“Bir şeyi açıklığa kavuşturmak, iyi veya kötü yeni bir yöntem ortaya koymak” anlamındaki “senn” (سنّ) kökünden türeyen sünnet ile lafza-i celâlin (Allah kelimesi) birleşmesinden oluşur.
Allah’ın tabiatı yaratıp devam ettirmek ve toplum hayatını düzenlemek üzere koyduğu kanunları ifade eder.
Sünnet kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de ikisi çoğul (sünen) olmak üzere on altı yerde geçer. Dokuzu “Allah’ın sünneti”, diğerleri “Cenâb-ı Hakk’ın geçmiş ümmetlere veya onlara gönderdiği peygamberlere uyguladığı nizam” anlamında kullanılmıştır.
“O, yaratıp şekillendiren, âhenk veren ve düzene koyandır. O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir.” (A'lâ, 87/2-3)
“O her şeyi yaratmış ve yarattığı O şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.” (Furkan, 25/2)
“Şüphesiz Allah gökleri ve yeri, nizamları bozulmasın diye tutuyor. Andolsun ki onların nizamı eğer bir bozulursa, kendisinden başka hiç kimse onları tutamaz. Şüphesiz O, halîmdir, çok bağışlayıcıdır.” (Fâtır, 35/41)