamur olduğunu belirterek, “İnancı ahlaka, ibadeti bilince, kulluğu sorumluluğa, bilgiyi amele ve toplumsal faydaya dönüştüren yönüyle camiler, bütün bir hayatın ulvi bir gaye üzere yaşanmasına önemli katkılar sunmuştur, sunmaya da devam edecektir. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bizler, camilerimizin bu tarihi rolünü, kimliğini ve toplumsal etkisini daha da güçlendirmenin gayreti içindeyiz.” diye konuştu.

İşlerinin hiç kolay olmadığını söyleyen Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:

“Zira yaşadığımız çağ, tarihimizden tevarüs ettiğimiz pek çok değeri alabildiğine aşındırmaktadır. Teknolojik gelişmelerin her şeyi büyük bir hızla dönüştürdüğü günümüzde camilerin tarihi misyonunun da ciddi anlamda örselendiğini görüyoruz. Bu kutlu mekânların temsil ettiği değerlerin de hayatın dışına itilmesine sebebiyet veren bu durum, aynı inanca sahip gönüllerin arasına yapay duvarlar örülmesine, sosyal bağların gitgide zayıflamasına ve insanların kalabalıklar içinde bile yalnızlık yaşamasına yol açmaktadır.”

“Her bir görevlimiz, ulvî bir vazifeyi deruhte etmektedir”

Böyle bir dönemde inanç, kimlik ve aidiyet gibi sabiteleri muhafaza edebilme yolunun, cami, cemaat ve ibadet bilincinin güçlendirilmesinden geçtiğine vurgu yapan Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bunun için öncelikle insanın insanla, toplumla ve mekânla ilişkisini doğru ve sürdürülebilir bir şekilde yeniden tesis etmek mecburiyetindeyiz. İşte, tam bu noktada din görevlisinin rolü daha da belirginleşmektedir. Bu anlamda müftülerimize, vaizlerimize, cami ve Kur’an kursu görevlilerimize büyük sorumluluklar düşmektedir. Zira hangi statüde olursa olsun her bir görevlimiz, anayasal bir görevle birlikte ulvî bir vazifeyi de deruhte etmektedir.”

Başkan Arpaguş, “Önemle ifade edeyim ki bizim manevi şahsiyetimiz, peygamberlerin açtığı yoldan yürüyen bizden önceki nesillerin asırlar boyunca biriktirdiği tecrübeyi ve hikmeti bünyesinde barındırmaktadır. Bu köklü miras bizlere hem güçlü bir dayanak olmakta hem de büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Bu nedenle attığımız her adımda, söylediğimiz her sözde, yürüttüğümüz her hizmette bu büyük mirasa layık olma şuuruyla hareket etmek ve üstlendiğimiz yüce mesuliyetin bilinciyle çalışmak durumundayız.” diye konuştu.

“Cami ve Sosyal Hayat” denildiğinde yalnızca geçmişteki bir şehir ve medeniyet tasavvurunu yâd etmekle yetinmeyeceklerini anlatan Başkan Arpaguş, “Bilakis caminin günümüz insanı için ifade ettiği anlamı düşünecek ve bunun omuzlarımıza yüklediği sorumluluğa odaklanacağız. Böylece cami ile toplum arasındaki bağı en güçlü hale getirmenin, caminin toplumsal hayatımızdaki konumunu yeniden tahkim etmenin gayreti içinde olacağız.” şeklinde konuştu.

“Çalışmalarımızı aşkla, heyecanla, kararlılıkla ve fedakârlıkla sürdüreceğiz”

Başkanlığın hizmetlerinin bütün mensuplarının azimli, özverili ve gayretli çalışmalarıyla başarıya ulaşacağını söyleyen Başkan Arpaguş, bu sebeple camileri asli hüviyetiyle ikame etmek için herkesin, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışması gerektiğinin altını çizerek, “Çalışmalarımızı aşkla, heyecanla, kararlılıkla ve fedakârlıkla sürdüreceğiz. Kimseyi ötelemeden, dışlamadan, ayrıştırmadan hizmet üretmeye devam edeceğiz. Bütün hizmetlerimizi medeniyet değerlerimizden hareketle Başkanlığımızın kuşatıcı ufku ekseninde yürüteceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Her işimizde İslam’ın bizlere yüklediği sorumluluk bilinciyle hareket etmek durumundayız”

Başkan Arpaguş, “Milletimizin aklına, kalbine ve manevi hayatına rehberlik eden bir teşkilatın mensupları olarak her işimizde yüce dinimiz İslam’ın bizlere yüklediği sorumluluk bilinciyle hareket etmek durumundayız. İnanıyorum ki bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirdiğimizde ve camilerimizin temsil ettiği değerleri önce kendi hayatımıza taşıyıp yücelttiğimizde, geçmişte olduğu gibi bugün de toplumun kalbi camilerimizde atmaya devam edecektir.” diye konuştu.

