TRT1 Televizyonun 2026 yılı Ramazan ayı kapsamında ilk iftar konuğu olan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, oruç ibadetinin Allah ile kul arasında çok korunaklı bir ibadet olduğunu işaret etti.
--
Allah ile kul arasındaki ki kimsenin kontrol etmesi mümkün olmayan ibadet.
— Diyanet Haber (@diyanethbr) February 19, 2026
Prof. Dr. Safi Arpaguş
Diyanet İşleri Başkanı#SonDakika #DiyanetHaber #SafiArpaguş #Ramazan #Oruç pic.twitter.com/qUyhfv9RL0
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, TRT 1 ekranlarında iftara doğru canlı yayınlanan “Ramazan Sevinci” programının konuğu oldu.
“Oruç, bu ayda bizlere farz kılınmış bir ibadettir”
Başkan Arpaguş, programda yaptığı konuşmada Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)’in, “Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur.” hadis-i şerifini hatırlatarak, “Oruç, bu ayda bizlere farz kılınmış bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim’in ve Ramazan ayının hususiyetlerinden biri de ikisinin bu ayda bir araya gelişidir. Çünkü insanlara hidayet kaynağı olan Kur’an-ı Mübin’in Ramazan ayında inzal olduğu, az önce dinlediğimiz ayetlerde bize haber verilir. Kur’an’ın vasfı, insanlara hidayet kaynağı olmasıdır; insanlara doğru yolu göstermesidir. Dolayısıyla Kadir Gecesi bu ayın içerisindedir ve bin aydan daha kutlu bir imkân sağlar bizlere.” ifadelerini kullandı.
“Cenabıhakk’ın bizim aç kalmamıza, susuz kalmamıza ihtiyacı yoktur”
Herkesin ebedî hayatı kazanmak için ne yapması gerektiği konusunda kendisini hesaba çekmesi gerektiğini belirten Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:
“Bunu muhasebe etmek için bize düşünme vakti vermesi açısından; başta yemeği, içmeyi ve arzularımızı terk ettiğimiz; kullukta daha yoğun bir mevsimi yaşama arzusunu gösterdiğimiz bir mana iklimindeyiz. Hem inşa hem restorasyon diyelim biz buna bir anlamda. Çünkü Cenabıhakk’ın bizim aç kalmamıza, susuz kalmamıza ihtiyacı yoktur. Bizi terbiye etmeye dair bir hususiyet olsa gerektir. Sair zamanlarda bize mubah kılınmış, yapmamızda herhangi bir sakınca olmayan amellerden, muvakkat bir zaman diliminde, belirli bir zaman aralığında, sırf Allah’ın rızası ve O’nun emri için bu faaliyetlerimize ara veriyoruz.”
“Oruç çok ihlaslı bir ibadettir”
İbadetlerin hepsinin Allah’ın rızasını kazanmak için yapılması gerektiğini söyleyen Başkan Arpaguş, şöyle devam etti:
“Oruç öyle bir ibadettir ki Allah ile kul arasında. Bunu kontrol etmeniz mümkün değildir. Hangi kontrol mekanizmasını koyarsanız koyun, mümkün değildir. Dolayısıyla mana büyüklerinden Cüneyd-i Bağdadi’nin bir ihlas tarifi vardır. ‘Oruç çok ihlaslı bir ibadettir. Çünkü ihlas öyle bir haslettir ki’ der Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri, ‘kul ile Allah arasında cereyan eder. Onu melek bilmez ki iyi niyetlerine sevap yazsın; kötülüğe meylederse günah yazsın. Nefis bilmez ki onu kendine yontsun, kendine çevirsin. Şeytan bilmez ki iğva etsin.’ Dolayısıyla muhlis kalplerle, ihlas ile ve son ayette okunan, ‘Kullarım sana beni sorarlarsa bilsinler ki ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiklerinde dualarına icabet ederim.’ buyurur Cenabıhak.”
“Müslüman cemiyetin kalbinin attığı yer camidir”
2026 yılı Ramazan ayı temasının ‘Ramazan, Cami ve Hayat’ olarak belirlendiğini hatırlatan Başkan Arpaguş, şunları söyledi:
“Medeniyet müktesebatımıza baktığımızda cami merkezlidir. Efendimizin (s.a.s.) vahye-i ilahiye muhatap olduğu, Medine'ye hicretinden itibaren, gerek Mescid-i Nebevi ve daha sonra yapılan, o günden bugüne kadar ibadethanelerimiz, mescitlerimiz, camilerimiz; bizim medeniyetimizin, kültürümüzün, inancımızın, ibadet hayatımızın canlı olduğu ve ona yön verdiği mekanlar olarak hep inşa edilmiş. Sadece namaz kılınsın diye yapılmamış.
İstanbul'a baktığımızda o mabetler şehrinde, Osmanlı'nın payitahtı olan bu şehrin kültür ve medeniyetinin inşasında köşe taşları bu eserlerimizdir. Selatin camilerimizin etrafında olan medreseler ilim yuvasıdır. Müslüman cemiyetin kalbinin attığı yer camidir.
Modern hayatın getirdiği engeller, cami ile mümin arasında özellikle son dönemlerde yaşanmış pandemi ciddi bir mesafenin oluşmasına katkı sağlamış gözüküyor. Ama bunu telafi etmek için de kurumsal olarak, hem de gönüllü din görevlilerimizin çalışmaları olarak, biz camilerimizin ihyasına, hayatın merkezinde faaliyetler yapılmasına, gençlerimizin, çocuklarımızın buralarda topluma karışmasına ve sosyalleşmesine imkan verecek çalışmalara dikkat çekmek için bunları zaten kurum olarak yapıyoruz. 4-6 yaşındaki okul öncesi eğitimden, 7-10 yaşındaki çocuklardan, 10-14 yaşındaki gençlerimizden biz din eğitimiyle, değerler eğitimiyle ve özellikle bizim ahlak bilincimizle, Efendimizin (s.a.s.) ahlaki umdeleriyle, Kur'an-ı Mübin’in ahkamıyla ve hükümleriyle tanışması için halkımızı 7'den 77'ye camide buluşturmamız gerekiyor.”
Next





