Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları tarafından hazırlanan “Cami ve Sosyal Hayat” kitabı yayımlandı. Alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların kaleme aldığı 14 makalenin yer aldığı eser; camiyi ibadet, insan, toplum, şehir ve medeniyet ekseninde çok yönlü olarak ele alıyor.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş’un takdim yazısıyla başlayan kitapta, caminin Asr-ı Saadet’ten günümüze dinî bilginin öğrenildiği, ümmet bilincinin geliştiği ve toplumsal dayanışmanın güçlendiği bir merkez olduğuna dikkat çekiliyor. Camilerin farklı yaş, meslek ve sosyal statülerden insanları ortak değerler etrafında buluşturan yönü öne çıkarılıyor.

Kâbe’den şehre, mâbedden medeniyete

Kitabın ilk bölümlerinde caminin İslam toplumundaki yerinin tarihî ve düşünsel temelleri üzerinde duruluyor.

Prof. Dr. Tahsin Görgün, “Namaz, Cami ve Cemaat: Sosyal Ontolojik Bir Analiz” başlıklı makalesinde namaz, cemaat ve cami arasındaki ilişkiyi toplum ve medeniyet perspektifinden değerlendiriyor. Caminin mahalle hayatının merkezindeki konumunu; eğitim, ahlak, kamusal ilişkiler ve medeniyetin teşekkülü bağlamında ele alıyor.

Dr. Nilgün Çevik, “İlk Mâbed: Kâbe” başlıklı çalışmasında Kâbe’yi tarihî süreci, inşası ve Müslümanların hayatındaki merkezî konumuyla inceliyor.

Dr. Hüseyin Hazırlar ise “Sosyal Hayatı Şekillendiren Mâbed: Mescid-i Nebevî” makalesinde Hz. Peygamber döneminde Mescid-i Nebevî’nin toplumsal hayatın şekillenmesindeki rolüne odaklanıyor.

Doç. Dr. Sümeyra Ocak Ahmed, “Mâbedden Medeniyete: İslam Şehrinin Kurucu Unsuru Olarak Cami” başlıklı çalışmasıyla cami ile şehir arasındaki ilişkiyi ele alırken; Prof. Dr. Müfit Selim Saruhan, “İbadî Alandan Sosyal Alana Uzanan Mekânlar: Camilerimiz” makalesinde camilerin ibadet alanından toplumsal hayata uzanan fonksiyonlarını değerlendiriyor.

Caminin insanla kurduğu bağ

Eserin önemli bir bölümü caminin insan ve toplumla ilişkisine ayrılıyor.

Prof. Dr. Vejdi Bilgin, “Cami Merkezli Dinî Sosyalleşme” başlıklı makalesinde caminin bireyin dinî ve toplumsal kimliğinin oluşumundaki yerini ele alıyor. Prof. Dr. Mustafa Tekin ise “Genç ve Cami İlişkisi: Zihniyet ve Aidiyet” başlığı altında gençlerin camiyle ilişkisini zihniyet ve aidiyet kavramları üzerinden tartışıyor.

Modern dünyada insanın yaşadığı hızlanma, parçalanma, yabancılaşma ve yön kaybı ise kitabın dikkat çekici çalışmalarından birinin hareket noktasını oluşturuyor. Dr. Öğr. Üyesi Fatma Çiçek, “Yersizleşen Dünyada Kadının ‘Pusula Mekân’ı: Mâbed” başlıklı yazısında mâbedin kadın açısından anlamını modern dünyanın “yersizleşme” problemi üzerinden değerlendiriyor.

Çocuğun camiyle ilk karşılaşması

Kitap, camiyle kurulan ilişkinin çocukluk dönemindeki temellerine de odaklanıyor.

Doç. Dr. Esra Türk, “Duygusal Bağ ve İlk Temas: Çocukların Cami Algısı” başlıklı çalışmasında çocukların camiyle ilk karşılaşmalarını, dinî gelişimlerini ve mâbedle kurdukları duygusal bağı inceliyor. Çalışmada erken yaşlarda edinilen dinî ve mânevî deneyimlerin sonraki dönemlere uzanan etkisine dikkat çekiliyor.