Başkanlığın, toplumu din konusunda aydınlatmak ve milletimize rehberlik etmek üzere kurulmuş anayasal bir kurum olduğunu anımsatan Başkan Arpaguş, “Ancak, yürüttüğümüz hizmetler, sıradan bir kamu görevinin fevkinde bir ehemmiyeti haizdir. Üstlendiğimiz görev, yalnızca bir mesleğin icrasını değil, aynı zamanda bir davanın temsilini ifade etmektedir. Bu görev, doğrudan insanların kalbine, zihnine ve hayatına dokunan; toplumsal huzurun ve manevi dirliğin temelini oluşturan bir mahiyet taşımaktadır. Nitekim caminin toplum hayatındaki rolü ve önemi de burada ortaya çıkmaktadır.” ifadelerine yer verdi.

Camilerin, ancak hayatla irtibat kurduğu, insanın derdine ve sevincine ortak olduğu, dini bilgiyi dindarlığa ve ibadeti ahlaka dönüştürdüğü ölçüde canlılığını koruyacağını işaret eden Başkan Arpaguş, “Bu bakımdan sizin yaptığınız hizmet, sadece caminin iç mekânıyla sınırlı değildir. Nitekim sizler, caminin sesini ve soluğunu mahalleye, mahallenin ihtiyaçlarını camiye taşıyorsunuz. İnsani ve sosyal sorunlara camiden çözümler üretiyorsunuz. İnsanların doğumunda ölümüne kadar pek çok özel anlarında yanında bulunuyor; kimi zaman bir çocuğun eğitimine, kimi zaman bir gencin arayışına, kimi zaman bir aile probleminin çözümüne rehberlik ediyorsunuz.” şeklinde konuştu.

Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu çerçevede sizlerden özellikle birkaç hususa dikkat etmenizi istirham ediyorum. Evvel emirde imkânlarımızın ve potansiyelimizin farkında olmalıyız. Bizim en büyük imkânımız, Yüce Allah’a olan sarsılmaz imanımız, ihlasımız, samimiyetimiz, hamiyet-i diniyyemiz ve hizmet aşkımız olmalıdır. Bununla birlikte köklü geleneğimiz ve dünya çapındaki güçlü kurumsal yapımız, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak sahip olduğumuz yüksek potansiyelin en somut göstergesidir.

Gücümüzün ve imkânlarımızın farkında olarak çalışmaya devam etmeliyiz. Yüklendiğimiz sorumluluğun gereği olarak görevimizi en güzel şekilde yerine getirmenin gayreti içinde olmalıyız. Bu da kendimizi sürekli geliştirmeyi, bilgi ve bilincimizi her daim güncel ve diri tutmayı gerektirmektedir.”

“Rehberliğimizin verimliliği, görev yaptığımız bölgeyi bütün hususiyetleriyle tanımaktan geçer”

Kur’an’ın, sünnetin ve temel kaynakların çok iyi bilinmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Arpaguş, “Bu bizim inancımızın, mesleğimizin ve mensubiyetimizin de temel zeminini oluşturmaktadır. Rehberliğimizin verimliliği, içinde yaşadığımız toplumu, çağın gereklerini iyi bilmekten ve görev yaptığımız bölgeyi bütün hususiyetleriyle tanımaktan geçer. Onun için seçici ve rafine okumalarla fikrî dünyamızı tahkim etmeliyiz. Çağın nabzını tutmamızı sağlayacak aktüel bilgiyi mutlaka elde etmeliyiz. Başkanlığımızın açıklamalarını, raporlarını, yayınlarını ve Din İşleri Yüksek Kurulumuzu yakından takip etmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

