Diyanet Takvimi

Yâr-I Gâr: Ebû Bekr Es-Sıddîk

Bir Ayet: …Nitekim inkârcılar onu iki kişiden biri olarak yurdundan çıkardıklarında Allah ona yardım etmişti. Hani onlar mağaradaydılar, arkadaşına: “Tasalanma! Allah bizimle beraberdir!” diyordu… (Tevbe, 9/40)

Abone Ol

Hulefâ-i Râşidîn’in birincisi Hz. Ebû Bekir (ra), Fil Vak‘ası’ndan üç yıl kadar sonra Mekke’de doğdu. Mekke’de Erkam b. Ebi’l-Erkam’ın (ra) evinde İslamiyet’i kabul etti. Sağlığında annesi, babası ve bütün çocukları müslüman olan yegâne sahabidir. Mensup olduğu Teym kabilesi, Mürre b. Kâ‘b’da Hz. Peygamber’in nesebiyle birleşir. Hz. Peygamber’in, “Sen Allah’ın cehennemden azat ettiği kimsesin!” şeklindeki iltifatına mazhar olduktan sonra güzel, soylu, eski, azat edilmiş manalarına gelen “Atîk” lakabıyla anılmaya başlanmıştır. Servetini Allah yolunda harcayıp eski elbiseler giydiği için “Zü’l-hilâl”, çok şefkatli ve merhametli olduğu için “Evvâh” lakaplarıyla da anılmıştır. En meşhur lakabı “Çok samimi, çok sadık” anlamına gelen Sıddîk’tır. Sıddîk, Mi‘rac olayı başta olmak üzere gaybla ilgili haberleri hiç tereddütsüz kabul ettiği için bizzat Resûl-i Ekrem tarafından verilmiş ve bununla şöhret bulmuştur. Türk ve İran edebiyatlarında “yâr-ı gâr (mağara dostu, can yoldaşı) ifadesiyle anılmıştır.


• Hz. Ebû Bekir’in (ra) vefatı (M. 634)
• Sakarya Savaşı başladı. (1921)
• Şeyhülislam Ebussuûd Efendi’nin vefatı (1574)