İNCELİĞİN İZİNDE GÜZEL SÖZ, ZARİF TAVIR
Nezaket ve zarafet, insanın hem sözünde hem davranışında ortaya çıkan ince duyarlılığın birer ifadesidir. Bu kavramlar çoğu zaman yalnızca sosyal birer alışkanlık ya da görgü kuralı gibi değerlendirilse de aslında insanın içsel olgunluğunu, karakter terbiyesini ve estetik hissini yansıtan derin anlamlar taşır. Nezaket, kişinin karşısındakine duyduğu saygının sade ama en etkili biçimidir. Zarafet ise aynı saygının davranışlarda, seçimlerde ve üslupta kazandığı estetik ölçünün adıdır. Günümüzün hızla tüketilen ve iletişimin çoğu zaman kaba bir yüzeye sıkıştığı dünyasında bu iki değer, hem insan ilişkilerini iyileştiren hem de toplumsal atmosferi yumuşatan vazgeçilmez birer imkân sunar. Dinî gelenek açısından bakıldığında nezaket ve zarafetin köklerinin çok daha derinlere uzandığını görürüz. Kur’an, insanlara sözün en güzeliyle konuşmayı öğütlerken kalp kırmaktan sakınmayı, öfkeyi kontrol etmeyi ve yumuşak üslubu bir erdem olarak öne çıkarır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) hayatı ise nezaket ve zarafetin âdeta ete kemiğe bürünmüş hâlidir. O, muhatabının kim olduğuna bakmaksızın inceliği bir ilke hâline getirmiş; sözlerinde olduğu kadar davranışlarında da güzelliği, ölçüyü ve rikkati korumuştur. Nitekim onun, insanlara eziyet veren şeyi yoldan kaldırmayı bile imanın bir parçası sayan yaklaşımı, nezaketi bireysel tercihin ötesine taşıyarak ahlaki bir sorumluluk hâline getirmiştir. Nezaket ve zarafetin bu temel dinî boyutu, günümüz dünyasında bize hem yön hem de çözüm sunan bir perspektif kazandırır. Çünkü zarafet, yalnızca dış görünüşün yahut estetik bir tavrın süsü değildir; insanın kendi iç âlemini terbiye etmesinin, sözünü tartmasının ve davranışlarını hikmetle şekillendirmesinin bir sonucudur. Bu nedenle nezaket, karşımızdakinin değerini gözetirken zarafet, kendi iç düzenimizi ve ruhsal ahengimizi görünür kılar. Bugünün şartlarında bu iki kavramı yeniden düşünmek, hem bireysel gelişimimiz hem de toplumsal huzurumuz açısından önemlidir. Zira nezaket ve zarafet; güveni artıran, kırgınlıkları azaltan, kalpleri birbirine yaklaştıran sessiz ama etkili bir dildir. Diyanet Aile Dergisi olarak 2025 yılının son sayısını nazik ve zarif bir şekilde uğurlamak için gerekli hazırlıkları yaptığımız dosyamıza Dr. Nimet Keseli Ustabaşı “Gönlün İkramı: Nezaket” adlı yazısıyla katkı sundu. Ustabaşı yazısında nezaketin; derin bir ahlaki duruşun, incelmiş bir ruhun ve kâmil bir imanın dışa yansıması olduğunu bizlere hatırlattı. Mehmet Aycı da “Görgülü Kuşlar Gördüğün İşler” atasözünden yola çıkarak yaratılışın mükemmel olduğunu, içinde nezaket ve zarafeti barındırdığını; hâlihazırdaki nezaketsizliğin ise fıtrattan bir sapma olduğunu belirtti. Uzmanına Sorduk köşemizde ise bu iki güzel hasletin çağın hızı karşısında nasıl korunabileceğini Esra Oras bizlere anlattı. Bu ayki Söyleşi konuğumuz Marmara İlahiyat Camii İmam Hatibi Halil Necipoğlu hocamız. Dergimizi siz kıymetli okuyucularımızın istifadesine sunarken gölgesi üzerimize düşecek olan rahmet iklimi mübarek üç ayların insanlık ve İslam âlemi için hayırlar getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim. Keyifli okumalar.
Dr. Lamia LEVENT ABUL
Next