Doç. Dr. Rahime Çelik ise “Herkes İçin Cami: Engelli Bireylerin Cami Hayatına Katılımı ve İbadet Hakkı Bağlamında Diyanet İşleri Başkanlığının Çalışmaları” başlıklı makalesinde engelli bireylerin cami hayatına katılımını erişilebilirlik ve ibadet hakkı çerçevesinde ele alıyor.

Afet ve kriz zamanlarında camiler

Eser, camilerin olağanüstü dönemlerde üstlendiği toplumsal rolleri de gündeme taşıyor.

Emekli İl Müftüsü Celal Sürgeç, “Kriz ve Afet Dönemlerinde Camilerin Fonksiyonları: Tarihsel Misyondan Kurumsal Kapasiteye” başlıklı makalesinde Mescid-i Nebevî’den günümüze camilerin kriz dönemlerindeki işlevlerini inceliyor. Çalışmada camilerin afet dönemlerinde dayanışma, barınma, bilgilendirme ve mânevî destek açısından taşıdığı imkânlar üzerinde duruluyor.

Makalede Mescid-i Nebevî’de eğitim, sosyal yardım ve barınma hizmetlerinin aynı merkezde buluşmasından Türk-İslam şehirlerindeki külliyelere; Millî Mücadele döneminde camilerin üstlendiği rollerden yakın dönemdeki afetlere kadar farklı örnekler değerlendiriliyor.

Balkanlar, edebiyat, ilim ve mimari

Kitabın son bölümleri ise caminin kültür ve medeniyet dünyasındaki farklı yansımalarını ele alıyor.

Dr. Mustafa Güvenç, “Tek Kıble Etrafında Şekillenen Farklı Sosyal Dokular” başlıklı çalışmasında Balkanlardan cami merkezli sosyal ve kültürel örnekleri inceliyor.

Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Uğur, “Mekân, Yazı ve İnsan Bir Araya Geldiğinde: Edebiyatımızda Cami” başlıklı makalesiyle caminin edebiyat dünyasındaki izlerinin peşine düşüyor.

Doç. Dr. Muhammet Enes Midilli, “İslam Tarihinde İlim Merkezi ve Müessesesi Olarak Camiler” başlıklı çalışmasında camilerin ilim ve eğitim tarihindeki konumunu ele alırken; Doç. Dr. Kemal Özkurt, “Türkiye’de Çağdaş Cami Mimarisinde İşlev, Estetik ve Prestij” başlığı altında günümüz cami mimarisini işlev, estetik ve temsil boyutlarıyla değerlendiriyor.

Caminin kapısından hayata bakmak

Tarih, sosyoloji, din eğitimi, şehir, mimari, edebiyat ve sosyal hayat gibi farklı alanlardan çalışmaları aynı kitapta buluşturan “Cami ve Sosyal Hayat”, Kâbe’den Mescid-i Nebevî’ye, mahalleden şehre; çocuktan gence, kadından engelli bireylere; Balkanlardan Türkiye’ye, afet dönemlerinden çağdaş mimariye kadar geniş bir çerçeve çiziyor.

Eser, bütün bu başlıklar üzerinden okuru caminin hayatımızdaki yerini yeniden düşünmeye çağırıyor: Cami, insanın yalnızca namaz için yöneldiği bir mekân mı; yoksa şehirle, mahalleyle, eğitimle, dayanışmayla, kültürle ve insanın aidiyet arayışıyla birlikte düşünülmesi gereken bir hayat merkezi mi?

Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları arasında Eylül 2026’da ilk baskısı gerçekleştirilen “Cami ve Sosyal Hayat”, Başkanlığın 2942 numaralı genel yayını, Halk Kitapları serisinin ise 862. eseri olarak yayımlandı. Kitabın editörlüğünü Dr. Ulviye Ezerbolatoğlu ile Dr. Mustafa Çuhadar, yayın koordinatörlüğünü ise Dr. Muhammed Yuşa Yaşar üstlendi.

Eser; Diyanet Yayınları e satış portalından temin edilebiliyor.