İnsan, doğduğu andan itibaren bütün varlıklarla sürekli bir iletişim hâlindedir. Yüce Allah’ın kendisine bahşetmiş olduğu dil ve konuşma yetisi ile diğer yaratılmışlardan ayrılan insan; fikirlerini, hislerini ve bütün sosyal ihtiyaçlarını temel iletişim vasıtası olan dil ve konuşma nimeti sayesinde gerçekleştirir. Başta aile içinde olmak üzere bütün sosyal ve toplumsal ilişkilerin sağlıklı ve uzun ömürlü sürdürülebilmesi ancak kuvvetli bir iletişim bağıyla mümkündür. Üstelik iletişim, sadece sözlü ve yazılı olarak gerçekleşmeyip beden dili, muhatabın hâline ve durumuna göre hitabet, ortam, zaman, mekân gibi pek çok etkenin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Hâl böyle olunca “Müslümanlar olarak iletişim hususunda nasıl bir metot izlemeliyiz?” sorusu karşımıza çıkmaktadır.
Üsve-i hasene olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), her konuda olduğu gibi iletişim alanında da müminlerin en güzel örneği ve yegâne rehberidir. O, gençliğinden itibaren toplumla iletişimini sağlıklı ve doğru bir zemin üzerine inşa etmiş, risalet döneminde ise bütün insanlığı İslam’a davet ederken muhataplarının hâlini, durumunu, yaşını, cinsiyetini, bulunduğu ortamı vb. bütün etkenleri göz önünde bulundurarak hareket etmiştir. İletişim dili, üslubu ve ahlakında Müslümanların yolunu aydınlatan ve iletişim alanının en güzel örnekliğini sergileyen Peygamber Efendimiz; yargılamadan, kırmadan, üzmeden, kucaklayıcı, açıklayıcı, aydınlatıcı ve yapıcı bir iletişim üslubuyla davet, tebliğ, irşat ve terbiye faaliyetlerini gerçekleştirmiştir. Merhamet temelli bir nebevi iletişim ortaya çıkmış, Hz. Peygamber’in etrafında toplanan insanların inşa ettiği İslam kültür ve medeniyeti aynı hassas iletişim diliyle tüm cihanı sarmıştır. Bu medeniyetin temeli olan nebevi iletişimin özüne de Allah Teâlâ şöyle dikkat çekmektedir: “Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi.” (Âl-i İmran, 3/159)
Diyanet Aylık Dergi olarak yeni yayın dönemimizi bu hassasiyet üzerine inşa edelim ve 2026 yılının ilk sayısına nebevi iletişimin önemine dikkat çekerek başlayalım istedik. Dolayısıyla bu sayımızda, “İletişimde Nebevi Ahlak” konusuyla karşınızdayız. Doç. Dr. Bayram Köseoğlu, “İletişimde Nebevi Örneklik”; Prof. Dr. Cafer Acar, “Hz. Peygamber’in Farklı İnanç Gruplarıyla İletişimi”; Prof. Dr. Hasan Yerkazan, “Peygamber Efendimizi Anlatmada Kullandığımız İletişim Yolları” başlıklı yazılarıyla bu ayki dosya konumuza katkıda bulunan kıymetli isimlerdi.
Söyleşimizi ise Prof. Dr. Zekeriya Güler ile gerçekleştirdik. “Dil ve üslup, davet ve tebliğin anahtarı durumundadır. Ne var ki muhatabın gönül dünyasına dokunan bir dil ve üslup beklenir.” diyen Güler, Hz. Peygamber örnekliğinde iletişim ahlakı, dili ve üslubunun önemini vurgulayan açıklamalarda bulundu.
Nebevi iletişim vesilesiyle nebevi mirasın ve kutlu bir yolculuğun hatırası olan Miraç Kandilinizi tebrik eder; içerisinde bulunduğumuz üç ayların, Kudüs ve Gazze başta olmak üzere İslam coğrafyasında ve tüm cihanda huzur, esenlik, selamet, berekete kapılar açması niyaz ve temennileriyle bütün okurlarımıza iyi okumalar dilerim.
Hamza BAYRAM
Next