banner103

Erdoğan: Hiç kimse bizim aramıza ayrılık tohumları ekemez

Diyanet İşleri Başkanlığınca Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) dünyayı teşriflerinin yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen 2019 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası Açılış Programı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul’da yapıldı.

Dini Haberler 09.11.2019, 08:04
Erdoğan: Hiç kimse bizim aramıza ayrılık tohumları ekemez
© Diyanet Haber
banner197

2019 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası Açılış Programı

‘2019 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası Açılış Programı’, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi.

Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde düzenlenen programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, bakanlar, TBMM eski Başkanı Binali Yıldırım ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Kur'an-ı Kerim tilaveti, sala ve salavat-ı şerifeler ile başlayan programda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hz. Peygamber'in edeple, hürmetle, huşu ve heyecanla yâd edilmesine vesile olan Diyanet İşleri Başkanlığına teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hiç kimse bizim aramıza ayrılık tohumları ekemez

‘2019 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası Açılış Programı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cihanşümul İslam kardeşliğinin sınırı yoktur. Hiç kimse bizim aramıza ayrılık tohumları ekemez." dedi.

Erdoğan, "Suriye'de büyük bir mücadelenin içinde olan gerek Mehmetçiklerimize gerekse Suriye Milli Ordusuna, Rabb'imden yardım niyaz ediyorum." dedi.

Hz. Muhammed'in (s.a.s.) sevgisiyle dolan bir gecede bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Leyle-i Mevlid'in ülke, millet ve ümmet için hayırlara vesile olmasını, manevi bir uyanışa, yeni bir dirilişe kapı aralamasını Allah'tan niyaz ettiğini söyledi.

Erdoğan, Hz. Muhammed'in veladetinin bir sene-i devriyesine daha kavuşturduğu için Allah'a hamd ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Miladi 571 yılında dünyayı teşrifleriyle tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olan sevgililer sevgilisi Peygamberi Zişan Efendimiz'e salat ve selam gönderiyorum. Gönüllerimizin onun hasretiyle kavrulduğu böylesine mübarek bir gecede, Allah'ın selamı Hz. Muhammed Mustafa'nın, ehlibeyitinin, dostların en güzeli Ashab-ı Kiram'ın ve 14 asırdır Hak yolundan ayrılmayan tüm müminlerin üzerine olsun diyorum. Bu kutlu gece boyunca okunan ayet-i kerimelerin, salavat-ı şerifelerin, yapılan duaların ve kılınan namazların Allah katında kabul olmasını diliyorum. Bu vesileyle bir kez daha asırlardır ilimle, irfanla, hikmetle yolumuzu aydınlatan Allah dostlarını hürmetle yad ediyorum. İlayi Kelimetullah uğrunda canlarını feda eden şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimizin her birine şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im, şehitlerimizi cennette Peygamber Efendimiz'e komşu kılsın. Mevlam bizi de şehitlerimizin yolundan ayırmasın. Özellikle böyle anlamlı bir gecede tabii ki şu an da Suriye'de büyük bir mücadelenin içinde olan gerek Mehmetçiklerimize gerekse Suriye Milli Ordusuna, Rabbimden yardım niyaz ediyorum. Yüce Allah hepimizi Hz. Nebi'nin şefaatine nail eylesin. Bakınız Âşık Yunus bu geceyi nasıl anlatıyor: (Âlemler, nura gark oldu Muhammed doğduğu gece/ Mümin münafık fark oldu Muhammed doğduğu gece/ Arşın nuru yere indi Suyun rengi nura döndü/ Hep susuzlar suya kandı Muhammed doğduğu gece/ Yunus der ki ey kardeşler/ Akar gözden kanlı yaşlar/ Secde kıldı dağlar taşlar Muhammed doğduğu gece.)"

