Rakîb ismi gözetlemek, denetlemek, korumak, bekçilik yapmak anlamlarına gelen “r-k-b” kökünden türemiştir. Bu anlamlar genel olarak iki başlık altında toplanır: Kontrol etmek ve muhafaza etmek. Bu isim bu iki anlamı birden içerir ve kulun içinde bulunduğu duruma göre ya tehdit ya da müjde ifade eder. Bu da diğer pek çok esmada olduğu gibi celal cemal dengesinin tecelli etmesinin kulun içinde bulunduğu duruma göre değişeceğini gösterir. İyilik ve doğruluğu amaç edinip o yolda yürüyenler için zorluklar ve yanlış değerlendirilmelerle karşılaşmaları durumunda “Allah’ın her şeyi gözetliyor olması” bir müjde iken niyetini bozan ve yoldan çıkanlar için bir tehdittir. (Mâide, 5/11)

Gerek kontrol gerekse muhafaza edebilmek her detayı hakkıyla bilmeyi, işitip görmeyi, her olanın künhüne vakıf olmayı, gücünün her şeye yetmesini gerektirir. Bu nedenle bu isim esma-i hüsnadan pek çoğu ile işkilidir. Aslında esma-i hüsnanın tamamı böyledir. Hepsi birbirini destekler ve hepsi bir araya geldiğinde yücelerden yüce, her şeye kadir, Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ’nın vahdaniyetini teşkil ederler.

Esma-i hüsna üzerine çalışan ulema bu ismin “koruyup gözeten” manasını öne çıkarmışlardır. Kısaca Rakîb, yarattığı şeylerin hiçbirinden gafil olmayandır. Onları hem kontrol eder hem de korur. İbn Arabî’ye göre Allah bütün âlemleri Rakîb ismiyle denetler ve eşya bu sayede varlığını korur ve sürdürür. Bu ismin kuşatıcılığından peygamberler dahi istisna değildir. Rakîb olan Allah onları da yakından murakabe etmekte, her hâllerini gözlemektedir. (Ahzâb, 33/52)

Rakîb ismiyle aynı kökten gelen “rekabet” günümüzdeki acımasız ve ahlaksız uygulamasını bir tarafa bırakırsak insanın gelişimi için ihtiyaç duyduğu bir unsurdur. Devamlı sizin eserlerinizi izleyen, gözleri üzerinizde (ama aynı zamanda sizi ve haklarınızı koruyup kollayan) bir rakibinizin olduğunu bilmek çalışmanın, üretmenin, gelişimin en etkili teşvik aracıdır. Kontrol ve takip de sistemin yürümesi için olmazsa olmazlardan biridir. Çünkü ne kadar iyi niyetli olursak olalım insan doğasının denetlenmeye ihtiyacı vardır. Rakîb ismi bütün muhtevasıyla bu ihtiyaçları karşılar.

Murakabe

Aynı kökten türeyen ve nefis terbiyesinde çok mühim bir yer işgal eden murakabe terimi kulun, sürekli biçimde Allah Teâlâ’nın gözetimi altında bulunduğunun şuur ve idrakinde olması anlamına gelir. Bu farkındalığın kulda nasıl bir iç disiplin sağlayacağına biraz sonra değineceğiz. Biz burada öncelikle ve önemle bu ismin bizi yalnızlığın ve tek başına kalmanın vahşetinden nasıl kurtardığına işaret edelim. Her daim yanı başımızda, gözleri üzerimizde, her hâlimize vâkıf, şeksiz şüphesiz bizim iyiliğimizi isteyen bir kollayanımız olduğunu bilmenin teskin edip ümit veren iyileştiriciliğine sığınalım. Mevlâmız Rakîb ismiyle bizimle ünsiyet etmektedir. İçinde heybet bulunan bir ünsiyetle...

Meşhur Cibril hadisinde Efendimiz (sas) tarafından “sürekli Allah’ın seni gördüğü bilinci içinde yaşamak” olarak tarif edilen ihsan hâlinin Rakîb ismi ve onun tabii sonucu olan murakabe hâli ile ilişkisine de burada değinmek gerekir.

