Azim, dışarıdan gelen olumsuz şartlara karşı dirençli olmak ve şartların değişmesi hâlinde dahi aynı kararlılığı gösterebilmektir. Azim ve sebatın kaynağı inançlı olmaktır. Allah’a gerçek anlamda iman eden kişi, ancak inancını koruma uğruna elinden geleni yapma azmini gösterebilir. Mümin insan, iman konusundaki azim ve sebatını ibadetlerinde de devam ettirmekle yükümlüdür. “Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et.” (Tâhâ, 20/132) ve “Allah’a kulluk et ve O’na kullukta kararlı ol.” (Meryem, 19/65) emirleri, Efendimizin (sas) şahsında bütün Müslümanlara ibadetlerde devamlılığı öğütlemektedir. Hz. Peygamber de, ibadetlerde ölçülü olunmasını ve kararlı davranılmasını öğütlemiş, amellerin en sevimlisinin “Az da olsa devamlı olan” (Müslim, Müsâfirîn, 216) olduğunu ifade etmiş, kendisi ibadetlerinde devamlılığa özen göstererek inananlara örnek olmuş ve bu yönde tavsiyelerde bulunmuştur. Sebatsızlığın ve tereddüdün de münafığın özelliği olduğunu anlatmıştır. (Nesâî, Îmân, 31)


Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün farklı oluşunda aklıselim sahipleri için elbette ibretler vardır. (Âl-i İmrân, 3/190)