banner203

banner250

Reislik kütüphanesine ilişkin bazı notlar

Mayası 1930’lu yıllarda çalınan Başkanlık Kütüphanesi, ülkemizin medarı iftiharı Milli Kütüphaneden çok daha önceleri tesis edilmiş, zengin ve mutena kütüphaneleri arasında yer almaktadır.

Aylık Dergi 07.12.2020, 19:19
Reislik kütüphanesine ilişkin bazı notlar

Dr. Mehmet Bulut
DİB Başkanlık Müşaviri

Öncelikle Müşavere Heyetinin ilmi faaliyetlerinde faydalanmak üzere bu heyet bünyesinde bir kitaplık/kütüphane oluşturma çabası, Diyanet İşleri Reisliğinde erken bir dönemde başlamıştı. Bu kitaplık zamanla genişleyerek Reislik kütüphanesinin temelini oluşturdu; sonunda önemli bir mesleki kütüphaneye dönüştü.

Diyanet İşleri Reisliğinde ilk defa bir kütüphane memurluğu kadrosu, “Kâtip ve Hafız-ı Kütüp” adıyla, 19 Nisan 1927 tarih ve 1011 sayılı 1927 Senesi Muvazene-i Umumiye Kanunuyla ihdas edildi ve ilk kütüphane memuru olarak da 20 Eylül 1927 tarihli kararnameyle Nuri Efendi tayin edildi. 1929 yılında kadro adı “Kütüphane Memuru” olarak değiştirildi. 22 Haziran 1965 tarihine kadar Başkanlık Kütüphanesi tek memurla yürütüldü.

Henüz elimizde kesin bir veri olmamakla birlikte Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti Tetkikat ve Telifât-ı İslâmiye Heyeti için oluşturulan kütüphanedeki eserlerin hiç olmazsa bir kısmının Reisliğe intikal ettiğini söylemek yanlış olmaz. Nitekim Reislik kayıtlarında “kütüphane” sözünün geçtiği aşağıdaki kayıt buna bir işaret sayılabilir:

Cambridge Üniversitesine bağlı Girton Okulundan Margaret Smith adındaki kadın araştırmacı, Türkiye’nin İngiltere Büyükelçiliği aracılığıyla 1933 yılında Reisliğe müracaat ederek Reislik Kütüphanesi yazma eserler bölümünde 403 numarada kayıtlı Haris ibn el-Esed el-Muhasibî’nin “er-Riaye” adlı yazma eserinin fotoğrafının çekimi için izin istemiştir. Müşavere Heyeti, sözü edilen eserin bazı şartlarla fotoğrafının çekilmesine Makamın izin vermesinin uygun olacağına karar vermişti. Bu ve benzeri kayıtlar, daha 1930’lu yıllarda Reislik kitaplığında/kütüphanesinde yazma eserler de dâhil bir hayli kitabın mevcut olduğunu, bu keyfiyet de önceki yıllardan belli bir birikimin Reisliğe intikal ettiğini gösterir.

Başından itibaren Reisliğin kütüphane kurma çabalarında Ahmet Hamdi Akseki’nin önemli bir yeri olduğunu belirtmeliyiz. O, Doğu’da ve Batı’da yayın faaliyetlerini yakından takip etmiş, başta Mısır olmak üzere İslam ülkelerinde yayınlanan kaynak dinî eserleri kendisi tedarik ettiği gibi Reislik Kütüphanesine satın alınmasına da öncülük etmiştir. Bu çabalar kütüphanenin her geçen gün zenginleşmesini sağlamıştır. 

1934 yılından itibaren Reislik Kütüphanesi yanında Müşavere Heyeti odasında da kaynak müracaat kitaplardan oluşan ayrı bir kitaplığın varlığı düşünülebilir. Nitekim kitap tedariki için Makama yapılan müracaatlarda bazen Heyet kitaplığı bazen de Reislik Kütüphanesi sözüne yer verilmişti. 

Müşavere Heyeti, zaman zaman ihtiyaç duyulan eserlerin listelerini hazırlayarak bunların satın alınması için Reislik makamının olurunu istihsal etmişti. Bu taleplerin en eskilerinden biri, 1934 tarihini taşımaktadır. Makama takdim edilen listede 8 eserin adı yer almıştı. Bunlar; Tefsîru Bahri’l-Muhit (8 cilt), İbn Mâlik, Muvatta ve şerhi Tenvîru’l-Havalik (2 cilt), Sünenü Ebî Davûd (2 cilt), Sünenü Tirmizî (8 cilt), Sünenü Neseî (8 cilt), Camiu’s-Sağîr Şerhi Azizi (3 cilt), İbn Kudame, el-Muğnî (12 cilt), Kitabu’l-Fıkh ale’l-Mezahibi’l-Erbaa, el-Fethü’l-Kebir (3 cilt). Başkanlık Kütüphanesinde baskı tarihlerini de göz önünde tutarak yaptığım taramada, bu listedeki kitaplardan Sünenü Neseî ve el-Fethü’l-Kebir adlı eserlerin dışındakilerinin hâlen mevcut olduğunu gördüm.

