Sahabeler

Kadın muhacirlerden en son vefat eden sahâbî kimdir?

Zatünnıtakayn = iki kuşaklı" lâkabı ne anlama gelmektedir? Dünyadayken cennetle müjdelenen Zübeyir bin Avvam’ın eşi kimdir?

Abone Ol

Hz. Esma (r.anha)’nın babası, Peygamberimizin sadık dostu Hazreti Ebû Bekir (ra), annesi Kuteyle (Katle) bint Abdüluzzâ, müminlerin annesi Hz. Aişe (r.anha) ise baba bir kardeşidir.

Aynı zamanda Hz. Esma (r.anha), Abdullah ve Urve gibi iki büyük âlim ve şehidin annesi, dünyadayken cennetle müjdelenen Zübeyir bin Avvam’ın da eşidir.

Esmâ bint Ebû Bekir, kendisinden başka babası, dedesi, oğlu (Abdullah) ve kocası sahâbî olan nâdir şahsiyetlerdendir.

Resûl-i Ekrem’e çok yakın olan bir aileye mensup bulunduğu için kültürlü ve itibarlı bir ortamda yetişen Hz. Esmâ, İslâmiyet’i en iyi anlayan ve yorumlayanların hemen ilk sıralarında yer almaktadır.

Zübeyr b. Avvâm ile evlenmiş ve ondan Abdullah, Urve, Münzir, Âsım ve Muhâcir adlarında beş erkek; Hadîcetü’l-kübrâ, Ümmü’l-Hasan ve Âişe adlarında üç kız çocuğu dünyaya getirmiştir (İbn Sa‘d, III, 100).

Hz. Esmâ, Hz. Ebû Bekir vasıtasıyla müslüman olanlar arasında ve ilk müslümanlar içinde on sekizinci sırada yer almaktadır (İbn Hişâm, I, 254).

O hicret esnasında gösterdiği firasetli hareketiyle tanındı. Bir gün Resûl-i Ekrem (sas) Efendimizin öğle sıcağında evlerine geldiğini gördü. Derhal kapıya koştu ve babasına: "İşte Resûlullah (s.a.) geliyor!" dedi. Hz. Ebû Bekir (r.a.) da: "Babam anam ona fedâ olsun. O önemli bir hadise olmadıkça bu saatte gelmezdi." dedi ve hemen karşılamaya çıktı. İçeri buyur etti. Efendimiz eve girdi ve: "Yanındaki kimseler dışarı çıksa!" buyurdu. Ebû Bekir (r.a.) da: "Yâ Resûlallah! Onlar iki kızımdır. Sır saklamasını bilirler. Bizi gözetleyen yabancı kimse yok." dedi. Bunun üzerine Efendimiz: "Allah Teâlâ'nın hicrete izin verdiğini birlikte Medine'ye gideceklerini" söyledi. Hz. Ebû Bekir (r.a.) kendisini refikliğe kabul ettiği için sevincinden gözyaşlarını tutamadı. Derhal hazırlığa başladı. Kızları Hz. Âişe ile Hz. Esmâ da babalarına yol azığı hazırlamada yardımcı oldular. Deriden bir torbaya azık koyup bir kırbaya da su doldurdular. Azık torbasını ve su kabının ağızlarını bağlamak için bir parça ip aradılar, fakat bulamadılar.

Zatünnıtakayn = iki kuşaklı" lâkabı ne anlama gelmektedir?

Esmâ (r.anhâ) babacığının işâreti üzere belindeki kemeri çıkardı iki parçaya böldü. Bir parçasıyla azık torbasının, diğer parçasıyla da su tulumunun ağzını bağladı. İki Cihan Güneşi Efendimiz, Esmâ'nın bu candan alâkasını ve samîmî davranışını seyrediyordu. Son derece memnun oldu ve: "Ey Esmâ! Allah bu kuşağının karşılığında sana cennette iki kuşak versin" diye dua buyurdu. Efendimizin bu iltifatından sonra Esmâ (r.anhâ) "zatünnıtakayn = iki kuşaklı" lâkabıyla anıldı.