Erdoğan, böyle manevi hazineler ve müjdelerle dolu bir gecenin hep birlikte idrak edildiğini dile getirerek, "Samimiyet ve gözyaşları ile yapılan duaların Hak katında geri çevrilmeyeceği bereketli bir iklimi teneffüs ediyoruz. Bu gece hürmetine kalplerimiz Habib-i Kibriya Efendimiz'in aşkının narıyla ısınırken tefekkür ve tezekkürle de kulluğumuzu, acziyetimizi, bu dünyadaki varlık gayemizi yeniden hatırlıyoruz. Rabb'im bu mübarek geceyi hakkıyla layıkıyla manası ve ehemmiyetine uygun bir şekilde idrak etmeyi hepimize nasip etsin." şeklinde konuştu.

Aile müessesinin çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya olduğunu belirten Erdoğan, bu nedenle haftanın temasını "Peygamber ve Aile" olarak belirleyen Başkanlığı tebrik etti. Erdoğan, Mevlid-i Nebi Haftası boyunca yapılacak etkinlikler, sempozyum ve diğer programlarla Hz. Peygamber'in örnek hayatını, bilhassa da aile yaşantısını, gençler başta olmak üzere milletin tamamına anlatma imkanı bulacaklarına inandığını söyledi.

"Sözlerin en güzeliyle yine en çok onu anarız"

Erdoğan, "Biz, Hz. Peygamber'in kutlu yoluna meftun bir milletiz. Türk milleti olarak en çok ona hürmet eder, onu özleriz. Sözlerin en güzeliyle yine en çok onu anarız. Şiirlerin en güzelini onun için yazar, onun için okuruz. Dualarımıza, 'Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed' diyerek yine onun adıyla başlarız. El emeği, göz nuru olan en kıymetli ilim ve sanat eserlerimizi ona ithaf ederiz. Çiçeklerden en çok gülü sevmemiz rengiyle kokusuyla güzelliğiyle onu hatırlattığı içindir. Onun aşkıyla mest olanlar bayrağımızdaki hilalde İsm-i Celal'i, yıldız da ise Habib-i Kibriya'yı görür." diye konuştu.

Hz. Peygamber'e duyulan derin muhabbetin isimlere yansıdığını aktaran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Erkeklerimiz Ahmet'tir, Mahmut'tur, Mustafa'dır, Mehmet'tir. Mehmet oluşu da edebindendir. Aslı onun da Muhammed'dir ama yumuşatarak onu Mehmet'e çevirmişlerdir, olur ya layık olamayız diye. Kadınlarımız Hatice'dir, Fatıma'dır, Ayşe'dir, Zeynep'tir. Onun dostları olan Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali hepimizin başının tacıdır. 'İki reyhanım' diyerek sevdiği Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin bizim de göz bebeğimizdir. Ona hürmeten ordumuza peygamber ocağı, bu ocakta yetişen yiğitlere de Mehmetçik deriz. Dünyanın hiçbir yerinde bunun bir başka benzeri yoktur.

Bu milletin hamuru İslam'la müşerref olduğundan beri, Peygamber Efendimizin aşkıyla yoğrulmuştur. Asırlardır göz kubbemizi süsleyen Ezan-ı Muhammediler millet olarak bağımsızlığımızın remzidir. İstanbul'da Sultanahmet Meydanı'nı dolduran ezan-ı Muhammedi, Diyarbakır Ulu Camisi'nden de aynı ruhla aynı coşkuyla okunur. Edirne Selimiye'de edilen dualar, Şanlıurfa Halilürrahman Camisi'nde yapılanlarla kucaklaşarak arşı alaya ulaşır. Günde beş vakit yönümüzü Kâbe’ye dönerken, ellerimizi semaya açarken, selamlaşırken, musafaha yaparken bir kez daha millet, ümmet olmanın şuuruna ereriz. Biz dualarla buluşarak bir oluruz, kardeş oluruz. Ülkemizden binlerce, on binlerce kilometre ötedeki insanların derdiyle bizi dertlendiren İslam ortak paydasıdır, ümmet olma şuurudur."

