Hicretten önce Mekke’de dünyaya gelen Rukıyye ve Ümmü Külsûm, Resûl-i Ekrem’in Zeynep’ten sonraki ikinci ve üçüncü kızlarıdır. Ümmü Külsûm, nübüvvetten önce Ebû Leheb’in oğlu Uteybe, ablası Rukıyye de Uteybe’nin ağabeyi Utbe ile nikâhlanmıştır. Ancak Tebbet suresi nazil olunca taraflar bu nikâhtan vazgeçmiştir. Ardından Rukıyye Hz. Osman ile evlenmiş ve 624 yılında kızamığa yakalanmış, vefat etmiştir. Hz. Osman (ra) eşinin vefatına ve Hz. Peygamber’le akrabalık bağının kesilmesine çok üzülmüştü. Resûl-i Ekrem de 624 yılında Ümmü Külsûm’ü onunla evlendirmiştir. İki kız kardeş de yirmili yaşlarında vefat etmiş, cenazeleri Medine’de Mescid-i Nebevî’nin yanında bulunan Bakî’ Mezarlığına defnedilmiştir. Kızlarının vefatı; ölünün yıkanması ve kefenlenmesi ile ilgili birçok sünnetin nakline vesile olmuştur. Rukıyye’nin vefatında olduğu gibi Ümmü Külsûm’ün vefatına da üzülen Hz. Osman’ı Resûl-i Ekrem sıhriyetin ölümle değil boşama ile ortadan kalktığını söyleyerek teselli etmiştir.


Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve Allah’a şükredin; eğer O’na kulluk ediyorsanız. (Bakara, 2/172)