Medine’ye hicret için yola çıktığında hamile olan Hz. Esmâ çetin bir yolculuktan sonra Kuba’ya vardıklarında Abdullah b. Zübeyr’i dünyaya getirmiş, muhacirlerin Medine’de doğan bu ilk çocukları müslümanları çok sevindirmiştir. Zira yahudilerin, Medine’ye göç eden müslümanlara büyü yaptıkları ve bir daha çocuklarının olmayacağı, böylece nesillerinin tükeneceği yolunda bir söylentiyi yaymalarının ardından (Buhârî, “ʿAḳīḳa”, 1) Abdullah’ın doğması bu söylentinin doğru olmadığını ortaya koymuştur.

Câhiliye devrinde babasından boşanan, daha sonra da İslâmiyet’i kabul etmeyen annesi Kuteyle yıllar sonra ziyaretine geldiği zaman Esmâ onun müslüman olmadığını düşünerek kendisini evine alma hususunda tereddüt etti. Durumu Hz. Peygamber’e bildirince, “Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve onlara karşı âdil davranmanızı yasaklamaz. Doğrusu Allah âdil olanları sever” (el-Mümtehine 60/8) meâlindeki âyet nâzil oldu.

Rüya tabirinde mahir olan Esmâ bunu babası Hz. Ebû Bekir’den öğrenmişti (İbn Sa‘d, V, 124). Onun en belirgin özelliği aşırı derecede cömert olmasıydı. Oğlu Abdullah, annesi Esmâ ile teyzesi Âişe kadar cömert bir insan görmediğini, teyzesinin eline geçen şeyleri biriktirip belli bir miktara ulaştıktan sonra dağıttığını, annesinin ise eline geçeni ertesi güne bırakmadan hemen verdiğini söylemektedir (Buhârî, el-Edebü’l-müfred, s. 106, nr. 280). Bir gün evde -muhtemelen vereceği bir sadakayı- sayıp hesaplarken Hz. Peygamber ziyaretine gelmiş, onun bu durumunu görünce, “Sayma, sonra Allah da sana sayarak verir” demiştir.

Esmâ bint Ebû Bekir, Hz. Peygamber’in bir kısım hadislerinin gelecek nesillere ulaştırılmasında önemli rol oynamıştır. İlk müslümanlardan oluşunun yanında Resûl-i Ekrem’e çok yakın bir aile çevresinin içinde yer alması ve uzun bir ömür sürmesi onu zengin bir kültür birikimine sahip kılmıştır. Bu birikimini yakın çevresi çok iyi değerlendirmiş, özellikle iki oğlu Abdullah ve Urve, erkek torunları Abdullah b. Urve ve Abbâd b. Abdullah, kız torunu Fâtıma bint Münzir b. Zübeyr, oğlunun torunu Abbâd b. Hamza b. Abdullah, ayrıca ünlü sahâbîlerden Abdullah b. Abbas, Ebû Vâkıd el-Leysî, sahâbî olduğu söylenen Safiye bint Şeybe, tâbiîlerden Muhammed b. Münkedir, Abdullah b. Zübeyr’in kadısı İbn Ebû Müleyke gibi kişiler kendisinden hadis rivayet etmişlerdir.

Esmâ, kocası Zübeyr’in kendisine sert davranmasını her fırsatta babasına duyurmasına rağmen Hz. Ebû Bekir kızına hep sabır tavsiye etmiştir (İbn Sa‘d, VIII, 251). Ancak bu evlilik devam etmemiş, Esmâ elli yaşlarında ve sekiz çocuk annesi iken kocasından ayrılmıştır. Boşandıklarında oğlu Urve’nin küçük olduğu ve babasının yanında kaldığı belirtilmektedir. Urve 23 (644) yılında doğduğuna ve babası Zübeyr de 36 (656) yılında Cemel Vak‘ası’nda öldüğüne göre Esmâ’nın boşanması yaklaşık 27-28 (648-649) yıllarına rastlamış olmalıdır. Esmâ bir daha evlenmemiş, vefatına kadar oğlu Abdullah’ın yanında yaşamıştır (İbn Asâkir, s. 9).

Esmâ bint Ebû Bekir, oğlunun 14 Cemâziyelevvel 73’te (1 Ekim 692) öldürülmesinden birkaç gün sonra Mekke’de vefat etti. Kadın muhacirler içinde en son ölen sahâbî olarak bilinen Esmâ’nın ileri yaşlarında gözüne perde inmişse de aklî dengesi hiç bozulmamış ve dişleri dökülmemiştir (İbn Asâkir, s. 28).