Mekke döneminde nazil olan sure ismini ayette geçen ve örümcek anlamına gelen ankebût kelimesinden almaktadır. Bu ayette Allah’tan başkasına güvenenlerin durumu, ördüğü ağa güvenen örümceğin hâline benzetilir ve ağdan ibaret olan örümcek evinin evlerin en çürüğü olduğu açıklanır. Müminlerin Allah’a güvenmeleri, O’nun emirleri doğrultusunda hareket etmeleri gerektiğine dikkat çekilir. Ankebût suresinde takva ehli olmanın yolları gösterilirken yalnızca “İman ettik.” demenin kâfi gelmeyeceği, inanmanın insana sorumluluklar yüklediği, yüce hedeflere ulaşmanın azim, sabır ve gayrete bağlı bulunduğu önemle hatırlatılmaktadır. Sureden, müminlerin inançları uğruna çektikleri sıkıntıların da birer imtihan olduğu, böylece gerçek müminlerle münafıkların ortaya çıktıkları anlaşılmaktadır. Sure, Allah’a inanan ve Allah yolunda sıkıntılara göğüs geren müminlerin Allah’ın himayesinde olduklarını ve Allah katında yüksek bir mevkiye sahip bulunduklarını müjdeleyen ayetle sona ermektedir.


Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin dileğine karşılık veririm... (Bakara, 2/186)