Kibir, kişinin başkalarını küçük görerek nefsini onlardan üstün saymasıdır. Bazen soyluluk, güzellik, fiziksel güç gibi yaratılıştan gelen birtakım özellikler; bazen de Allah’ın kendisine sonradan bahşettiği zenginlik, makam, ilim, nüfuz gibi nimetler insanı kendini beğenmeye sevk eder. Önceleri kendini beğenen kişi, zamanla sahip olduğu güzel özelliklerle övünmeye, başkalarından farklı olduğunu düşünerek büyüklenmeye başlar ve böylece kibir hastalığına yakalanır. Kibir; kıskançlık, cimrilik, açgözlülük, nankörlük ve bencillik gibi pek çok kötü duyguyu beraberinde getirir ki bu duyguların hâkim olduğu kalpte Müslümanlık alameti olan sevgi, merhamet ve güven gibi duyguların gelişmesi mümkün değildir. Bu sebeple tevazu sahibi olmak Müslümanlığın gereklerindendir. İslam’a göre kibir, insana yaraşmaz. Azamet sadece Allah’a yakışan bir sıfattır. O’nun dışındaki her büyüklük geçici ve izafi olup gerçek büyüklük O’na mahsustur; O en yüce olandır.


Andolsun ki, sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele! (Bakara, 2/155)