İhlas sahibi bir mümin, her zaman ve mekânda dini yalnız Allah’a has kılmayı, kalbi ve zihni bulandıracak şeylerden uzak durmayı, her türlü hayra iyi niyetle yönelmeyi hayatın vazgeçilmez ilkesi olarak benimser. Sorumluluklarını yalnız Allah emrettiği için ve O’nun hoşnutluğunu kazanma arzusuyla yerine getirir. İş ve ilişkilerinde daima Allah’ın sınırsız murakabesini yüreğinde hisseder. İnsanın bütün yapıp ettikleri, bir bakıma kalbinde taşıdıklarının dışa vurumudur. Ameller kalbin aynasıdır. Eskilerin, “Küpün içinde ne varsa dışına o sızar.” sözü tam da bu durumu anlatmaktadır. Yapılan işe anlam, gaye ve değer kazandıran asıl unsur, kişinin kalbinde hasıl olan niyetidir, kastıdır. Bu yüzden İslam inanç ve düşüncesinde herhangi bir amelin ifasında kalpteki niyet, söz konusu amelin niteliğinden daha önemli ve öncelikli görülmüş; niyetin sahih, salim ve halis olması gerektiği vurgulanmıştır.
İyi sayılan bir söz ve bir bağışlama, arkasından eziyet gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, halîmdir. (Bakara, 2/263)