Allah; yarattığı insanı başıboş bırakmamış, dünya ve ahirette mutlu olmasını sağlayacak yolları peygamberleri aracılığıyla göstermiştir. Peygamberler de vahiy yoluyla Allah’tan aldıklarını aynen tebliğ etmişlerdir. Allah, peygamberlerinin kimisini de ilahi kitaplar ile desteklemiştir. Zaman içerisinde diğer ilahi kitaplar tahrife uğrayıp değiştirilmiştir. Kur’an ayetleri ise nazil olduğu andan itibaren ezberlenmiş ve vahiy kâtiplerince yazılmıştır. Ayrıca Kur’an’ın kıyamete kadar tahrife uğramayacağı ve korunacağı Rabbimiz tarafından bildirilmiştir. Bununla birlikte bizler, aralarında ayrım yapmaksızın bütün peygamberlere inandığımız gibi yine aralarında ayrım yapmaksızın Cenab-ı Hak tarafından vahyedilen bütün ilahi/semavi kitaplara inanırız. Zira bu husus Kur’an’da da böylece emredilmektedir. Bu nedenle imanın şartları sayılırken de yalnız “Kur’an’a iman” değil, “kitaplara iman” şeklinde ifade edilmektedir.


Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. İnsanlara da güzel ahlaka uygun biçimde davran! (Tirmizî, Birr, 55)