Yüce Allah, lütfu ve keremiyle yarattığı ve yeryüzünün halifesi kıldığı insanı yalnız bırakmamış, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’den itibaren gönderdiği elçiler vasıtasıyla ona dünya ve ukba saadetinin yollarını göstermiştir. Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.) ile nübüvvet sona ermiş fakat tebliğ vazifesi bütün Müslümanların uhdesine tevdi edilerek müminler birbirinin hem kardeşi hem vekili kılınmıştır. (Tevbe, 9/71.) Yine Âl-i İmran suresinde “Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız.” buyrularak Müslümanların bu sorumluluğuna işaret edilir. (Âl-i İmran, 3/110.) Bu ifadeler Müslümanlara önemli bir vazife tayin etmiştir: Allah’a inanmak, iyiliği emredip kötülükten alıkoymak. Zira müminler hilkatte eş ve dinde kardeştir, kardeşin kardeşe vazifesi de birbiri için iyi ve güzeli dilemesi, birinin diğerini kötülükten korumasıdır. Müslümanın gayesi, içinde bulunduğu cemiyet yaşamını da ahlaki ilkelere göre düzenlemektir. Her mümin bu konuda kendini sorumlu ve vazifeli görmelidir. Böyle olunca mümin sadece kendisini kurtarmakla iktifa etmez, bütün insanların güven ve huzur ortamında yaşaması için gayret eder. Doğruluğun ve iyiliğin destekçisi olurken zulmün ve yanlışın karşısında durur. Zira toplumu tehdit eden felaketler eninde sonunda onun da kapısını çalacaktır. Gemi battığı zaman sadece geminin altını oyanlar değil, bu işle ilgisi olmasa dahi yapılanlara seyirci kalanlar da felakete uğrayacaktır.

Diyanet Dergisi olarak bu sayımızda “emr-i bi’l-maruf nehy-i ani’l-münker” ilkemizi işledik. İyiliği emreden ve kötülüğü nehyeden insanların oluşturacağı toplumu, o toplumun yaşayacağı huzur ve güven ortamını, içtimai hayatın tesisinde Müslüman bireye düşen görevleri sayfalarımıza taşıdık. Dr. Sema Yiğit, “Vahyin İkliminde Kuşatıcı Bir Emir” yazısıyla “emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l-münker”in Müslüman topluma tevdi edilen kifai farzlardan kabul edildiğini hatırlatarak bireysel sorumluluklarımızın altını çizdi. Prof. Dr. Soner Duman, “İyiliğe Davetin ve Kötülükleri Engellemenin Usulü”; Dr. Hüseyin Arı, “Bir Davetçi Olarak Hz. Peygamber (s.a.s.)” yazılarıyla dosyamıza katkı sundu. Bu ayki söyleşimizi Prof. Dr. Temel Yeşilyurt’la gerçekleştirdik. Hocamızla ramazanı, ahiret bilincini ve Müslümanların asli vazifelerinden olan “emr-i bi’l-maruf nehy-i ani’l-münker”i konuştuk.

Sizleri dergimizle baş başa bırakırken Ramazan Bayramı’nızı en içten dileklerimle tebrik ediyor, Yüce Allah’tan başta Gazze ve Doğu Türkistan’da gadre uğrayan din kardeşlerimize güç ve kuvvet, bütün İslam âlemine “emr-i bi’l-maruf nehy-i ani’l-münker” ile mayalanmış bir şuur niyaz ediyorum. Filistin özelinde insanlığın haysiyet davasını güden bütün o iyi insanlara da şükranlarımı sunuyorum.

Bereketli okumalar.

Cafer Tayyar DOYMAZ

DergilereAboneOlmakİçinTıklayınız