Elmalılı’nın deyişiyle Rakîb ismi Yüce Allah’ın üzerimizde bir gözcü oluşunu anlatır. Buna göre bütün hareketlerimiz Allah Teâlâ’nın kontrolü altındadır. Davranışlarımız, konuşmalarımız ve hatta niyetlerimiz asla O’ndan gizli kalamaz. Bu nedenle insanlar arasındaki akrabalık bağlarının hatırına dikkatimizi çekip bizden bu hususta Allah’tan korkmamızı (takvayı) isteyen Nisâ suresinin ilk ayeti Rabbimizin daima bizi gözlediğini bildiren Rakîb isminin hatırlatılmasıyla sona ermiştir. Buradan anlıyoruz ki bir kalp hassasiyeti olan takvaya Rakîb’in iç dünyamızın her hâlini görüp durduğunu, her düşünce ve niyete O’nun vâkıf olduğunu bilmekle ulaşılır. Bu meyanda Melamilerin murakabeye “gönül beklemek” demelerindeki isabet de daha iyi anlaşılmaktadır.

Rakîb İnsana Tecelli Ederse

İbn Arabî’ye göre bu ismin tecelli ettiği kul kendini murakabe ede ede nihayet kalbine gelen düşüncelerin rahmani mi şeytani mi olduğunu kolaylıkla ayıracak bir yeteneğe kavuşur. Dışarıdan ve iç dünyasından gelen bütün etkilerin bilincindedir. Murakabe hâlindeki kişinin aklı nefsi üzerinde bir gözetleyici olmuştur: Her hâlini Allah’ın gözetiminde olduğunu bilerek yaşar. Sadece davranışlarını değil, Allah’ın nazargâhı olan kalbini dahi huzurda olmanın heybetine yakışmayacak hâllerden korumaya çalışır. Murakabe yoksa muhasebe de yoktur. Muhasibi’ye göre bir kimse bâtınını murakabe ve ihlasla düzgün hâle getirirse Allah Teâlâ da onun zahirini mücahede ve sünnete tabi olma hâliyle süsler.

İnsanın kendini gözetleyebilmesi kendine karşı adil olmasını gerektirir. Bu da her durumda kendini savunan, her düşünce ve davranışına bir mazeret geliştiren kimseler için imkânsızdır. (Bu arada kendini sürekli biçimde eleştirmenin, hep eksikliğini görmekle beraber bunu düzeltmek yoluna girmemenin kişiyi hasta eden ve ilişkilerini bozan komplekslere yol açacağını da unutmamak gerekir.)

Kendini gözleme melekesi edinmiş ve bunu adil bir şekilde sürdüren kişinin bir başka kazancı da daha evvel farkına varmadığı yeteneklerini ve potansiyelini fark etmesidir. Bu farkındalık kişinin kendisini sağlıklı bir şekilde ve doğru yönde geliştirmesin sağlar. Gereksiz mecralarda çaba ve ömür tüketerek enerjisini ve vaktini zayi etmekten korur.

Bu ismin tecellisi kendi iç ve dış dünyamızı sürekli kontrol altında tutmayı sağladığı gibi yakından uzağa elimizin altına verilerek bize emanet edilmiş insanları da murakabe etmemizi sağlar. Bu isim bize ailemizde, içinde yaşadığımız toplumda işlenecek kötülüklere karşı uyanık durarak toplumsal bir murakabeyi gerçekleştirmeyi öğretir. Efendimizin (sas) sahabesini gece gündüz gözetip kolladığını, en ufak bir fitneye hemen müdahale edip büyümesini önlediğini, her durumda yanlarında olup onlarla birlikte sevinip üzüldüğünü bilmek bu ismin tecellisinin nasıl olması gerektiğini bize gösterir. (Şuarâ, 26/217-219)

Sonuç olarak Rabbimizin Rakîb ismi bizi geliştiren ve kemale erdiren, yolda her türlü takılma ve sürçmelere karşı bizi kollayıp gözeten lütuflar içerir. Bu yolda en büyük niyazımız kendi nefsini murakabe edebilen, iç disipline sahip, Rabb’inin Rakîb oluşunu kendi lehine kullanabilen akıl sahiplerinden olabilmektir.

Editör: Yasin Kurnaz