"Biz onları kovamayız, onları bombaların altına gönderemeyiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, üzerinden 1400 sene geçse de Veda Hutbesi'ndeki kutlu tavsiyenin rehberleri olduğunu vurgulayarak, hutbedeki "Müminler, sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler." ifadelerini hatırlattı.

Erdoğan, "Arakanlı, Suriyeli, Türkistanlı mazlumlar bizim kardeşimizdir. Hani birileri diyor ya 'Suriyeliler gitsin.' asla biz bunlara eyvallah edemeyiz. Bizim Peygamberimiz unutmayın muhacirdi. Medine Müslümanları ensardı. Şimdi Allah bizlere ensar olmayı nasip etti. Bombalardan kaçan Suriyeli kardeşlerimize de muhacir olmayı nasip etti. Bunu birileri anlamayabilir ama biz bunun idraki içerisindeyiz. O kardeşlerimiz evlerine, topraklarına inşallah oradaki durumlar hal yoluna girdiği zaman zaten kendileri de gidecektir. Ama biz kovamayız, onları bombaların altına gönderemeyiz. Çünkü bizim kardeşlik anlayışımız bu." ifadelerini kulladı.

Afrikalı, Asyalı mağdurların da özbeöz kardeşleri olduğunu, cihanşümul İslam kardeşliğinin sınırının bulunmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiç kimse bizim aramıza ayrılık tohumları ekemez. Biz vahdete inanırsak, fitne projeleri bu topraklarda boy veremez. Biz Allah'ın ipine, Resulü Ekrem Efendimizin sünnet-i seniyyesine sıkıca sarılırsak hiçbir güç bizi birbirimize düşüremez." değerlendirmesinde bulundu.

Müslümanların sancılı günler yaşadığına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Mezhepçilik fitnesinin, ırk, renk, dil, kabile taassubunun kalplerimizi ve zihinlerimizi esir aldığı bir dönemden geçiyoruz. İnsanı insan yapan değerler, tarihte belki hiç olmadığı kadar ağır bir saldırı altındadır. Ferdi ihtirasların, toplumsal hastalıkların, adaletsizliklerin, baskı ve şiddetin bütün insanlığın üzerine adeta karabasan gibi çöktüğü bir bunalım çağındayız. Yüzyıllardır barış ve esenlik diyarı olan İslam beldelerinden bugün sadece yetimlerin, kadınların, evladını bir kör kurşuna kurban vermiş, yüreği yanan anaların feryatları yükseliyor. Medeniyetlere beşiklik etmiş kadim şehirlerimiz, halkına zulmeden diktatörlerin elinde büyük bir enkaz yığınına dönüşüyor.

İslam ülkelerinde palazlandırılan terör örgütleri, camide namaz kılan müminleri, pazarda alışveriş yapan masumları, okula giden çocukları acımasızca katlediyor. İslam medeniyeti bir tarafta DEAŞ, Boko Haram, Eş-Şebab, FETÖ, PKK, YPG gibi katil sürülerinin, diğer tarafta cehaletin mezhep ve meşrep taassubunun cenderesinde adeta kültürel bir soykırıma maruz kalıyor. Günümüzün haçlıları olan neonazi terör örgütleri, dünyanın en gelişmiş, sözüm ona en demokratik ülkelerinde Müslümanlara hayatı dar ediyor. Rabb'imin bizlere bir lütfu olan doğal kaynaklarımız, o topraklar üstünde yaşayan Müslümanları değil, Batılı sömürgecileri zenginleştiriyor. Gün geçmiyor ki ibadethanelerimize yönelik bir saldırı haberi almayalım. Gün geçmiyor ki müminlerin onurunu ayaklar altına alan bir hadise görmeyelim. Gün geçmiyor ki Peygamber Efendimizin mübarek şahsı manevisine yönelik bir edepsizliğe, ahlaksızlığa şahit olmayalım."

Erdoğan, Müslüman olmanın, Müslümanca yaşamanın adeta avuçlarda kor bir ateş tutmak kadar zor olduğu bir dönemden geçildiğini ifade etti.

