Borçlar, Allah’a karşı ve kullara karşı olmak üzere iki kısma ayrılır. Bir kimsenin zekât, oruç, hac, adak, keffaret gibi Allah hakkına taalluk eden borçları varsa ve bunları ödeme imkânı bulunmuyorsa vefat etmeden bu borçların ödenmesi için vasiyette bulunması gerekir. Hanefî mezhebine göre vârislerin bu vasiyeti terekenin üçte birinden yerine getirmeleri zorunludur. Vasiyet edilmemesi hâlinde ise zorunlu olmamakla birlikte vârislerin bu borçları mirastan ödemeleri tavsiye edilir. Kullara ait borçlara gelince Hz. Peygamber (sas) ölenin borçlarının mümkünse cenaze namazından önce; değilse daha sonra malından ödenmesini emretmiştir. (Buhârî, Kefâlet, 5) Ölen kişinin ruhunun, zimmetindeki borç ödeninceye kadar bağlı kalacağını bildirmiştir. (Tirmizî, Cenâiz, 76) Kur’an-ı Kerim’de borçların vârislerin payına olan önceliği “Bu (paylaştırma ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır.” (Nisâ, 4/11) ayetiyle belirtilmiştir.
Evlenme imkânı bulanınız evlensin. Çünkü evlenmek, gözü haramdan çevirmek ve iffeti korumak için en iyi yoldur... (Buhârî, Savm, 10)