Müşavere Heyetinin kütüphaneye kitap tedarik talepleri sonraki yıllarda da devam etti. Bunlardan 9 Mayıs 1936 tarihini taşıyan talepte satın alınması arzu edilen kitaplar şöyle sıralanmıştı: Avnü’l-Ma’bud Şerhu Süneni Ebî Dâvûd, Kenzü’l-Ummal, el-Mecmu’ Şerhü’l-Mühezzeb, Mecmau’z-Zevaid ve Menbau’l-Fevaid (Heysemî), Keşfü’l-Hafa, el-Hasaisu’l-Kübra (Suyutî), Te’vilâtü’l-Kur’an, Şemail Şerhi Aliyyü’l-Kari. Bu kitapların da üç dört adedi kütüphanemizde hâlen muhafaza edilmektedir. 

Aynı yıl müstakil bir yazı ile bir tabakat kitabı olan ve Hollanda’da (Leiden) basılan İbn Sa’d’ın Tabakat adlı eserinin satın alınması talep edilmişti. Talep yazısında, eserin basım sürecine ilişkin bilgiler de verilmişti. Buna göre eser, masrafları 1915 yılında Alman İmparatoru’nun bizzat kendi kesesinden verdiği 10 bin ruble ile 12 kişiden oluşan ilmî bir heyet tarafından baskıya hazırlanmış ve 14 cilt olarak basılmıştır. Müşavere Heyeti yazısında ayrıca bu eserin Reislik Kütüphanesine kazandırılmasının Başkanlık için bir şeref vesilesi olacağı ifade edilmişti. Yine tek bir kitaba ilişkin makama yapılan 12 Aralık 1938 tarihli arzda, Şemseddin el-Kirmânî’nin, Buhari şerhi el-Kevâkibü’d-Derârî fî Şerhi Sahîhi’l-Buhârî adlı eserin satın alınması istenmişti.

Müşavere Heyetince Reislik Makamına yazılan 7 Nisan 1939 tarihli dilekçede, Reislikçe Sahih-i Buhari Tecrid-i Sarih’in tercümesinin devam ettiğinden söz edilerek bu çalışma çerçevesinde İmam Zeylâî’nin Nasbü’r-Râye li-Ehâdîsi’l-Hidâye adlı eserinin faydalı olacağı ifade edilmiş ve söz konusu eserden iki takım satın alınarak bir takımının mütercime, bir takımının da Müşavere Heyeti kütüphanesine verilmesi talep edilmişti.

1941 yılında Makama yapılan bir başka başvuruda da şu iki kitabın alınması istenmişti: Ömer Rıza, İslam Tarihi; Zeki Megamiz, Medeniyet-i İslamiye Tarihi. Başkanlık Kütüphanesinde her iki kitap hâlen mevcuttur. 1948 yılında yapılan bir talepte de Arapça 29 adet kitabın alınması istenmişti.

Sürecin sonuna doğru Reislikçe kitap satın alma konusunda yasal bir düzenleme yapılarak sınırlandırma getirildiğini görüyoruz. Buna göre, “Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin satın alınacak eserler hakkındaki 188. bölümün 1. maddesinin izahına dair olan R cetvelinde ancak mesleki eser ve belgelerin satın alınacağı…” hükmü yer almıştı. Bununla birlikte 1950’ye geldiğimizde Kütüphaneye kitap ve dergi tedariki gayretlerinin daha da arttığını görüyoruz. Bunda, yukarıda da işaret edildiği gibi, dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki’nin belirleyici rolü olmuştu. Bu yıl içinde satın alınmak üzere üç ayrı liste hazırlanmıştı ve bu listelerde toplam 62 ciltlik 54 eser adı bulunmaktaydı. Bu listeler, özellikle 1940’lı yıllarda Mısır’da basılmış kaynak dinî eserlerle bazı fikrî kitaplardan oluşmaktaydı. 5 Aralık tarihli listenin altına, Kurul çalışmalarında bu kitaplara ihtiyaç duyulduğu not edilmişti. Diğerleri gibi bu üç listede yer alan eserlerin çoğu da kütüphanemizde müdekkiklerin hizmetine amade durumdadır. 
O yıllarda, cari mevzuat itibarıyla, yurtdışından ithal yoluyla kitap satın alma işlemleri İstanbul Müftülüğü aracılığıyla yapılmaktaydı.

1944’te Makama yapılan bir başvuruda, İstanbul Üniversitesince yayımlanmış kitapların Reislik Kütüphanesine kazandırılması istenmiştir. Aynı yılda alınmış bir Müşavere Heyeti kararında da Reislik Kütüphanesinde yeni bir düzenleme yapılmasından söz edilmiştir.
Reislikçe yayımlanan tefsir, hadis ve hutbe kitapları için 1925’ten 1949’a kadar her sene değişebilen miktarlarda Reislik bütçesine özel ödenekler konmuştu. 1942 yılından itibaren ayrılan ödenekler için sözü edilen kitaplar yanında “dini eserlerin satın alınması” ibaresi de eklenmişti.