Umut ışıklarının cılızlaştığı, zulmün alevinin göğe yükseldiği, cehaletin dört bir yanı kuşattığı bugünlerde İslam âlemini felaha erdirecek kurtuluş yolunun Allah'ın kitabı Kuran ve onun âlemlere rahmet olarak gönderdiği Resulü'nün rehberliği olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Onun getirdiği din, adalet dinidir, merhamet, nezaket dinidir. Onun getirdiği din, selam dinidir, barış, uhuvvet dinidir. Kız çocuklarının diri diri toprağa verildiği bir cahiliye toplumundan tüm insanlığa örnek olan asrısaadeti inşa eden İslam'dır. Bu şerefe nail olmayanların hala kız çocuklarını diri diri toprağa gömdüklerini görüyoruz. Sömürü düzenini adaletle, hakkaniyetle değiştiren yine İslam'dır. İnsanı esfel-i safilinden eşref-i mahlûkata yani yaratılmışların en şereflisine yücelten yine din-i mübin olan İslam'dır. Dünya saadetinin de ahirette kurtuluş yolu da İslam'dadır. Dinimiz İslam ve Peygamberimiz tüm dünyada barış ve güveni, eman ve huzuru, saadet ve selameti inşa için gönderilmiştir. Bizler de işte bu yüce dinin mensubu ve o kutlu Peygamberin ümmeti olarak aynı amaçlar için çalışmakla mükellefiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her insanın canının, inancının, neslinin, malının ve haysiyetinin emniyette olduğu hak ve özgürlüklerinin korunduğu bir ortamda yaşamak istediğini, güvenin insanca bir hayat sürdürebilmenin temel şartlarından biri olduğunu vurguladı.

Toplumun temeli olan ailenin, güven üzerine bina edildiği gibi büsbütün toplumun da güven üzerine kurulduğunu ve varlığını sürdürdüğünü anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Güven duygusunun zedelenmesi ise toplumu ayakta tutan bu temeli sarsar. Güvenilir olmayı, güven aşılamayı, güven içinde yaşamayı bizlere öğreten de yine Allah'ın Resulü'dür. Allah'ü Teâla mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'de, Peygamberimiz'in bizler için en güzel örnek olduğunu belirtiyor. Onun hayatı sadece biz ümmeti için değil, kendisinden sonra gelen tüm insanlık için de en güzel örnektir. Resul-ü Ekrem'in ahlakı, tavsiyeleri ve sünnet-i seniyyesi, Müslümanlar için dünya ve ahiret saadetinin pusulasıdır. Risaletinden çok önce 'Muhammed-ül Emin' olarak anılan, ömrünün sonuna dek El-Emin olarak kalan bir peygamberin ümmeti olduğumuzu unutmamalıyız. Resul-ü Ekrem öyle bir insandır ki kendisiyle amansız bir mücadeleye girişenler dahi onun dürüstlüğünü ve güvenilirliğini teslim etmek zorunda kalmıştır. Onun Medine'de inşa ettiği toplum modeli, Müslümanlarla beraber farklı inanç mensupları için de bir huzur ve güven kaynağı olmuştur. Bugün de bir güven toplumu inşa etmek istiyorsak aynı samimiyeti, sadakati, emanet bilincini, ahde vefayı, sevgiyi, saygıyı, merhameti hayatımıza hâkim kılmamız gerekiyor."

"Güzel ahlakıyla bütün insanlığa rehber olmuştu"

Erdoğan, Hz. Muhammed'in (s.a.s.) sevginin, tebessümün, şefkatin, merhametin peygamberi olduğunun altını çizerek, şunları söyledi:

