Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Diyanet Aylık Dergi’nin Eylül 2026 sayısında “Bereket Kapımızı Açık Tutanlar” başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Yaşlılığın engin bir tecrübeyi ve bilgeliği temsil ettiğini ifade eden Başkan Arpaguş, “Bakışlarındaki derinliği, ellerindeki çizgileri ve sözlerindeki hikmeti birer hayat dersi olarak okuyabilenler için yaşlılar, geçmişin hafızası ve geleceğin pusulasıdır.” ifadelerini kullandı.
“Cenab-ı Hak, her yaşa ayrı bir mana ve özellik bahşetmiştir”
Hayatın her döneminin kendine has bir hikmet ve güzellik barındırdığına işaret eden Başkan Arpaguş, Cenab-ı Hakk’ın çocukluğu masumiyet ve saflıkla, gençliği güç ve dinamizmle, yaşlılığı ise tecrübe ve bilgelikle taltif ettiğini belirtti.
Doğumdan yaşlılığa uzanan hayat serüveninin Kur’an-ı Kerim’de ilahi kudretin tecellilerini gösteren bir süreç olarak takdim edildiğini ifade eden Başkan Arpaguş, Rûm suresinin 54. ayetini hatırlattı:
“Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O dilediğini yaratır. O hakkıyla bilendir, üstün kudret sahibidir.”
“Cenab-ı Hak, yaşlılara karşı sergilenmesi gereken tutum ve davranış ölçülerini de beyan etmiştir”
Başkan Arpaguş, Kur’an-ı Kerim’de ömrün yaşlılık evresine erişenlere özel bir hassasiyetle yaklaşılmasının istendiğini ve onlara karşı hüsn-i muaşerette bulunulmasının emredildiğini belirtti.
İsrâ suresinin 23 ve 24. ayetlerinde anne babaya karşı sergilenmesi gereken davranışların en açık biçimde ortaya konulduğunu kaydeden Başkan Arpaguş, ayette geçen “kol kanat germek” ifadesine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
“Mezkûr ayette geçen, ‘kol kanat germek’ (cenâha’z-zülli) ifadesi, kuşun yavrusunu kanatları arasına alıp koruması gibi evladın da yaşlı anne babasına şefkatle, merhametle ve tevazuyla yaklaşması gerektiğini simgeleyen son derece çarpıcı bir edebî metafordur.”
“Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir”
Yüce Allah’ın emir ve tavsiyelerinin, başta anne baba olmak üzere tüm yaşlılara hürmet ve merhametle muamele etmeyi Müslümanların en bariz özelliklerinden biri hâline getirdiğini ifade eden Başkan Arpaguş, bu anlayışın benimsenmesinde Peygamber Efendimizin rehberliğinin belirleyici olduğunu vurguladı.
Başkan Arpaguş, Peygamber Efendimizin, “Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.” ikazıyla toplumun güçsüz ve zayıf kesimiyle ilişkilerin merkezine sevgi ve saygının yerleştirilmesini telkin ettiğini belirtti.
Hz. Peygamber’in söylediklerini bizzat uygulayarak ümmetine örnek olduğunu kaydeden Başkan Arpaguş, cemaatle namaz kıldırırken yaşlıların durumunu gözetmesi, ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmesi, fikir ve tecrübelerine değer vermesi, topluluk içinde konuşurken onlara öncelik vermesi, hastalandıklarında onları ziyaret etmesi ve onlara yönelik her türlü saygısızlığa karşı durmasını bu örneklerden bazıları olarak sıraladı.
“Yaşlılarımız hiçbir zaman yük olarak görülmemiştir”
İslam medeniyetinin yaşlılara hürmetin sosyal dokuya işlendiği pratiklerle dolu olduğuna dikkati çeken Başkan Arpaguş, “Asr-ı saadetten günümüze uzanan medeniyet çizgimizde yaşlılarımız daima saygı ve hürmet görmüş, hiçbir zaman kimsesiz kalmamış veya yük olarak görülmemiştir.” ifadelerini kullandı.
Başkan Arpaguş, evlerin en mutena ve huzurlu odalarının yaşlılara tahsis edildiğini, onların huzurunda takınılan edebin insanın kimlik, kişilik ve karakter olgunluğunun en güçlü göstergelerinden biri sayıldığını ifade etti.
Türk İslam medeniyet havzasında yaşlılara “ihtiyar” denmesinin son derece manidar olduğunu belirten Başkan Arpaguş, bu ifadenin özünde yaşlıların sahip olduğu manevi birikime ve tecrübeye duyulan güvenin bulunduğunu kaydetti.
“Yaşlıların varlığı ilahi rahmete, berekete ve huzura ulaşmanın en önemli imkânıdır”
İslam coğrafyasında yaşlıların nesillerin terbiyesinden aile içi anlaşmazlıkların halline, toplumsal sorunların çözümünden devlet işlerinin yürütülmesine kadar birçok alanda kendilerine müracaat edilen ve fikirlerine güvenilen bilge kişiler olarak telakki edildiğini belirten Başkan Arpaguş, şöyle devam etti:
“Yaşlıların varlığı, hem geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurmanın hem de ilahi rahmete, berekete ve huzura ulaşmanın en önemli imkânı olarak görülmüştür.”
“Yaşlılar acı bir yalnızlığa mahkûm ediliyor”
Modern zamanlarda insanların değeri ve saygınlığının büyük ölçüde ekonomik katkıları üzerinden tanımlandığına dikkati çeken Başkan Arpaguş, bireyselliği, bencilliği ve pragmatizmi merkeze alan yaklaşımın yaşlıları hayatın dışına ittiğini ifade etti.
Başkan Arpaguş, “Bireyselliği, bencilliği ve nihayetinde pragmatizmi merkeze alan bu yaklaşım, yaşlıların bir yük addedilerek gitgide hayatın dışına itilmesine ve nihayetinde acı bir yalnızlığa mahkûm edilmesine sebebiyet vermektedir. Esasen bu, bir milletin kendi hafızasını silmesi ve kendi medeniyet köklerinden uzaklaşması demektir.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bir toplumun yaşlılarına gösterdiği tavır, mukadderatın aynasıdır”
Müslümanların modern dünyanın bencil, bireyci ve pragmatik kuşatmasını kırmak için Kur’an ve sünnetin insana atfettiği değeri hakkıyla idrak etmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Arpaguş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bilinmelidir ki bugünün bereketine nail olmak ve yarının huzurlu dünyasını inşa etmek, ancak dünün mirasına saygı duymakla ve o mirası bugüne taşıyanlara gereken hürmeti göstermekle mümkündür. Zira bir toplumun yaşlılarına gösterdiği tavır, yarın o toplumun kapısını çalacak olan mukadderatın aynasıdır.”
Başkan Arpaguş, yazısını Peygamber Efendimizin şu hadisiyle tamamladı:
“Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşından dolayı hürmet ederse Allah da ona, yaşlılığında kendisine hürmet edecek birisini hazırlar.”
--
Kaynak: Prof. Dr. Safi Arpaguş, “Bereket Kapımızı Açık Tutanlar”, Diyanet Aylık Dergi, Eylül 2026.
Next