Müşavere Heyeti, kitap yanında zaman zaman Reislik Makamına arz ettiği bazı yazılarında bazı mevkutelerin/süreli yayınların da alınması/abone olunmasını istemişti. Mesela, Heyetin 1939 yılına ait bir talebinde, Kahire’de münteşir Mecelletü’l-Ezher’in o tarihe kadar çıkmış sayılarının satın alınması istenmişti. Öte yandan 1947 yılında alınan bir kararda İslam-Türk Ansiklopedisi (mecmua ve ansiklopedi) sayılarının kütüphane için satın alınması talep edilmişti. Benzer bir talep Ehli Sünnet Gazetesi için de olmuştu. 1950 yılına ait bir Reislik oluruyla, Sebilürreşad dergisinin 51-100. sayılarına ve yukarıda adı geçen İslam-Türk Ansiklopedisine abone olunması uygun görülmüştür.

1950’ye kadar kütüphane için kitap ve dergi satın alma çabaları sadece yukarıda zikredilenlerden ibaret değildi kuşkusuz. Burada bir makale çerçevesinde Reisliğin ilk yıllarından itibaren kütüphane oluşturma yönündeki çabalarına ilişkin bazı notlar aktarmakla yetinildi.
Müşavere Heyeti’nin bazı mütalaalarından kitap temini dışında kütüphaneye ilişkin başka malumat da edinebiliyoruz. Mesela kütüphane memuru Lütfü Bayraktaroğlu’nun Müşavere Heyeti bünyesinde istihdam edildiği ve 5 Aralık 1942’de vefat ettiği bilgisi bu kabildendir. Aynı mütalaadan Bayraktaroğlu’nun vefatıyla kütüphanede envanter sayımı yapılarak mümeyyiz Niyazi Ülker’e devir ve teslim edildiği bilgisi de yer almaktadır.

Edindiğimiz başka bir bilgiye göre oluşturulan bir komisyon maharetiyle Nisan 1942’de kütüphanedeki kitapların sayımı yapılmış, bütün kütüphanelerde görülebilecek bazı eksiklikler tespit edilmişti. Bu sayım vesilesiyle Müşavere Heyetince alınan kararda, mevcut kitapların kütüphanecilik sistemine uygun olarak yeniden tespit ve kayıtlarının yapılması ve eski demirbaş kayıtların iptali kararlaştırılmıştır.

Kütüphanedeki eserlere ilişkin 11 Haziran 1942 tarihinde düzenlenen tutanakta, İkinci Abdülhamit tarafından Mısır’da iki cilt hâlinde bastırılan bir Sahih-i Buhari’den söz edilmişti. Verilen bilgiye göre Maarif Vekilliği Kitap Sarayları Umum Müdürlüğü bu eserin birinci cildinden 87, ikinci cildinden de 83 adedini Diyanet İşleri Reisliğine göndermiştir. Eser “yaldızlı kırmızı” ve “yaldızsız yeşil” olmak üzere iki ayrı versiyonda basılmıştır. Sözü edilen tutanakla bu kitaplar teslim alınmıştır. Reisliğin ayniyat defterlerinin muhtevasından, Reislik Kütüphanesine alınan kitapların da demirbaş olarak bu defterlere kaydedildiği anlaşılmaktadır.

21 Eylül 1942 tarihli Müşavere Heyeti kararı eki tutanakta, kitaplar arasında çıkan 4 adet “fetva cüzdanı”ndan -doğrusu araştırmaya değer bir konudur- söz edilerek “Tarihî bir hatıra olduğundan beherinin yedişer liradan ayniyata kaydedilmesi” kaydına yer verilmişti. Bu ve benzeri kayıtlardan,  ayniyat defterlerine kaydedilen kitap ve malzemenin bedellerine de yer verildiği anlaşılmaktadır.

1942 yılında Makama yapılan müracaatta, Müşavere Heyeti odasındaki kitaplar için raf yapılmasının talep edilmiş olması, imkânsızlıktan, bu yıla kadar Heyet odasındaki kitaplar için bir rafın temin edilemediği anlamına da gelebilir.

Mayası 1930’lu yıllarda çalınan Başkanlık Kütüphanesi, bugün ülkemizin en zengin ve mutena kütüphaneleri arasında yer almakta. Burada, kütüphanemizin, kuruluş çalışmalarına 1946 yılında başlanan ülkemizin medarı iftiharı Milli Kütüphaneden çok daha önceleri tesis edildiğini ayrıca belirtmeliyim. Yakın yıllarda modern bir kütüphane binasına da kavuştuk. Şahsen varlığıyla iftihar ettiğim ve faydalandığım bu muhteşem kütüphanemizi genç araştırmacılarımız ve öğrencilerimizin daha aktif kullanmaları samimi arzumdur.

Kaynak: Diyanet Haber
banner237
Yorumlar (0)