"Sadece çöle dönmüş kalplere değil, bütün kâinata rahmet olarak gönderilen bir insan-ı kâmildi. O çocukların peygamberiydi. Topluma yük görülen kadınların peygamberiydi. Köle pazarında meta gibi alınıp satılan mazlumların peygamberiydi. Yine o yetimlerin, öksüzlerin, en çok da kimsesizlerin peygamberiydi. Yolda bir garip görse durur, selam verir, hal ve hatırını sorar ve yolda giderken eğer şöyle bir hayvan dahi görüyorsa eğer ölmüşse herkes onun leşinden, kokusunda kaçınırken o farklı bir şeyini arar, 'Ah dişleri ne kadar da güzelmiş.' derdi. Böyle bir peygamberin ümmetiyiz ama maalesef bizim Peygamberimiz'e hakaret edenler, bu incelikleri anlayamaz. Bir köşede ağlayan bir çocuk görürse yanına gidip gözyaşlarını silerdi. Cömertlik, tevazu, muhabbet, uhuvvet, cesaret, vefa gibi insanın özüne ait bütün iyi hasletler onda birleşmiş, ondan neşet etmişti.

Güzel ahlakıyla bütün insanlığa rehber olmuş, dürüstlüğüyle yol göstermişti. Haklının değil güçlünün üstün olduğu bir çağda her türlü asabiyeti, taassubu, ırkçılığı ayaklarının altına almıştı. Tüm insanlığı Kuran ve sünnet bağıyla birbirine bağlamış, kalpleri kaynaştırmıştı. Zengini fakirin hamisi, siyah tenliyi beyazın kader ortağı yapmıştı. Komşuyu komşuya akraba kadar yakın kılmıştı. Emin kişiliğiyle, sade yaşantısıyla, örnek davranışlarıyla, edep ve hayâsıyla insanlığa yepyeni bir dünyanın ve hayatın kapılarını açmıştı. Taş kesilmiş yürekleri yumuşatmış, taşlaşmış kalpleri merhamet ateşiyle eritmişti. Öyle ki onu öldürmek için gelenler, onda dirildiler. Onu inkâr edenler, onda hayat buldular. Onu hor, hakir görenler, ondan insanlığı öğrendiler. Ona husumet besleyenler, onun en yakın dostu oldular. Rabb'im bizi Resul-ü Kibriya Efendimiz'in kutlu, mübarek, aydınlık yolundan ayırmasın. Dünyayı nura boğan bu güzel doğumun seneidevriyesine erişmeyi bir kez daha bizler bahşettiği için Rabb'ime hamd-ü senalar ediyorum."

Erdoğan, sevginin, rahmetin, merhametin, yoksulların, yolda kalmışların, mazlumların, gençlerin, çocukların peygamberi olan Hazreti Muhammed'i kemal-i edeple yâd ettiğini, milletin ve tüm ümmetin Mevlid Kandili'ni gönülden tebrik ettiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy'un, "Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep/Medyun ona cem'iyyeti, medyun ona ferdi/Medyundur o ma'suma bütün bir beşeriyyet/Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret." dizeleriyle sözlerini tamamladı.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Güçlü toplum, güçlü aile bağları ile kurulur

Programın açılış konuşmasını yapan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Mevlid-i Nebi’nin Müslümanların zihin ve gönül dünyalarında çok güçlü ve köklü bir yere sahip olduğunu ifade ederek, “Mevlid, Peygamberimizin şahsında insanlığın yeniden doğuşunu ve aydınlık geleceğini ifade etmektedir. Zira cahiliye karanlığında yolunu ve değerlerini kaybeden insanlık; onun peşinden giderek, imanın gücü ve ahlakın güzelliğiyle dünya tarihinin en nadide şahsiyetlerini yetiştirmiş, en mükemmel medeniyetini inşa etmiştir.” dedi.

Başkan Erbaş, her sene Mevlid-i Nebi Haftası’nda, toplumumuz ve insanlık için önem arz eden bir konuyu kapsamlı bir biçimde ele aldıklarını belirterek, 2019 yılı Mevlid-i Nebi Haftası için “Peygamberimiz ve Aile” konusunu belirlediklerini söyledi.

