İman ettiği Yaratıcısının zatını göremeyen insan, O’nu isim ve sıfatlarıyla tanımaya çalışır. O’nu arayan; gönül gözüyle bakmasını bilir, her yerde ve her durumda O’nun izlerini görür. O’nu bilmeye çalışmanın zaman ve mekâna sığdırılamayacak sonsuz bir yolculuk olduğunu fark eder. Bu noktada O’nun isim ve sıfatları kişinin Rabbini tanıması için sunulmuş yol işaretleri olarak karşımıza çıkar. Allah’ın Selbî sıfatları O’nun yaratılmışlara hiçbir yönüyle benzemediğini, zat ve sıfatlarının eşsiz olduğunu ortaya koyar. Bu sıfatlar yoluyla Allah’ı bilip anlamak tevhid inancının oluşmasını sağlar ve kişiyi şirkten korur. Diğer bir kategori olan Sübûtî sıfatlar ise bizzat Allah’ın zatında olması gereken nitelikleri, O’nun yüce ve mükemmel oluşunu anlatır. Müminden beklenen, Rahman’ın isim ve sıfatlarının üzerinde düşünmesi, anlama çabası içinde olması ve ilahi ahlaktan nasibini almasıdır. Böylece kazanacağı mümin olgunluğunu bireysel ve toplumsal yaşamına da aktarmasıdır.


• I. İktisat Kongresi yapıldı. (1923)
• Medeni Kanun kabul edildi. (1926)
• Bugün Greenwich saati ile 12.01’de içtima olacaktır.