“Rehberlik edici bir dil kullanmak, hizmetlerimize bereket kazandıracaktır”

Başkanlık personelinin üslubu ve yaklaşımının son derece önemli olduğunu kaydeden Başkan Arpaguş, insanların gönlüne giden yolun, nezaketten, zarafetten ve samimiyetten, güler yüzlü olmaktan, samimi ve sıcak davranışlardan geçtiğinin altını çizerek, “Hikmetli, şefkatli, birleştirici ve rehberlik edici bir dil kullanmak; dinimizi güzel bir örneklikle tebliğ ve temsil etmek, hizmetlerimize mutlaka bereket kazandıracaktır. ‘Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde mücadele et.’ buyruğu bizim için en mühim ve doğru yol gösterici olacaktır.” dedi.

“Camilerimiz, gençlerimizin hafızasında aidiyetle hatırlanan yerler olmalıdır”

Başkan Arpaguş, gençleri işaret ederek, “Onlar bizim göz bebeğimizdir. Onlara sevecen ve anlayışlı bir şekilde yaklaşmalıyız. Onların sorularını küçümsemeden, tereddütlerini yadırgamadan ve dünyalarını anlamaya çalışarak rehberlik ve yol arkadaşlığı etmeliyiz. Çocuklarımızın ve gençlerimizin camiyle kurduğu ilişkinin gelecekteki din tasavvurlarında çok önemli bir yer tutacağını unutmamalıyız. Camilerimiz, gençlerimizin hafızasında her daim hürmetle, muhabbetle, aidiyetle hatırlanan yerler olmalıdır.” şeklinde konuştu.

Başkanlık personelinin kurumsal aidiyetini her daim diri tutması gerektiğinin altını çizen Başkan Arpaguş, “Biz büyük bir aileyiz. Bu ailenin her bir ferdi, diğerinin yükünü hafifletmek, noksanını tamamlamak ve başarısını artırmakla sorumludur. Bireysel başarılar elbette önemlidir, ancak toplumsal boyutta asıl olan kurumsal başarıdır. Bunu asla unutmamalıyız. Kurumumuzu çok iyi tanımalıyız. Zira Diyanet İşleri Başkanlığı, çok önemli bir teşkilattır. Kurumsal yapısı, faaliyetleri, hizmet ağı ve etki alanı bakımından tüm dünyada örnek bir kurumdur.” diye konuştu.

Kuruluşundan bugüne Diyanet tarihinin iyi okunması gerektiğini dile getiren Başkan Arpaguş, “Ahmet Hamdi Akseki’yi, Ömer Nasuhi Bilmen’i, Abdurrahman Gürses’i İstanbul’umuzda imamlık, vaizlik ve müftülük yaparken dönemine damga vurmuş hocalarımızı, Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı’yı, Gönenli Mehmet Efendi’yi ve daha nice büyüklerimizi iyi tanımalıyız. Onları örnek alarak hizmet yürütmeliyiz bu aziz şehirde. Yürüdüğümüz yolda bizden önce yürüyen büyüklerimizin hayatlarını, tecrübelerini, insanlara yaklaşımlarını ve mücadelelerini bilmek, bizi başarıya götürecektir.” şeklinde konuştu.

Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Toplumun her kesimine ulaşma noktasında daha fazla gayret göstermeliyiz. Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumun bütün kesimlerine yönelik hizmet üretmektedir. Yüce dinimizin hakikatlerini ulaştırmak ve milletimize önderlik etmekle yükümlü bir kurumdur. Böylesine önemli bir kurumun mensubu olmak, elbette büyük bir mesuliyeti de beraberinde getirmektedir. Bu mesuliyetin en temel gereği, her türlü siyasi ve ideolojik düşüncenin üzerinde kalarak, hiçbir ayrım gözetmeksizin toplumun her bir ferdine eşit mesafede din hizmeti sunmaktır. Görev bölgemizdeki herkese sevgi, saygı ve merhametle yaklaşmalı; onların üzüntülü ve kederli zamanlarında yanlarında olmalı, neşeli ve sevinçli vakitlerinde sevinçlerini paylaşmalıyız.”

