İnsanoğlu, varlık sahnesine çıktığı günden beri bilinmeyene duyduğu merak ve kutsal olana sığınma ihtiyacıyla hep bir arayış içerisinde olmuştur. Ne var ki bu merakla ilgili arayış ve kaygılar, bizatihi fıtratın kendisinden ve gayet tabii karşılanmaktadır. Bu arayış yolculuğunun yegâne güvenli limanı ise vahiyle aydınlanan akl-ı selim, imanla nurlanan kalb-i selimdir. Ancak şu da var ki beşeriyet, tevhidin ve vahyin berrak ufkundan uzaklaştığı her dönemde; hakikatin yerine ikame edilen sahte tesellilerin, hakkın yerini almaya heveslenen batıl itikatların, hurafelerin ve gizemli öğretilerin pençesine düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Dolayısıyla insanın kadim arayış yolculuğu, ilahi vahyin belirlediği çerçevede kaldığı sürece kalpleri ve zihinleri hakikat ışığının aydınlığında tutacak, aksi takdirde batılın ve hurafenin karanlık koridorlarında sahte adımlarla devam edecektir. Bu da “kendisine şah damarından yakın” olan Rabbinden uzaklaşan insan için ne hazin bir serüvendir!

İçerisinde bulunduğumuz modern çağa gelindiğinde dijitalleşmenin ve modernitenin getirdiği imkânlar, insanoğlunun metafizik yönelimini ve varoluşsal arayışını, eski hurafelerin “yeni” maskeleriyle sekteye uğratmaya devam etmektedir. Üstelik hiç de rasyonel olmayan bilgilerin “bilimsel” kılıfla, vahyin çizdiği hakikatten uzak ilkel inançların da “İslami” kisvesiyle pazarlandığı bir güncel hurafe dünyası, modern insanın kutsal ve mana boşluğunu istismar etmektedir. Spiritüalizmden dijital falcılığa, astrolojinin bütün hayatı kuşatan iddialarından modern enerji ritüellerine kadar pek çok akım... Oysa İslam, ne aklı devre dışı bırakan bir teslimiyeti ne de ruhu ihmal eden bir maddeciliği kabul eder. Kur’an ve sünnet; bireysel ve toplumsal huzurun inşasında, dünya ve ahiret saadetinin teminatına her türlü hurafe ve aşırılıktan uzak, sahih bilgi ve istikamet üzere bir hayatı idealize eder.

Diyanet Aylık Dergi olarak bu ay, inanç dünyamızı tehdit eden güncel sapmaları ve modern görünümlü hurafeleri mercek altına aldığımız “Yeni Çağ Hurafeleri” dosya konusuyla huzurlarınızdayız. Prof. Dr. Metin Özdemir, “Gayba İman ve Tevhid İnancı Açısından İlm-i Ahkâm-ı Nücûm ve Havas İlmi” başlıklı makalesiyle gayb meselesinin itikadi ve tevhidî bütün yönlerini titizlikle tahlil etti. Prof. Dr. Mustafa Tekin, “Post/Modern Dünyanın İptidai Gelenekleri” yazısında, rasyonel olduğu iddia edilen günümüz dünyasının ilkel inançlarını dinî, psikolojik ve sosyolojik olarak ele alırken Prof. Dr. Asım Yapıcı da “Yeni Çağın Spiritüel Arayışlarına Karşı Dinî Bilinç ve Maneviyat” yazısıyla zihinlerin ve kalplerin manevi itminanına dair ufuk açıcı mütalaalarda bulundu.

Söyleşi konuğumuz Prof. Dr. İlyas Çelebi ise hem geleneksel hem de güncel inanç problemlerine ve yeni hurafe tehlikelerine dair bütün sorularımıza verdiği ayrıntılı cevaplarla meseleye vahiy, hakikat ve hikmet penceresinden bakmamızı sağladı.

Zihnimizi batıldan, kalplerimizi ve imanlarımızı her türlü hurafeden arındırdığımız bir idrak ile mümin vakarına yaraşır bir duruş sergilediğimiz dünya hayatı, ahiret saadeti ve ebedî kurtuluşu Yüce Mevla’dan âlem-i İslam için niyaz ederim. Bilhassa modern zamanların dijital hurafe masallarına karşılık vahyin ve ilmin manevi zırhını kuşanmak adına bütün okurlarımıza bereketli okumalar dilerim.

Hamza BAYRAM