Erbaş, Allah’ın, kullarına aile kurma ve aileyi koruma duygusu bahşettiğini ve  ‘el-Vedûd’ ismi celilinden ‘meveddet’ gibi katıksız ve karşılıksız bir sevgiyi, varlığının delili olarak aileye lütfettiğini dile getirerek, “Yüce dinimiz İslam; ailede adaletin, ihsanın, fedakârlığın, sorumluluk bilincinin, istişarenin, karşılıklı yardımlaşma ve anlayışın hâkim kılınmasını; eşlerin birbirine güven duymasını ve bağlılık göstermesini, sevinç ve mutluluklar kadar, keder ve yorgunlukların da paylaşılmasını istemektedir” diye konuştu.

“Hiçbir gerekçe aileyi ihmal etmeye mazeret olamaz”

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, ailenin, geçmişi ve geleceği bağlayan bir köprü olduğuna işaret ederek, “Ailenin, nesli muhafaza etmek gibi önemli ve vazgeçilemez bir işlevi vardır. Ailenin nesli muhafaza etme bilinciyle kurulduğu toplumlar, medenî toplumlardır. Çünkü insani ve vicdani değerler ancak bu tür bir aile ortamında doğup gelişir ve bir sonraki kuşağa aktarılır.  Dine, hayata, topluma ve insanın var oluşuna dair sağlıklı bir zihniyet, aileden başka hiçbir ictimai kurum veya kuruluşta doğup gelişemez. Güçlü toplum, güçlü aile bağları ile kurulur. Huzurlu toplum, ancak aile huzuruyla başlar” ifadelerini kullandı.

“Hangi açıdan düşünürsek düşünelim hiçbir gerekçe ya da meşgale, aile olmayı ertelemeye ve aileyi ihmal etmeye mazeret olamaz” diyen Başkan Erbaş,  “Hiçbir meslek ya da hedef, aile kurmaktan, anne-baba olmaktan daha önemli kabul edilemez. Hiçbir makam ve mevki, anne-baba olma şerefinden ve sorumluluğundan büyük olamaz” şeklinde konuştu.

“Aileyi güçlendiren bir yayın politikası izlemesi medyanın en büyük sorumluluğudur”

Prof. Dr. Erbaş, hayatın her alanında olduğu gibi ailede de zaman zaman zorlukların, kırgınlıkların, gerilimlerin yaşanmasının mümkün olduğunu hatırlatarak, “Önemli olan, karşılaşılan sıkıntıları sabır, hoşgörü ve fedakârlıkla göğüslemek, haksızlığa yol açmadan, şefkat, itidal ve adaletle bu sorunları aşmaya çalışmaktır” dedi.

Medyanın yayınlarında aileye karşı önemli sorumluluklar düştüğüne dikkat çeken Başkan Erbaş, “Aileyi ortak bir değer olarak koruyan, aile ahlakını gözeten ve aileyi güçlendiren bir yayın politikası izlemesi, medyanın en büyük sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.

Başkan Erbaş, Hazreti Peygamberin aile hayatının, çağları aşan bir güzellikle, kıyamete kadar bütün insanlar için en mükemmel örnek olduğunun altını çizerek, “Zaman, mekân ve teknoloji ne kadar değişirse değişsin, esasında insanın aileye duyduğu ihtiyaç ve ailede huzuru temin edecek temel ilkeler aynı önemde varlığını devam ettirecektir” diye konuştu.

“3 bin 70 hocamızla ailelerimize manevi danışmanlık ve dini rehberlik hizmeti sunuyoruz”

“Peygamber Efendimiz aile fertlerine daima merhametle, adaletle, iyilikle ve nezaketle davranmış, bütün ilişkilerinde insan onuruna ve haklarına saygıyı esas almıştır” ifadelerini kullanan Erbaş, şöyle devam etti:

“Diyanet İşleri Başkanlığı olarak 81 il ve ilçe müftülüklerimiz bünyesinde hizmet veren 401 Aile ve Dini Rehberlik Büromuz ve bu bürolarda görev yapan 3 bin 70 hocamızla ailelerimize yönelik manevi danışmanlık ve dini rehberlik hizmeti sunuyoruz.”

