Safi Arpaguş

Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş: Din Hakkında Konuşmak Büyük Bir Mesuliyettir

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, din hakkında konuşmanın doğru bilgi, derin kavrayış ve iyi niyet gerektiren büyük bir sorumluluk olduğunu belirterek özellikle dijital mecralarda dinî bilginin hızla tüketilen bir içerik malzemesine dönüşmesine dikkati çekti. Arpaguş, “Sözün çoğaldığı fakat mananın azaldığı; görünürlüğün arttığı fakat derinliğin kaybolduğu bir çağda yaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Abone Ol

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Diyanet Aylık Dergi’nin Temmuz 2026 sayısında kaleme aldığı “Din Hakkında Konuşmak” başlıklı yazısında, din adına söz söylemenin taşıdığı sorumluluğu, dinî bilginin aktarılmasında dikkat edilmesi gereken ilkeleri ve dijital mecraların beraberinde getirdiği sorunları değerlendirdi.

Dinin insanın hem Yaratıcıyla hem de diğer insanlar ve varlıklarla ilişkilerini düzenlediğini belirten Arpaguş, İslam’ın insanı hakikatin bilgisi, varlığın anlamı ve hayatın gayesiyle buluşturan evrensel bir ilahi rehberlik olduğunu ifade etti.

Din hakkında konuşmanın herhangi bir konuda fikir beyan etmekle aynı görülemeyeceğini vurgulayan Arpaguş, “Din hakkında konuşmak, elbette herhangi bir konuda fikir beyan etmek gibi değildir, bilakis bu alanda konuşmak bir nevi hakikat adına söz almaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Söz, bir emanet ve mesuliyettir”

İslam medeniyetinde sözün bir emanet ve sorumluluk olarak görüldüğünü belirten Arpaguş, “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül hepsi bundan mesuldür.” (İsrâ, 17/36) ayetine işaret etti.

Müslüman âlimlerin bilgiyi yalnızca zihinde biriken malumat olarak değil, hayatı ve ahlakı güzelleştiren bir hakikat pusulası olarak gördüğünü kaydeden Arpaguş, ilim ve hikmet ehlinin bilmediği konularda konuşmamasının önemini vurguladı.

Arpaguş, “Nice ilim ve hikmet ehli, ‘bilmiyorum’ diyebilmeyi ilmin vakarından saymış ve hakikat karşısında tevazu göstererek vâkıf olmadığı hususlarda daima sükûtu tercih etmiştir.” ifadelerine yer verdi.

Din adına söz söylemek ilmî yetkinlik gerektiriyor

Müslümanın hakikati tebliğ sorumluluğunun bulunduğunu hatırlatan Arpaguş, bu sorumluluğun ilim, irfan, hikmet ve insaf çerçevesinde yerine getirilmesi gerektiğini belirtti.

Dini anlatan kişinin ilmî yetkinliğe ve usul bilgisine sahip olması, hikmetli bir dil kullanması ve söylediklerini sağlam kaynaklara dayandırması gerektiğinin altını çizen Arpaguş, din hakkında söylenen sözlerin insanların hayatlarına doğrudan etki edebildiğine dikkati çekti.

Dinî metinlerin bağlamının ve maksadının bilinmesi gerektiğini vurgulayan Arpaguş, din dilinin de samimi, sahici ve kuşatıcı olması gerektiğini ifade etti.

Arpaguş, “İnsanları ayrıştıran, ötekileştiren, sürekli öfke ve gerilim üreten bir üslubun hem dinin hem de insanlığın ufkunu daraltacağı gözden uzak tutulmamalıdır.” dedi.

“Din ve ahlak alanında belirleyici etken sözden ziyade temsildir”

Dinî tebliğde doğru bilginin ve güzel üslubun tek başına yeterli olmadığına işaret eden Arpaguş, dini anlatan kişinin ahlakının, yaşantısının, tavrının ve temsil kabiliyetinin de söylediği sözün ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydetti.

Arpaguş, “Din ve ahlak alanında belirleyici etken, sözden ziyade temsildir. Bu yüzden bir müminin ahlakı, muhatabı üzerinde en güçlü hitabetten daha büyük bir etki uyandırmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Söylem ile eylem arasındaki çelişkinin dine yönelik güveni zedeleyebileceğini belirten Arpaguş, doğru kaynaklara dayanmayan, eksik, bağlamından koparılan veya duygusal etki oluşturmak amacıyla biçimlendirilen dinî söylemlerin uzun vadede toplumun din algısına zarar verdiğini ifade etti.

“Dinî bilgi hızla tüketilen bir içerik malzemesine dönüşüyor”

Arpaguş, yazısında dijitalleşmeyle birlikte dinî bilginin sunumunda ortaya çıkan sorunlara da geniş yer ayırdı.

Günümüzde en büyük sorunlardan birinin dinî bilginin hızla tüketilen bir içerik malzemesine dönüşmesi olduğunu belirten Arpaguş, şu ifadeleri kullandı:

“Sözün çoğaldığı fakat mananın azaldığı; görünürlüğün arttığı fakat derinliğin kaybolduğu bir çağda yaşıyoruz. Dijital mecralarla birlikte artık herkes her konuda konuşmakta ve bunun bir uzantısı olarak dinî meseleler hakkında da kolayca kanaat beyan edebilmektedir.”

Bu ortamda “ilmin vakarı yerine sansasyonel bir sığlığın” öne çıkabildiğine dikkati çeken Arpaguş, dinin görünürlük ve etkileşim amacıyla kullanılmasının taşıdığı tehlikelere işaret etti.

Din üzerinden şöhret ve nüfuz üretme uyarısı

Din üzerinden şöhret edinme, nüfuz oluşturma, ideolojik tahkimat yapma veya belirli yapıların prestijini artırma amacıyla hakikatin istismar edilmesinin geçmişten günümüze görülen bir problem olduğunu belirten Arpaguş, insanların dinî hassasiyetlerinin istismar edilmesine karşı uyarıda bulundu.

Arpaguş, “İnsanların dinî hassasiyetlerini ve duygularını suistimal ederek kitle devşiren, dini kendi ideolojik veya örgütsel aidiyetlerinin aparatı hâline getiren yaklaşımlar, yalnızca bir bilgi probleminin değil aynı zamanda ciddi bir ahlaki erozyonun da en açık göstergesidir.” ifadelerini kullandı.

“Din adına söylenen her sözün hesabı vardır”

Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, yazısının sonunda din hakkında konuşanların taşıdığı sorumluluğun yalnızca toplumsal sonuçlarla sınırlı olmadığına dikkati çekti.

Minberde, kürsüde, ekranda veya dijital mecralarda din adına kurulan her cümlenin sorumluluk bilinciyle söylenmesi gerektiğini vurgulayan Arpaguş, din hakkında konuşan kişilerin her şeyden önce ihlas ve samimiyet sahibi olması gerektiğini belirtti.

Arpaguş, din adına söylenen her sözün Allah katında da hesabının sorulacağı bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.

Makaleyi Okumak İçin TIKLAYINIZ>>>