Hz. Nûh’un (as) kavmi, tevhid inancından uzak, putperest bir hayat yaşamaktaydı. Nûh (as) kavmini Allah’tan başkasına kulluk etmeme konusunda uyarmış, aksi takdirde başlarına gelecek azabı kendilerine haber vermişti. Kavminin putperestlikten vazgeçmemesi üzerine Allah, Hz. Nûh’un bir gemi yapmasını ve o gemide canlıların her birinden birer çift ile “haklarında hüküm verilmiş olanlar dışında” ailesini ve iman edenleri gemiye bindirmesini emretmiştir. İlahi azap gelince göğün kapıları açılmış, yerin kaynakları fışkırmış, göğün ve yerin suları birleşmiş, gemi azgın suların üzerinde yüzerken Nûh (as) ve beraberindekiler kurtulmuştur. Nûh’un (as) eşi ve bir oğlu dâhil inanmayanların hepsi boğulmuştur. Bir süre sonra “Ey yer suyunu yut, ey gök suyunu tut!” denilmek suretiyle tufan sona erince gemi Cûdî’ye oturmuş ve Nûh’a (as), “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte olanlara bizden selam ve bereketle gemiden in!..” (Hûd, 11/48) denilmiştir. Zikredilen Nûh Kıssası, Hûd Suresinde nakledilmektedir.
Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar gerçekten yoldan çıkmışlardır. (Haşr, 59/19)