Başkan Arpaguş, yaptığı konuşmada, birlikte edilen duaların kardeşliğin bir yansıması, gönül bağının ise nişanesi olduğunu belirterek, “Esasen bu sofranın bereketi sadece ekmeğimizde, suyumuzda ve duamızda değil; bu vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizin kıymetli hatıralarında gizlidir. Bedenlerini mukaddesatımıza siper eden kahraman gazilerimizin onurlu mücadelelerinde gizlidir. Onları yetiştiren ailelerin her şeyden kıymetli fedakârlıklarında gizlidir.” ifadelerini kullandı.

“Şehitlik ve gazilik, en yüce mertebe ve mübarek bir makamdır”

Başkan Arpaguş, “Şehitlik ve gazilik yalnızca bir unvan değildir; adanmışlığın en büyük sembolüdür. İnsanın bu dünyada ulaşabileceği en yüce mertebe ve mübarek bir makamdır. Bizler, bugün bu gök kubbe altında huzur içinde yaşayabiliyorsak, aynı vatan ve bayrak etrafında kenetlenebiliyorsak, aynı inanç ve ideallerle geleceğe umutla yürüyebiliyorsak; bunu şehitlerimize, gazilerimize ve onların emanetini onurla taşıyan siz kıymetli ailelerine borçluyuz.” diye konuştu.

Şehitliğin ve gaziliğin bu dünyada ve ahirette bir insanın ulaşabileceği en büyük onur olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, şehit ve gazi ailelerinin hürmetin en güzeline, saygının en kıymetlisine, vefanın en yücesine layık olduğunu belirtti.

Şehit Aileleri Iftar 33

“Şehitler, canlarını imanlarına şahit kılmış kimselerdir”

Bizler için en büyük güç ve imkanın gerektiğinde inancı, vatanı ve değerleri uğruna şahit olmayı şeref sayan bir imanın olması olduğunu vurgulayan Başkan Arpaguş, “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz bunu bilemezsiniz.” ayet-i kerimesine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bu ayet, bize, şehitliğin ölümün ötesinde bir anlam taşıdığını haber veriyor. Bu sebeple şehitler, canlarını imanlarına şahit kılmış kimselerdir. Varlıklarını yüce değerleri yaşatmak uğruna feda etmiş yiğitlerdir.

Bu yüzden şehitlik, Sevgili Peygamberimizin (sas) duası ve özlemi olarak tecelli eylemiştir. Nitekim Allah Rasulü (sas) Efendimiz, şehadete duyduğu özlemi şöyle dile getirmiştir:

‘Ne kadar da çok isterdim; bu canı bu tende tutan Allah’a yemin ederim ki Allah yolunda savaşıp şehit olayım sonra diriltileyim, sonra şehit olup tekrar diriltileyim, sonra şehit olup tekrar diriltileyim, daha sonra tekrar şehit olayım ve diriltileyim.’ Gazi olmak da bu inanç ve gaye ile şehadeti göze almak demektir. Şehadeti göze alanlar, Allah katında şehitlik mertebesini hak etmiş Allah’ın sevgili kullarıdır.”

“Vatan, sadece sınırları belirlenmiş bir coğrafyadan ibaret değildir”

Bir gecede devletlerin yıkıldığını, toplumların paramparça olduğunu, insanların vatansız kaldığını anımsatan Başkan Arpaguş, “Böylesi acıların ve ızdırapların egemen olduğu bir dünyada, kendi değerlerimizle var olabilmek ve ayakta kalabilmek, ancak şehitlerimizin, gazilerimizin emanetlerine ve onların uğruna şehit oldukları değerlerimize sımsıkı sarılmakla mümkün olacaktır. Unutmayalım ki şehitlerimizin ve gazilerimizin bizlere emaneti olan bu mukaddes vatan, sadece bir toprak parçası değildir. Vatan, sadece sınırları belirlenmiş bir coğrafyadan ibaret değildir. Bilakis uğruna kan ve gözyaşları dökülen vatan; bir milleti millet yapan değerlerin; inancın, imanın, kimliğin, kültürün ve medeniyetin de yurdudur.” şeklinde konuştu.

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda. Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda. Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.” İstiklal Marşı’nın 7. kıtasına dikkati çeken Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:

“Bizler şairin bu dizelerinde dile getirdiği gibi şehitler yurdu bir vatanda yaşıyoruz. Toprağı sıksak şehit fışkıracak bir vatanda yaşıyoruz. O vatanın sakinleriyiz. Bunun için şehitlerimize ve gazilerimize gönülden, kalpten minnet ve şükran borçluyuz. Şunu özellikle belirtmek isterim ki bir milletin büyüklüğü, kazandığı zaferlerle değil; şehitlerine ve gazilerine gösterdiği vefa ile ölçülür. Vefa da onların emanetlerine sahip çıkmak, uğruna mücadele ettikleri değerleri yaşamak ve yaşatmakla olur. Dolayısıyla çocuklarımıza ve gençlerimize bu bilinci aşılamak, hepimizin ortak derdi, acısı ve görevi olmalıdır.”

Şehit Aileleri Iftar 11

Programda, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar da dua etti.