İslam, her bir hak sahibine hakkının verilmesini emretmiş; hak ihlali anlamına gelecek her türlü davranışı da yasaklamıştır. Resûlullah(sas) veda hutbesinde; “Ey insanlar! Sizin canlarınız, mallarınız, ırz ve namuslarınız Rabbinize kavuşuncaya kadar dokunulmazdır.” (Buhârî, Hac, 132) buyurmuştur. Mallarla ilgili kul hakkı ihlali durumunda; mal mevcutsa söz konusu malın kendisi, yoksa bedeli hak sahibine verilmelidir. Hak sahibinin hayatta olmaması hâlinde ise mirasçılarına teslim edilmelidir. Malın sahibi bilinmiyor veya kendisine ulaşmak mümkün olmuyorsa söz konusu mal veya bedeli hak sahibi adına fakirlere ya da hayır kurumlarına verilmelidir. Ayrıca samimi bir şekilde tövbe edip Allah’tan af ve mağfiret dilenmelidir. Hak ihlali; insanın onur ve haysiyetine yönelikse hak sahibiyle helalleşmek gerekir. Buna imkân bulunamadığında ise samimi bir tövbeden sonra hak sahibine hayır dua edilmeli, onun namına hayır hasenat yapılarak bu vebalden kurtulmaya çalışılmalıdır.
• Trablusgarp, Kanuni Sultan Süleyman döneminde fethedildi. (1551)