“81 ilde aileye yönelik eğitimler yaptık”

Diyanet İşleri Başkanlığı olarak aileye yönelik Türkiye genelinde yaptıkları eğitimlerle ilgili bilgi aktaran Başkan Erbaş, “81 ilimizin tamamında “Sağlıklı Birey, Mutlu Aile, Huzurlu Toplum”, “Aile Okulu”, “Güçlü Toplum, Güvenli Gelecek”, “Evliliğe İlk Adım” gibi projeler yürütüyoruz. 4 pilot ilimizde “Baba Okulu” Projesi, 44 ilimizde “Biz Bir Aileyiz” Projesi ve 14 ilimizde “Kız Çocuklarının Okullaşmasının Sağlanması ve Çocuk İşçiliği İle Mücadele Projesi” kapsamında eğitimler ve etkinlikler yaptık. Bunlara devam ediyoruz” diye konuştu.

Erbaş, her yıl “Aile Haftası”nda aileyi ayakta tutan bir aile değerini gündeme taşıdıklarını ifade ederek, “Belirlenen tema kapsamında “Aile Forumları” düzenliyoruz. Cami sohbetlerinden konferanslara, ev ziyaretlerinden çalıştaylara yüzlerce program icra ediyoruz. İlk defa bu sene “Ailemde İyilik Var” temasıyla ödüllü kısa film ve fotoğraf yarışması düzenledik” ifadelerini kullandı.

"Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Projesi" kapsamında ailede merhameti hâkim kılmak üzere 100 bini aşkın din görevlisine özel ve kapsamlı eğitimler yaptıklarını belirten Başkan Erbaş, “ ’Çocuk İhmal ve İstismarı Farkındalık Eğitimi’ kapsamında, çocuklarımızın dokunulmazlığını korumak amacıyla vaiz, imam-hatip, müezzin-kayyım ve Kur’an kursu öğreticisi kadrosundaki 70 bin 149 hocamıza farkındalık eğitimi verdik. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ile imzaladığımız işbirliği protokolü çerçevesinde sosyal hizmet kurumlarında kalan binlerce çocuk, genç, kadın ve yaşlıya, özel olarak eğitim almış personelimiz tarafından manevi danışmanlık ve rehberlik hizmeti sunmaktayız” şeklinde konuştu.

“Diyanet Televizyonumuz, bütün yayınlarıyla tam anlamıyla bir aile kanalıdır”

Diyanet İşleri Başkanlığının kadın ve aileye yönelik yayın faaliyetlerine de değinen Erbaş, şunları söyledi:

“Bu çerçevede okurlarımıza aile bilinci aşılamak ve aile sorunlarına dini referanslardan beslenen çözümler üretmek üzere son iki yıl içinde toplam 26 ayrı eser yayınlayarak milletimizin istifadesine sunduk. 2019 yılı Ocak ayından itibaren müstakil olarak bir Aile Dergisi yayınlamaya başladık. Diyanet Televizyonumuz ve Diyanet Radyomuz aile ekseninde din ve maneviyat eğitimine, kültür ve kimlik inşasına yer veren çok sayıda programa ev sahipliği yapmaktadır. Diyebiliriz ki, Diyanet Televizyonumuz bütün yayınlarıyla tam anlamıyla bir aile televizyonudur. Bütün kardeşlerimden frekanslarını Diyanet TV’ye ayarlamalarını özellikle istirham ediyorum.”

Diyanet İşleri Başkanlığınca Mevlid-i Nebi Haftası dolayısıyla gerçekleştirilecek etkinliklere değinen Başkan Erbaş, etkinlikler kapsamında 22-26 Kasım tarihlerinde Antalya’da, “Peygamberimiz ve Aile” konulu “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” düzenleneceğini kaydetti.

Erbaş, destek ve himayeleriyle din hizmetlerinin yanında olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.

Programda Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tablo hediye etti.

Kaynak: Diyanet Haber
Yorumlar (0)