Büyük hedeflere ancak sabır, azim ve özverili bir çalışma neticesinde ulaşılacağını aktaran Başkan Arpaguş, “Başarıya giden yolda bizler kolay olanı değil, doğru olanı tercih etmekle yükümlüyüz. Karşılaştığımız güçlükler bizi yıldırmamalı; bilakis sorumluluğumuzu daha güçlü hissetmemize vesile olmalıdır.” ifadesini kullandı.

“Biliyoruz ki bizim sorumluluğumuz yalnızca bugünle sınırlı değildir; yarınlara uzanmaktadır. Bugün söylediğimiz bir söz, verdiğimiz bir eğitim, kurduğumuz bir gönül bağı, gösterdiğimiz bir örneklik; belki de yıllar sonra bir insanın en önemli kararına etki edecektir.” diyen Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:

“Bu bakımdan, din hizmetinin, neticesi bazen hemen görülemese de etkisi nesiller boyunca devam edebilen bir hizmet olduğunu akıldan çıkarmamalıyız. İnanıyorum ki sahip olduğumuz imkânların farkında olarak, ilmimizi ve irfanımızı sürekli yenileyerek, üslubumuzu güzelleştirerek, kurumsal aidiyetimizi güçlendirerek ve toplumun her kesimine aynı samimiyetle ulaşarak yürüdüğümüz müddetçe hizmetlerimizi çok daha ileri bir noktaya taşıyacağız. Rabbim gayretlerimizi inayetiyle bereketlendirsin. Bizleri taşıdığımız emanete layık eylesin. İlmimizi faydalı, sözümüzü tesirli, hizmetlerimizi makbul eylesin.”

Başkan Arpaguş, konuşmasının şöyle tamamladı:

“Sözlerime son verirken başta siz kıymetli meslektaşlarım olmak üzere, ülkemizin dört bir yanında ve dünyanın farklı bölgelerinde din-i mübin-i İslam’a ve aziz milletimize hizmet eden bütün kardeşlerime şükranlarımı arz ediyorum.

Geçmişten bugüne bu kutlu hizmette emeği bulunan bütün hocalarımızı rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Rabbim dar-ı bekâya irtihal edenlere rahmetiyle muamele buyursun; hayatta olanlara sağlık, afiyet ve bereketli hizmetlerle dolu bir ömür ve nice güzel hizmetlerde muvaffakiyetler nasip eylesin.

Bu vesileyle bir kez daha Camiler ve Din Görevlileri Haftamızı tebrik ediyorum. Birlik ve beraberliğimizi daim, hizmetlerimizi bereketli, yolumuzu ve ufkumuzu açık eylemesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyor; tekrar hepinizi muhabbetle selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.”

Başkan Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle düzenlenen yarışmalarda dereceye girenlere ödüllerini verdi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla düzenlenen yarışmalarda dereceye giren isimlere ödüllerini takdim etti.

2026 Yılı Etkili Hutbe Sunumu Yarışması’nda Yusuf Say birincilik, Adem Çiftli ikincilik, Furkan Demirci ise üçüncülük ödülünü aldı.

2026 Yılı Ezanı Güzel Okuma Yarışmasında Turan Tosun birincilik, Halil Bilgetay ikincilik, Cihan Emre Akbulut ise üçüncülük ödülünü aldı.

2026 Yılı Türkiye Kadınlar Hafızlık Yarışmasında Tuğba Gedik birincilik, Kader Oruçtutan ikincilik, Elif Zorlu ise üçüncülük ödülünü aldı.

2026 Yılı Türkiye Erkekler Hafızlık Yarışmasında Yusuf Kiracı birincilik, Erdal Çetin ikincilik, Beytullah Tokay ise üçüncülük ödülünü aldı.

2026 Yılı Türkiye Kadınlar Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışmasında Betül Eşmeci birincilik, Sümeyye Betül Ünüvar ikincilik, Nurhan Göker ise üçüncülük ödülünü aldı.

2026 Yılı Türkiye Erkekler Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışmasında ise Beytullah Çitlik birincilik, Muhammet İslam Sav ikincilik, Can Atıcı üçüncülük ödülünü aldı.

Programa Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar, İstanbul Vali Yardımcısı Okan Leblebicier, Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Osman İyişenyürek, İstanbul İl Müftüsü Doç. Dr. Emrullah Tuncel, Üsküdar Kaymakamı Adem Yazıcı, din görevlileri ve derece alanların aileleri katıldı.