Yüce Allah, insanı vahiy nimetiyle müşerref kılmış, ona akl-ı selim ile doğruluktan ayrılmamayı, kalb-i selim ile vicdanlı olmayı, zevk-i selim ile de yeryüzünü İslam ahlakıyla müzehher kılmayı bahşetmiştir. Dünya ve ukba saadetini ihdas edecek İslam dini aynı zamanda insanın anlam arayışına rehberlik eder. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s.) tebliğinin çağlara taşınması, mümin gönüllerde makes bulması ise sahih bir din dilinin inşasıyla mümkündür. İslam’ın asli kaynakları olan Kur’an ve sünnete dayalı, merhamet ve samimiyetle bezeli bir din dili, insanları dışlamadan kalplere dokunur. Fakat geçmişte olduğu gibi günümüzde de dinî söylemde zaman zaman eksen kayması yaşanmakta; dinî tekelciliğe varan oluşumlar, kişisel ihtiraslarını din adına meşrulaştırmaya yeltenmektedir. Kendini dinin biricik hamisi, şaşmaz otoritesi yahut yegâne sözcüsü olarak lanse eden kişi ya da gruplar, asıl zararı dine ve o dinin mensuplarına vermektedir. Yakın tarihimizde yaşadığımız acı tecrübe de kendi din anlayışını mutlak hakikat olarak dayatan bir oluşumun, arka planda menfaatçi bir yaklaşım sergileyerek insanları nasıl terörize ettiğini göstermiştir. Zihinleri iğfal eden bu oluşumlar hem dinî müesseselere hem topluma hem de vahdet bilincine zarar vermişlerdir. Kavramları manipüle eden, Müslümanların samimiyetini sömüren, din istismarıyla sapkın ideolojilerini din gibi dayatan oluşumların önüne geçmek için sağlam ve sahih bilgiye dayalı bir din dilinin inşası elzemdir. Bugün din istismarının yeni zemini olan sosyal medya ve sanal ağlar da aynı hassasiyetle ele alınmalı, dijital dünyada dinî otorite oluşturmaya çalışan kişilere karşı dikkatli olunmalıdır.
Diyanet Dergi olarak temmuz sayısı dosyamızda “Din Üzerine Konuşanlar” konusuna yer verdik. Prof. Dr. Hatice Kelpetin Arpaguş, “Din Dilinin İnşası: Dinî Tahribe Giden Yolda ‘Din Adına Konuşmak’ mı ‘Din Hakkında Konuşmak’ mı?” yazısıyla dosyamızda yer aldı. Arpaguş, topluma hitap eden bir Müslüman’ın, dinî konuşmalarında din adına konuşmakla din hakkında konuşmak arasındaki farkın gerektirdiği sorumluluğu idrak etmesinin önemini vurguladı. Prof. Dr. Halil İbrahim Bulut “Hakikat Arayışında Çıkmaz Sokak: Dinî Tekelcilik” yazısıyla dosyamıza katkı sundu. Dinî tekelciliğin çoğu defa din istismarı üzerinden temellendirildiğini, dinî değerlerin ve kutsal varlıkların araçsallaştırılması yoluyla istismar edildiğini dile getirdi. Prof. Dr. Bahset Karslı, “Gelenekten Dijitale: Dijital Kültürde Dinî Otoritenin Dönüşümü”nü yazdı. Algoritmanın kurucu bir otorite figürüne dönüştüğünü aktaran Karslı, dijital ortamda paylaşılan dinî içeriklerin de doğruluktan ziyade algoritmaya uygunlukla nasıl yaygınlık kazandığının ve bunun sonucunda ortaya çıkabilecek tehlikelerin altını çizdi.
Bu ayki söyleşimizi Prof. Dr. İhsan Toker ile gerçekleştirdik. Modern dünyayla birlikte her şeyin tüketim nesnesine dönüştürülmeye çalışıldığını belirten Toker, din alanında geleneksel sınırların aşılmasının ve bilincin yerini kontrolsüz bireysel çıkışlara bırakmasının da bir değer tüketimi olduğunu vurguladı.
Sizleri birbirinden kıymetli yazarların kaleme aldığı metinlerle baş başa bırakırken Yüce Rabbimizden İslam dünyasının birlik ve beraberliğini muhafaza etmesini niyaz ediyor, yakın tarihte bir din istismarı neticesinde verdiğimiz büyük mücadelenin bir kez daha yaşanmamasını diliyorum. 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü münasebetiyle vatanımız için canını feda eden şehitlerimizi rahmetle anıyorum.
Hamza BAYRAM
Next